ÖĞRETMENLERE 'HATIRAN YETER' Mİ?
24 Kasım Öğretmenler Günü yine her zamanki gibi coşkuyla kutlandı. Sivas’ta da, Türkiye’nin dört bir yanında da sahneler hazırlandı, öğrenciler şiirlerini ezberledi, protokol konuşmalarını yaptı, çiçekler hazırlandı. Klipler yayınlandı, konserler verildi. Hatta Millî Eğitim Bakanlığı bu yıl öğretmenlere özel “Hatıran Yeter” şarkısını hediye ederek duygusal bir jest yaptı.
Ancak bu duygusallığın arkasında koca bir gerçek daha vardı: Öğretmenler ve bu ülkenin tüm emekçi kesimleri, kutlanan değil geçinmek isteyen insanlar.
Öğretmenler dün neyi bekledi biliyor musunuz?
Bir alkış daha değil.
Bir çiçek daha değil.
Bir şiir daha değil.
Bir klip daha hiç değil…
Enflasyon karşısında eriyen maaşlarına yapılacak artışı, geçim derdini hafifletecek gerçek bir adımı beklediler. Çünkü artık “öğretmenlik bir gönül mesleği” cümlesi, gönlü yaralayan bir teselliden öteye geçmiyor.
Bugün bir öğretmen, ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Kirası, market alışverişi, faturalar, ulaşım… Maaş, her ay biraz daha küçülüyor. Ve öğretmenler artık sadece yetiştirdikleri nesillerle değil, geçim sıkıntısıyla da yarışıyor.
Hal böyleyken 24 Kasım günü verilen en büyük hediye bir şarkı olunca ister istemez şu soru yankılanıyor:
“Hatıran yeter” diyerek geçim olur mu?
Türkiye’de yılda bir gün hatırlanan öğretmenlerin maaşı, ekonomik gerçeklerle ne yazık ki pek hatırlanmıyor. Hatırlanmadığı için de her yıl yeni beklentiler, yeni hayal kırıklıkları birikiyor.
Evet, öğretmenlik büyük bir meslektir.
Evet, öğretmenlik fedakârlık ister.
Evet, öğretmenlik saygıyı hak eder.
Ama sevgi, saygı ve alkış yaşatmaz; kira ödemez, faturayı kapatmaz, çocuğun masrafını karşılamaz.
Bir ülke geleceğini eğitime bağlıyorsa, eğitimciyi yaşatmak zorundadır. Öğretmeni sadece 24 Kasım’da değil, 365 gün hatırlamak; hatırlamakla da kalmayıp emeğini karşılığıyla desteklemek zorundadır.
Bugün Türkiye’de her biri toplumu ayakta tutan farklı renkte yakalar var: Mavi yaka, beyaz yaka, gri yaka… Hepsinin ortak derdi aynı: Ücret yetersizliği. Öğretmenler de bu büyük tablonun tam ortasında.
Bu yüzden bugün bir kez daha soralım:
Bir ülke geleceğini emanet ettiği insanları ayda bir kez değil, her gün onurlandırmalı değil mi?
Şarkılar güzel, klipler duygulu, çiçekler anlamlı…
Ama gerçek şu:
Öğretmenlerimiz hatıralarıyla değil, hak ettikleri maaşla mutlu olabilir.
24 Kasım’ın anlamı, gözü dolan öğretmenler değil; geçim sıkıntısı olmayan öğretmenler olmalıdır.
Hatıra güzel…
Ama geçim daha gerçek.
Vesselam…