BİR İDDİA BİR KARİYER BİR DEVLET TECRÜBESİ
İstanbul Valisi Davut Gül’ün İçişleri Bakanı olabileceği konuşuluyor. Henüz resmi bir açıklama yok, ancak bu söylentinin bu kadar yaygın biçimde dile getirilmesi, meselenin sıradan bir kulis dedikodusunun ötesinde okunması gerektiğini gösteriyor.
Hele ki söz konusu makam İçişleri Bakanlığı gibi hem güvenlik hem de yerel yönetimler açısından kritik bir pozisyondaysa, iddianın kendisi bile ciddiyetle ele alınmayı hak eder.
Ben şöyle bir tablo çizmek istiyorum…
Davut Gül, görev yaptığı her ilde kriz yöneticisi kimliğiyle öne çıkan bir bürokrat. Gaziantep’te sınır güvenliği ve göç baskısı, İstanbul’da ise asayişten toplumsal olaylara uzanan geniş bir yelpazede sorumluluk aldı.
Özellikle Sivas Valiliği dönemi, Davut Gül’ün idari kariyerinde ayrı bir yere sahip. İlimizde görev yaptığı yıllarda Gül, sessiz ama sahada bir yönetim anlayışı sergiledi. Popülist çıkışlardan uzak, yerel dinamikleri önceleyen ve devlet vatandaş ilişkisinde dengeyi koruyan bir profil çizdi. Tarımdan kırsal kalkınmaya, sosyal yardımlardan kamu düzenine kadar pek çok başlıkta merkezi idare ile yerel ihtiyaçlar arasında köprü olmayı başardı. Bugün Sivas’ta hala sorun çözen vali olarak anılmasının nedeni de bu.
Bu deneyim, onun yalnızca büyükşehir krizlerini yöneten bir bürokrat değil, Anadolu’nun sosyolojisini bilen, taşranın reflekslerini tanıyan bir yönetici olduğunu gösteriyor. İçişleri Bakanlığı gibi hem metropolleri hem de en ücra ilçeleri kapsayan bir makam için bu özellik azımsanacak bir avantaj değil.
Eğer Davut Gül gerçekten İçişleri Bakanlığı için düşünülüyorsa, bu tercih Sivas gibi şehirlerde edinilen tecrübenin Ankara’da karşılık bulduğunu da gösterir. Yani mesele sadece İstanbul’daki performans değil, Anadolu’dan merkeze taşınan bir devlet pratiğidir bu.
Karar yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Ancak şu bir gerçek…
Bugün Davut Gül üzerinden yürüyen bu tartışma, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde iç güvenlik ve yerel yönetim anlayışında nasıl bir yol izleyeceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
Sivas’tan bakıldığında bu iddia, yalnızca Ankara kulislerinde konuşulan bir senaryo değil, bu topraklarda görev yapmış, Sivas’ın meselelerine yakından temas etmiş bir valinin devlet yönetiminde daha üst bir sorumluluğa taşınma ihtimalidir.