Ömer KIZILÖZ


İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞI 

İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞI 


İsanoğlu olarak var olduğumuz günden bugüne kadar sürekli devam eden problemlerimiz ile birlikte bilimsel bilginin ve teknolojinin hayatımızda daha fazla yer almasıyla; sigara, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılıkları yanında, artık çağımızda internet ve internet üzerinde oyun oynama bağımlılıkları da mevcut durumda.

Bilgi elde etme, fatura ödeme, kişisel işlemleri gerçekleştirme ve çeşitli sorgulamalar yapma amacıyla internet kullanma ihtiyacımız; bizlerin daha da çok akıllı telefon, tablet ve bilgisayarla vakit geçirmesine neden oluyor. Buraya kadar herşey normal gibi, normal olmayan ise, zamanımızın büyük bir kısmını  bu teknolojik aletlere ayırmamız.

İnternette oyun oynama bağımlılığı madde kullanımı bağımlılığı ile aynı kategoride yer almakta, bir araştırmada oyun oynayan insanların beyin taramaları yapılmış ve uyuşturucu bağımlılığı ile aynı tür dopamin tepkilerinin olduğu görülmüştür.

Kişi oyun oynamaya ve oyunda başarı elde etmeye başladığında beyinde haz alma merkezi çalışmakta ve dopamin hormonu salgılamak tadır. Alınan mutlu edici bu haz ile birlikte kişi oynamakta olduğu oyunla daha da fazla vakit geçirmekte, bu durum ise şahsın neredeyse yemek yeme ve tuvalet ihtiyacı dışında tüm vaktini internet başında geçirmesine neden olmaktadır.

Bağımlı olan bireyler, sosyal hayatlarında ya da okul ortamında elde edemedikleri başarma duygusuna, oyun içerisindeki kendilerine ait karakterlerle, atladıkları kademelerle ve aldıkları puanlarla daha kolay ve daha hızlı ulaşabilmektedirler.

Beynin ödül merkezi gerçekle sanal ödülü birbirinden ayıramıyor.Gerçek hayatta ödül almak çaba gerektiriyor ve bağımlılar işin kolayı varken sanal yani yalancı ödülü tercih ediyorlar.

Ayrıca yine yapılan araştırmalar bizlere;

internet ve oyun oynama bağımlılığı olan bireylerin anne ve babaları ile sürekli çatışma halinde olduklarını, evden çıkmak ya da bir işte çalışmak istemediklerini, sorumluluk almaktan ve evlenmekten kaçındıklarını, dış dünyaya adapte olma konusunda zorlandıklarını, sürekli depresif bir ruh halinde olduklarını ve ayrıca bu bireylerde empati duygusunun gelişmediğini göstermektedir.

 

 

 



YAZARLAR