16 Ocak 2026
weather
-1°
43,2799 %0.22
50,2137 %-0.08
6.387,85 % -0,10
Ara

SİVAS'TA 3 G YOK! GAR, GIŞ, GIYAMET

YAYINLAMA:

Sivas yine kara kışa kuraklıkla adım attı.
Oysa bu şehir, ayazıyla ün salmış; karı, boranı, tipiyle hafızalara kazınmış bir coğrafya. Eskiden “Kış geldi mi geldi” denirdi. Şimdi ise kış geliyor ama içi boş geliyor. Soğuk var, ayaz var; lakin kar yok, bereket yok, su yok.

Dünyanın baş belası hâline gelen küresel ısınma, bu yıl da kapımızı çalmadı; kapıyı kırıp içeri girdi adeta. Mevsimler yer değiştirdi, takvimler şaştı. Denilene göre her şey bir ay gecikmeli yaşanıyor. Bahar bahar gibi değil, yaz yaz gibi değil, kış ise artık kış olmaktan çıkmış durumda. Sivas’ta kış, takvim yapraklarında kaldı.

Milyonlarca yaşında olan dünyamız, yeni bir küresel ısınma eşiğinden geçiyor. Bir zamanlar buz yığını olan gezegenimiz, eridikçe eriyor. Kutuplar ağlıyor, buzullar can çekişiyor. “Dünyanın üçte ikisi sudur” bilgisi ilkokuldan beri kulağımızda. Ama gidişat öyle ki, sanki dünyanın tamamı su olacak. Denizler yükseliyor, kıyılar kayboluyor, adalar haritadan siliniyor.

Ne var ki işin ironisi burada başlıyor: Su artıyor ama kuraklık da artıyor. Fizik kanunları, tüm zıtlıklarıyla işliyor. Bir yanda seller, taşkınlar; diğer yanda çatlamış topraklar, kuruyan göller, susuz kalan tarlalar… Aynı dünyada, aynı anda hem boğuluyoruz hem susuzluktan yanıyoruz.

Sivas bu tablonun tam ortasında. Barajlar alarm veriyor, yer altı suları her yıl biraz daha çekiliyor. Çiftçi gökyüzüne bakıyor, “Kar ne zaman yağacak?” diye soruyor. Çünkü Sivas’ta kar sadece kar değildir; su demektir, bereket demektir, yazın içilecek bir bardak soğuk suyun teminatıdır. Kar yağmazsa, bahar da gelmez, yaz da rahat geçmez.

Eskiden Sivas’ta kış, çocuklar için kızak; büyükler için zahmetti. Ama herkes bilirdi ki o zahmetin sonunda bereket vardır. Şimdi zahmet var, bereket yok. Soğuk üşütüyor ama toprağı doyurmuyor.

Ve geldik işin Sivasça özetine…
Bu yıl Sivas’ta 3 G’den haber yok: Gar yok, Gış yok, Gıyamet zaten kapıda.

Belki de asıl gıyamet, karın yağmaması.
Belki de asıl felaket, bunu olağan karşılamaya başlamamız.

Doğa bize bir şey anlatıyor. Hem de yüksek sesle…
Soru şu: Biz hâlâ duymamakta mı ısrar edeceğiz?

Vesselam…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *