23 Ocak 2026
weather
-4°
43,3567 %0.2
51,0724 %0.08
6.901,90 % 0,94
Ara

EKRANDAKİ ŞİDDET, HAYATTAKİ SESSİZLİK!

YAYINLAMA:

Bu ülkede bazı kurumların adı anıldığında tartışma kendiliğinden başlıyor. TÜİK bunların başında geliyor. Açıklanan her veri, daha mürekkebi kurumadan toplumun vicdanında sorgulanıyor. Çünkü sokaktaki hayatla rakamlar örtüşmüyor. Pazarda, markette, kirada hissedilen enflasyon ile kâğıt üzerindeki oranlar arasındaki uçurum büyüdükçe, sonuç da değişmiyor: Maaşlar eriyor, zamlar “komik” kalıyor, vatandaşın alım gücü her ay biraz daha azalıyor.

Ama tartışma sadece ekonomik verilerle sınırlı değil.

Son yıllarda artan cinayetler, uyuşturucu haberleri, silahlı yaralamalar, sokak ortasında kaybedilen hayatlar artık “olağan” bir haber diliyle sunuluyor. En son 12 yaşında bir çocuk, elinde pompalı tüfekle okula geliyor ve okul müdürünü vuruyor. Bir eğitim yuvasında, bir çocuğun elinde silah… Müdür ağır yaralı, yoğun bakımda. Bu bir istisna mı, yoksa görmezden gelinen bir gidişatın sonucu mu?

Haber bültenleri uyuşturucu operasyonlarıyla dolu. Tonlarca madde ele geçiriliyor, şebekeler çökertiliyor. Üstelik tüm bunlar tam da bütçe görüşmelerinin yapıldığı günlerde ekrana düşüyor. Tesadüf mü? Belki. Ama asıl sorun şu: Biz sonuçları konuşuyoruz, nedenleri değil.

Kimse dönüp ekranlara bakmıyor.

Akşam kuşağında yayımlanan dizilerde mafya özentisi, ağalık düzeni, belde silah, çözüm olarak şiddet var. “Kabadayılık” yüceltiliyor, yasa dışı hayatlar parlatılıyor. Bir bölümde onlarca kez silah patlıyor, insanlar öldürülüyor, ama hikâye hâlâ “kahramanlık” diye sunuluyor. Çocuklar ve gençler bu sahnelerle büyüyor, rol modellerini buradan seçiyor.

Ve kimse çıkıp yüksek sesle sormuyor:

RTÜK ne yapıyor?

Gerçek hayatta yaşanan şiddeti konuşuyoruz ama şiddeti normalleştiren ekran dilini sorgulamıyoruz. Bir çocuğun eline silah almasını “toplumsal çöküş” diye anlatıyoruz ama o çocuğun her akşam izlediği dizide silahın güç, korkunun saygınlık, zorbalığın çözüm olarak sunulduğunu görmezden geliyoruz.

Bu bir çelişki değil, bir körlük.

Ekonomi verileri tartışmalı, adalet duygusu zedelenmiş, sokak güvensiz, okullar bile artık haber konusu. Ama kültürel iklimi şekillendiren ekranlar neredeyse dokunulmaz. Oysa şiddet sadece sokakta üretilmez; ekranda, dilde, hikâyede de üretilir.

Belki de artık şunu kabul etmeliyiz:

Sorun yalnızca rakamlarda değil, yalnızca suçta değil. Sorun, neyi normalleştirdiğimizde.

Ve normalleştirilen her şey, bir gün haber bültenlerinde karşımıza çıkar.

Vesselam…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *