<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bizim Sivas</title>
    <link>https://www.bizimsivas.com.tr</link>
    <description>Sivas Haberleri, Sivas Son Dakika Haberleri, Sivas'a Dair Gelişmeler, Sivasspor Transfer Haberleri ve Daha Fazlası Bizim Sivas Haber'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 08:13:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Su İçerken Boğulur Gibi Oluyorsanız Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/su-icerken-bogulur-gibi-oluyorsaniz-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/su-icerken-bogulur-gibi-oluyorsaniz-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlılarda görülen yutma güçlüğü aspirasyon zatürresi ve akciğer enfeksiyonlarını tetiklerken, yemek sırasında öksürme ve kilo kaybı gibi belirtiler erken teşhis uyarısı veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemek yerken, sıvı tüketirken hatta tükürüğü yutarken çok sayıda kas ve sinir kusursuz bir uyumla hareket ediyor. Ancak yaşın ilerlemesiyle azalan kas kütlesi, zayıflayan refleksler, ağız içi his kaybı, diş sorunları ve tükürük miktarındaki düşüş bu hassas sistemi sekteye uğratıyor. Tıpta disfaji olarak adlandırılan yutma bozukluğu; yalnızca inme, Parkinson veya Alzheimer gibi nörolojik rahatsızlıklarda değil, yaşlanmanın doğal getirdiği kas zayıflıklarında da kendini hissettiriyor.</p>

<h1><strong>Akciğerlere Kaçan Lokmalar Zatürre Yapıyor</strong></h1>

<p>Yutma refleksinin aksaması sonucu yiyecek, içecek veya tükürüğün nefes borusuna kaçması derin bir sağlık krizine yol açıyor. Boğaz duyusu azalan yaşlılarda bu durum çoğu zaman şiddetli bir öksürük vermeden, tamamen sessiz şekilde akciğerlere inebiliyor. Akciğer dokusuna ulaşan yabancı maddeler ise hastaneye yatış gerektiren aspirasyon zatürresine ve tekrarlayan ağır enfeksiyonlara zemin hazırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İlaç İçememe, Kilo Kaybı ve Sıvı Yetersizliği</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="497" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w774111-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Yutkunurken boğulma hissi veya takılma korkusu yaşayan bireyler zamanla beslenmeyi azaltarak tabakta yemek bırakmaya başlıyor. Bu çekince ani kilo kayıplarına, ileri derece kas erimesine ve susuzluğa yol açıyor. Aynı zamanda günlük alınması gereken hayati tablet veya kapsül formundaki ilaçların yutulamayarak aksatılması, mevcut kronik hastalıkların kontrolünü de çıkmaza sokuyor.</p>

<h2><strong>Sofrada Hayat Kurtaran Güvenli Kurallar</strong></h2>

<p>Yutma güçlüğünün aşılmasında endoskopik yöntemler ve yutma testleriyle kişiye özel kıvam ve egzersiz programları belirleniyor. Beslenme sırasında televizyon gibi dikkat dağıtıcı unsurların kapatılması, dik açıyla oturulması, porsiyonların küçük lokmalar halinde iyice çiğnenerek acele edilmeden tüketilmesi riskleri en aza indiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/su-icerken-bogulur-gibi-oluyorsaniz-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-161.jpg" type="image/jpeg" length="39423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yaşta Başlayan Kasık Ağrısını Sakın Hafife Almayın!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/genc-yasta-baslayan-kasik-agrisini-sakin-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/genc-yasta-baslayan-kasik-agrisini-sakin-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genç yaşta ortaya çıkan kasık ve uyluk ağrıları femur başı avasküler nekroz habercisi olabilir; kortizon kullanımı ve travmalar kalça ekleminde kalıcı hasar riskini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalça ekleminin en kritik parçası olan femur başı, uyluk kemiğinin leğen kemiğiyle birleştiği en üst bölgeyi oluşturuyor. Vücuttaki diğer kemik yapılarına kıyasla damar dağılımı ve kanlanma kapasitesi oldukça sınırlı olan bu bölge, dolaşım bozukluklarına ve kemik dokusu hasarlarına karşı çok daha savunmasız kalıyor. Kan akışının azalmasıyla birlikte kemik dokusunun beslenememesi, tıp literatüründe femur başı avasküler nekroz olarak adlandırılan ciddi bir tabloyu ortaya çıkarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>Kortizon, Alkol ve Travmalar Riski Tetikliyor</strong></h1>

<p><strong><img alt="" height="1050" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w774128-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Hastalığın gelişmesinde kalça bölgesine alınan fiziksel darbeler, travmalar ve çeşitli metabolik bozukluklar önemli bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra aşırı alkol tüketimi ve yüksek dozda kortizonlu ilaç kullanımı risk faktörlerinin başında geliyor. Özellikle son yıllarda çeşitli tedaviler kapsamında uygulanan kortizon kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığında belirgin bir artış yaşanıyor. Kasıkta başlayıp uyluğa doğru yayılan ağrılar, özellikle genç yaştaki bireylerde kalça ekleminin alarm verdiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Erken Teşhis Kalça Kireçlenmesini Önlüyor</strong></h2>

<p>Sinsi ilerleyen bu rahatsızlıkta erken dönemde teşhis konulması, eklem yapısının tamamen bozulmasını ve kalıcı kireçlenmelerin oluşmasını doğrudan engelliyor. Zamanında fark edilen vakalarda uygulanan çeşitli tedavi seçenekleri sayesinde kemik dokusundaki tahribat durdurulabiliyor ve hastalar kalça protezi veya ağır cerrahi süreçlere gerek kalmadan sağlığına kavuşabiliyor. Bu nedenle genç yaşlarda hissedilen kasık batmaları ve bacağa vuran ağrıların gecikmeden kontrol edilmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/genc-yasta-baslayan-kasik-agrisini-sakin-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-160.jpg" type="image/jpeg" length="93412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saatlerce Koltukta Oturanlar Dikkat! Bacakta Başlayıp Akciğere Vuruyor!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/saatlerce-koltukta-oturanlar-dikkat-bacakta-baslayip-akcigere-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/saatlerce-koltukta-oturanlar-dikkat-bacakta-baslayip-akcigere-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yolculuklarda saatlerce hareketsiz kalmak bacaklarda pıhtı oluşumunu tetiklerken, akciğere ulaşabilecek bu riskten korunmak için basit egzersizler ve bol sıvı tüketimi öneriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uçak, otobüs veya otomobille yapılan uzun süreli seyahatlerde saatlerce aynı koltukta hareketsiz oturmak, bacaklardaki derin toplardamar dolaşımını belirgin şekilde yavaşlatıyor. Kanın damar içinde göllenmesi, derin ven trombozu olarak adlandırılan pıhtı tablosunu tetikliyor. Özellikle geçmişinde pıhtı öyküsü olanlar, yeni ameliyat geçirenler, kanser tedavisi görenler, ileri yaştaki bireyler ve fazla kilolu kişiler bu süreçte çok daha yüksek bir riskle karşı karşıya kalıyor. Yaz sıcaklarında yaşanan sıvı kayıpları da pıhtılaşma ihtimalini daha da artırıyor.</p>

<h1><strong>Akciğere Ulaşırsa Hayati Tehlike Yaratıyor</strong></h1>

<p>Bacaklarda oluşan pıhtı her zaman ilk anda belirgin sinyal vermeyebiliyor. Ancak yolculuk sonrasında tek bacakta aniden beliren şişlik, yoğun ağrı, hassasiyet, ciltte kızarıklık ve ısı artışı durumunda dikkatli olmak gerekiyor. Kopan bir pıhtı parçasının kan akışıyla akciğere taşınması halinde ise ani başlayan nefes darlığı, batıcı göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma hissi ve kanlı öksürük gibi hayati sonuçlar doğurabilen ağır tablolar gelişebiliyor.</p>

<h2><strong>Koltukta Yapılacak Basit Hareketler Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w773394-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yolculuk sırasında riski en aza indirmek için belirli aralıklarla mola vermek, araç içinde ya da koridorda kısa yürüyüşler yapmak büyük fayda sağlıyor. Oturulan yerde ayak bileklerini yukarı ve aşağı oynatmak, dairesel hareketler çizmek, ayak parmaklarını ve topukları sırayla kaldırarak baldır kaslarını çalıştırmak kan dolaşımını canlı tutuyor.</p>

<h2><strong>Giyim ve Sıvı Tüketimine Dikkat Edilmeli</strong></h2>

<p>Yolculuk boyunca bacak bacak üstüne atmaktan kaçınılması, bel ve bacakları sıkan dar kıyafetler yerine bol giysilerin seçilmesi gerekiyor. Susama hissi beklenmeden düzenli su tüketimi tavsiye edilirken, yüksek risk grubundaki kişilerin yolculuk öncesinde varis çorabı veya koruyucu ilaç seçenekleri için önlem alması önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/saatlerce-koltukta-oturanlar-dikkat-bacakta-baslayip-akcigere-vuruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-158.jpg" type="image/jpeg" length="71293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gün İçinde Farkında Olmadan Yapılan Bu Hareketler Bel Fıtığına Zemin Hazırlıyor!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/gun-icinde-farkinda-olmadan-yapilan-bu-hareketler-bel-fitigina-zemin-hazirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/gun-icinde-farkinda-olmadan-yapilan-bu-hareketler-bel-fitigina-zemin-hazirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süre hareketsiz oturmak ve yanlış yük kaldırmak bel fıtığı riskini artırırken, her bel ağrısının fıtık olmadığı ve hastaların çoğunun ameliyatsız iyileşebildiği belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel fıtığı oluşumunda genetik ve yapısal faktörlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları belirleyici bir rol oynuyor. Ağır eşyaları dizleri bükmeden belden eğilerek kaldırmak, uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz oturmak, spordan uzak bir yaşam sürmek ve sigara tüketimi fıtık riskini ciddi oranda artırıyor. Düzenli egzersiz yaparak bel ve karın kaslarını güçlü tutmak, ideal kiloyu korumak ve doğru duruş biçimi kazanmak omurga sağlığının korunmasında temel faktörlerin başında geliyor.</p>

<h1><strong>Masa Başı ve Direksiyon Başındakiler Risk Altında</strong></h1>

<p>Özellikle gün boyu ofis ortamında masa başında çalışan kişilerin uzun süre sabit kalmaması, 30-45 dakikalık aralıklarla ayağa kalkarak birkaç dakika yürümesi ve hafif esneme hareketleri yapması gerekiyor. Benzer şekilde uzun saatler araç kullanan sürücülerin de sık sık mola vermesi ve koltuklarını bel boşluğunu destekleyecek şekilde ergonomik olarak ayarlaması tavsiye ediliyor. Ağır yük kaldırırken yükün vücuda yakın tutulması ve ani dönme hareketlerinden kesinlikle kaçınılması gerekiyor.</p>

<h2><strong>Her Ağrı Fıtık Değil Ama Bu İşaretlere Dikkat</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="1050" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w773414-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda her bel ağrısı doğrudan fıtıkla ilişkilendirilse de kas zorlanmaları, bağ dokusu problemleri, kireçlenme ve duruş bozuklukları da benzer ağrılara yol açabiliyor. Ancak belden başlayıp kalça, bacak ve ayağa doğru inen uyuşma, karıncalanma, şiddetli batma ve bacakta ilerleyici güç kaybı gibi tablolar fıtık ihtimalini güçlendiriyor. Bacakta belirgin güçsüzlük, ayağı kaldıramama ve boşaltım kontrolünde bozulma gibi durumlarda vakit kaybetmeden müdahale gerekiyor.</p>

<h2><strong>Ameliyatsız Tedavi ve Kapalı Yöntem</strong></h2>

<p>Fıtık tanısı alan her hastanın doğrudan ameliyata yönlendirilmesi gerekmiyor. Hastaların büyük bir kısmı istirahat, ilaç uygulamaları, fizik tedavi ve kişiye özel egzersiz planlarıyla sağlığına kavuşabiliyor. İlerleyici güç kaybı durumlarında ise cerrahi seçenekler gündeme geliyor; uygun hastalarda küçük bir kesiden uygulanan kapalı ve endoskopik yöntemler sayesinde doku hasarı azaltılarak günlük yaşama çok daha hızlı dönüş sağlanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/gun-icinde-farkinda-olmadan-yapilan-bu-hareketler-bel-fitigina-zemin-hazirliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-157.jpg" type="image/jpeg" length="20447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sadece Şeker Yüksekliği Sanılıyordu! Bütün Vücudu Sessizce Sarıyor!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sadece-seker-yuksekligi-saniliyordu-butun-vucudu-sessizce-sariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sadece-seker-yuksekligi-saniliyordu-butun-vucudu-sessizce-sariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı kalmayıp tüm organları etkilerken, gelişen tedavi yöntemleriyle insülin yerine ağızdan alınan ilaçlar ön plana çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, pankreasta yeterli insülin üretilememesi ya da üretilen hormonun vücutta etkin biçimde kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir tablo olarak öne çıkıyor. Vücudun temel enerji dengesini sağlayan insülin hormonunun işlevini yitirmesi, yalnızca kan şekeri seviyesini yükseltmekle kalmıyor; şeker, yağ ve protein metabolizmasını bozarak birden fazla organı aynı anda etkileyen çok sistemli bir sürece dönüşüyor.</p>

<h1><strong>Tedavide Yeni Dönem ve İlaç Tercihi</strong></h1>

<p><strong><img alt="" height="413" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w772760-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tip 1 ve Tip 2 olarak iki temel grupta izlenen hastalıkta, özellikle Tip 2 diyabetli bireylerde insülin üretimi sürse de hücrelerin bu hormona direnç göstermesi tablonun ağırlaşmasına yol açıyor. Geçmişte sıklıkla başvurulan doğrudan insülin uygulamaları yerine, günümüzde gelişen tıp imkânları sayesinde uygun koşulları taşıyan hastalarda öncelikli olarak ağızdan alınan ilaç tedavileri tercih ediliyor. Her hastanın metabolik durumuna göre kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri uygulanıyor.</p>

<h2><strong>Yaşam Tarzı Değişikliği ve Düzenli Takip Şart</strong></h2>

<p>Hastalık yönetiminde ilaç tedavisinin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekilirken; sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli fiziksel egzersiz ve hayat tarzı düzenlemeleri hayati rol oynuyor. Temel amacın kan şekerini dengede tutmanın ötesinde uzun vadede gelişebilecek organ hasarlarını engellemek olduğu belirtilirken, özellikle risk altındaki kişilerin erken teşhis için düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sadece-seker-yuksekligi-saniliyordu-butun-vucudu-sessizce-sariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-156.jpg" type="image/jpeg" length="66963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyüme Ağrısıyla Karıştırılıyor! Çocuklarda Bu İşaretlere Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/buyume-agrisiyla-karistiriliyor-cocuklarda-bu-isaretlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/buyume-agrisiyla-karistiriliyor-cocuklarda-bu-isaretlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda büyüme ağrısı veya yorgunluk sanılan çabuk yorulma, beslenirken terleme ve eforla gelen göğüs ağrısı gibi belirtiler kalp rahatsızlıklarının habercisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında ortaya çıkan kalp rahatsızlıkları, aileler tarafından çoğunlukla büyüme sancıları, geçici yorgunluk ya da kondisyon eksikliği şeklinde algılanabiliyor. Doğuştan gelen veya sonradan kazanılan bu rahatsızlıklar erken dönemde fark edilmediğinde, çocukların bedensel büyüme ve gelişim sürecini doğrudan olumsuz etkiliyor. Dünya genelinde her yıl 1 milyondan fazla bebeğin doğuştan kalp hastalığıyla dünyaya gelmesi, tablonun ciddiyetini gözler önüne seriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>Fiziksel Eforda Ortaya Çıkan Gizli Sinyaller</strong></h1>

<p>Romatizmal rahatsızlıklar, ritim bozuklukları veya miyokardit gibi sonradan gelişen sorunlar çocuklarda her zaman açık belirti vermeyebiliyor. Akranlarıyla aynı tempoda koşamama, oyun sırasında ya da merdiven çıkarken aniden soluk soluğa kalıp oturma ihtiyacı hissetme en belirgin işaretler arasında yer alıyor. "Çocuğun huyu böyle" denilerek önemsenmeyen çabuk yorulma ve efor kaynaklı nefes darlığı, kalbin alarm verdiğini gösterebiliyor.</p>

<h2><strong>Göğüs Ağrısının Çıkış Şekline Dikkat</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="525" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w772843-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Kas ve iskelet kaynaklı ağrılar belirli hareketlerde veya elle baskı uygulandığında artış gösterirken, kalple ilgili olan ağrılar doğrudan efor esnasında kendini hissettiriyor. Koşarken, spor yaparken aniden bastıran göğüs sızısına çarpıntı, baş dönmesi, bayılma hissi ve nefes darlığı eşlik ediyorsa durumun aciliyeti katlanıyor. Özellikle aile geçmişinde genç yaşta ani kayıplar bulunan çocuklarda bu şikayetler daha kritik bir hal alıyor.</p>

<h2><strong>Bebeklik Dönemindeki İpuçları</strong></h2>

<p>Bebeklerde emzirme esnasında alında beliren aşırı terleme, beslenmeyi yarıda bırakma, kilo alamama ve özellikle dudak ile dilde görülen morarmalar kalbin fazla zorlandığına işaret ediyor. Erken teşhis sayesinde zamanında uygulanan tedaviler, kalıcı hasarların önüne geçerek çocukların yaşıtlarıyla aynı standartta ve sağlıklı bir gelişim temposu yakalamasını sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/buyume-agrisiyla-karistiriliyor-cocuklarda-bu-isaretlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-155.jpg" type="image/jpeg" length="63905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta mobil sağlık vatandaşların hizmetinde]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-mobil-saglik-vatandaslarin-hizmetinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-mobil-saglik-vatandaslarin-hizmetinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas’ta İbn-i Sina Haftası’nda Mobil Sağlık Hizmetleri Vatandaşlarla Buluştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas’ta 17–23 Ağustos tarihleri arasında kutlanan İbn-i Sina Haftası kapsamında, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vatandaşlara yönelik sağlık hizmetleri Atatürk ve Kongre Müzesi bahçesinde sunuldu.</p>

<p>Etkinlik kapsamında Mobil Ağız ve Diş Sağlığı Hizmet Aracı, Sigara Bıraktırma Aracı ve Mobil Kanser Tarama Aracı vatandaşların hizmetine sunularak koruyucu sağlık hizmetleri konusunda farkındalık oluşturuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/h-q-qvcio-w-i-a-a2g-o4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, etkinlik alanını ziyaret ederek İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Onur Mahmutoğlu’ndan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/h-q-qvcig-w4-a-adfa-y.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Alanda vatandaşlarla da sohbet eden Vali Şimşek, sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi alarak görev yapan sağlık personeline çalışmalarında kolaylıklar diledi.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/h-q-qvcil-x-e-a-ao-ij4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>İbn-i Sina Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen etkinliklerle vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay erişiminin sağlanması ve erken teşhis ile koruyucu sağlık uygulamalarının önemine dikkat çekilmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Valiliği Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-mobil-saglik-vatandaslarin-hizmetinde</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/h-q-qvciw-wc-a-a44w-y.jpg" type="image/jpeg" length="71068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hiçbir Belirti Vermeden Sinsice İlerliyor! Görme Yetinizi Tehdit Eden Gizli Tehlike!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/hicbir-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-gorme-yetinizi-tehdit-eden-gizli-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/hicbir-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-gorme-yetinizi-tehdit-eden-gizli-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebiliyor; şiddetli ağrı, bulantı ve düzenli muayenenin önemi dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında "göz tansiyonu" adıyla bilinen glokom, erken evrede fark edilmediğinde kalıcı görme kaybına kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Göz sağlığında sıkça rastlanan ancak tespiti oldukça güç olan bu durum, farklı türleriyle değişkenlik gösteriyor. Hastalığın en yaygın görülen çeşidi olan açık açılı glokom, uzun yıllar boyunca hiçbir sinyal vermeden tamamen sessiz bir biçimde ilerleyebiliyor. Kişi günlük hayatında herhangi bir sorun hissetmediği için tablonun ciddiyeti çoğu zaman geç anlaşılıyor.</p>

<h1><strong>Ani Belirtilerle Kendini Gösteren Tür</strong></h1>

<p>Açık açılı türe kıyasla kapalı açılı glokom çok daha hızlı ve belirgin şikayetlerle kendini ele veriyor. Bu durumda aniden başlayan şiddetli göz ve baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, gözde belirgin kızarıklık ve ışıkların etrafında renkli haleler görme gibi durumlar yaşanıyor. Bu tip ani şikayetler, tablonun hızla ciddiye alınmasını gerektiriyor.</p>

<h2><strong>Kimler Daha Fazla Risk Altında?</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="1148" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w771766-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Bazı bireyler yapısal ve çevresel faktörler nedeniyle bu sağlık sorununa karşı daha hassas bir konumda bulunuyor. Özellikle ailesinde göz tansiyonu geçmişi olanlar, yüksek dereceli miyop veya hipermetrop hastaları ile uzun süreli steroid yani kortizon içerikli ilaç kullanan bireyler risk grubunun başında geliyor. Bu gruptaki kişilerin günlük yaşamlarında belirgin bir rahatsızlık hissetmeseler dahi temkinli olmaları gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Erken Teşhis ve Düzenli Kontrolün Önemi</strong></h2>

<p>Görme kabiliyetinin korunması ve geri dönüşü olmayan kalıcı hasarların önüne geçilmesi için erken tanı kilit rol oynuyor. Hiçbir belirti ya da görme problemi yaşanmasa bile rutin göz muayenelerinin düzenli yapılması, gizlice ilerleyen hasarın erken tespit edilmesini sağlıyor. Kontrollerin aksatılmaması göz sağlığının korunmasında belirleyici oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/hicbir-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-gorme-yetinizi-tehdit-eden-gizli-tehlike</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-151.jpg" type="image/jpeg" length="95084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyonum Normal Diyenler de Risk Altında! Sofradaki O Tehlike Meğer Sadece Kalbi Vurmuyormuş!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/tansiyonum-normal-diyenler-de-risk-altinda-sofradaki-o-tehlike-meger-sadece-kalbi-vurmuyormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/tansiyonum-normal-diyenler-de-risk-altinda-sofradaki-o-tehlike-meger-sadece-kalbi-vurmuyormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tansiyonum normal diye rahat davranmayın! Günlük 1 çay kaşığını aşan fazla tuz tüketimi; damarlardan kemik erimesine, sabah oluşan ödemden mide sağlığına kadar vücutta sinsi tahribat yaratıyor. Doğru beslenme adımları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok kişi tuz tüketimini sadece yüksek tansiyonla bağdaştırıyor. Oysa kan basıncınız tamamen normal sınırlarda olsa dahi, uzun yıllar boyunca yüksek miktarda tuz almak kalp ve damar sisteminde sessizce ciddi hasarlar bırakabiliyor. Sodyum vücudun sıvı dengesi ve kas işlevleri için vazgeçilmez olsa da asıl belirleyici olan gün içinde alınan miktar. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için günlük sınırı 5 gram, yani yaklaşık bir silme çay kaşığı olarak çiziyor. Ancak günlük tüketimimiz çoğu zaman bu sınırın katbekat üzerine çıkıyor.</p>

<h1><strong>Kemik Erimesinden Mideye: Görünmeyen Yan Etkiler</strong></h1>

<p>Aşırı sodyum alımının tek faturası kalbe kesilmiyor. Uzun süre yüksek tuz tüketmek, idrar yoluyla kalsiyum atılımını hızlandırarak kemik sağlığını doğrudan zayıflatıyor. Özellikle D vitamini eksikliği yaşayanlar ve menopoz dönemindeki bireyler için bu durum kemik erimesi riskini tetikliyor. Bununla birlikte fazla tuz, mide sağlığı üzerinde de olumsuz etkiler bırakıyor.</p>

<h2><strong>Sabahları Oluşan Ödem ve Şişliklerin Asıl Kaynağı</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="1244" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w771104-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Sabah uyandığınızda yüzünüzde, ellerinizde veya ayaklarınızda belirgin bir şişlik fark ediyorsanız, bu durum her zaman fazla su içmekten kaynaklanmıyor. Yüksek sodyum alımı vücut dokularında su tutulmasına yol açarak kronik ödem hissi yaratıyor. Şişliklerin tekrarlaması durumunda ise beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek ilk adımı oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tuzluğu Sofradan Kaldırmak Neden Yetersiz Kalıyor?</strong></h2>

<p>Fazla tuzun büyük bölümü sofrada eklenen tuzdan değil; ekmek, peynir, zeytin, turşu, hazır soslar, şarküteri ürünleri ve paketli gıdalardan geliyor. Dolayısıyla sadece yemeklere tuz atmamak sorunu çözmüyor. Tuzu kademeli olarak azaltıp yemekleri kekik, biberiye, fesleğen, sumak, sarımsak ve limon gibi doğal aromalarla zenginleştirmek damak tadının alışmasını kolaylaştırıyor. Gerçek çözüm ise paketli gıda etiketlerini mutlaka okumaktan ve işlenmiş ürünleri mutfaktan uzak tutmaktan geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/tansiyonum-normal-diyenler-de-risk-altinda-sofradaki-o-tehlike-meger-sadece-kalbi-vurmuyormus</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-148.jpg" type="image/jpeg" length="41604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda ishal 'geçer!' diye beklenmemeli!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-gecer-diye-beklenmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-gecer-diye-beklenmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ishalin çoğu zaman kısa sürede düzeleceğini ileten Dr. Uçar, "İshaller genelde kısa sürede düzelir ancak özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda tablo hızlı değişebilir."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda özellikle yaz aylarında sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında gelen ishal, çoğu zaman basit bir bağırsak enfeksiyonu olarak görülse de küçük çocuklarda kısa sürede ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar aileleri, özellikle küçük çocuklarda görülen ishal konusunda uyararak "İshalin kendisinden çok, oluşturabileceği sıvı ve elektrolit kaybına dikkat edilmeli" dedi.</p>

<p>İshalin çocukluk çağında oldukça sık görüldüğünü belirten Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, "İshal; dışkının normalden daha sulu ve daha sık olması olarak tanımlanabilir. Çocuklarda en sık neden enfeksiyonlar olsa da beslenme değişiklikleri, bazı gıdalara karşı intoleranslar, antibiyotik kullanımı ve daha nadiren bazı bağırsak hastalıkları da ishale neden olabilir. Ancak özellikle bebek ve küçük çocuklarda asıl dikkat edilmesi gereken konu, ishalin yol açabileceği sıvı ve elektrolit kaybıdır. Çocukların vücutlarında bulunan sıvı rezervlerinin yetişkinlere göre daha sınırlı olması nedeniyle sıvı kaybının daha hızlı gelişebilir. İshal ve kusmanın birlikte görüldüğü durumlarda bu kayıp çok daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle ‘Nasıl olsa geçer' diyerek çocuğun genel durumundaki değişiklikleri göz ardı etmemek gerekir" dedi.</p>

<h2><strong>İshalde en önemli tedavi sıvı kaybını önlemek</strong></h2>

<p>Çocuklarda ishal sırasında ailelerin dikkat etmesi gereken bazı önemli belirtiler bulunduğunu söyleyen Dr. Tuğçe Uçar, "Çocuğun normalden daha halsiz veya uykuya meyilli olması, gözyaşının azalması veya olmaması, ağız ve dilde kuruluk, idrar miktarında belirgin azalma, gözlerde çökme, sürekli kusma, sıvı alamama, yüksek ateş, dışkıda kan görülmesi veya genel durumun giderek bozulması sıvı kaybı ya da daha ciddi bir enfeksiyon açısından değerlendirilmelidir. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda bu belirtilerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Aileler bazen ishali durdurmak için farklı ilaçlara yöneliyor. Oysa çocuklarda doktor önerisi olmadan ishal kesici ilaçların kullanılması doğru değildir. Öncelikli hedefimiz çocuğun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yerine koymak, beslenmesini mümkün olduğunca sürdürmek ve altta yatan nedeni değerlendirmektir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hijyen kurallarına dikkat etmek önemli</strong></h2>

<p>Çocuklarda ishalin çoğu zaman kısa sürede düzeleceğini ileten Dr. Uçar, "İshaller genelde kısa sürede düzelir ancak özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda tablo hızlı değişebilir. Bu nedenle ailelerin yalnızca dışkılama sayısına değil; çocuğun sıvı alımına, idrar miktarına, ateşine ve genel durumuna da dikkat etmesi gerekir. İshalin süresinden çok çocuğun genel durumu bize yol gösterir. Şüpheli durumlarda erken değerlendirme, sıvı kaybının ve ciddi komplikasyonların önüne geçilmesinde büyük önem taşır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Medicana Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-gecer-diye-beklenmemeli</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w770256-01.jpg" type="image/jpeg" length="27482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum Çantasında Fazlalık Yaratan Ürünler Belli Oldu]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/dogum-cantasinda-fazlalik-yaratan-urunler-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/dogum-cantasinda-fazlalik-yaratan-urunler-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum çantası hazırlığında anne ve bebeğin temel ihtiyaçları öne çıkıyor. Biberon ve emzik gibi gereksiz eşyalardan kaçınarak sade bir hastane çantası hazırlamanın püf noktaları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum heyecanı yaklaşırken yapılan hazırlıkların merkezinde hastane çantası yer alıyor. Ancak pek çok anne adayı, ihtiyaç duyulacağını düşünerek çantayı gereğinden fazla eşyayla doldurabiliyor. Hastanede geçirilecek süreçte hem annenin hem de yeni doğan bebeğin rahatı için sade, pratik ve mevsime uygun bir çanta hazırlamak büyük kolaylık sağlıyor.</p>

<h1><strong>Bebek İçin Gerçekten İhtiyaç Duyulanlar</strong></h1>

<p>Bebek için hazırlanacak eşyaların başında mevsime uygun kıyafetler, başı koruyacak şapka, yumuşak bir battaniye ve yeni doğan bebek bezi geliyor. Bebeğin hassas cildini temizlemek için kimyasal içermeyen saf pamuk tercih edilmesi gerekiyor. Hastaneden çıkış anında bebeğin güvenle taşınabilmesi adına uygun bir puset veya oto koltuğunun da önceden hazır bulundurulması şart.</p>

<h2><strong>Anne İçin Gerekli Temel Malzemeler</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="910" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w769502-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğum sonrası annenin konforunu sağlamak adına çantada yer alması gereken temel ürünlerin başında, olası hassasiyetlere karşı göğüs ucu bakım kremi geliyor. Annenin hastane sürecinde rahat hareket edebilmesini sağlayacak temel kişisel eşyaların haricinde çantayı ağırlaştıracak fazlalıklardan kaçınmak gerekiyor.</p>

<h2><strong>İlk Etapta Çantaya Girmemesi Gerekenler</strong></h2>

<p>Doğal beslenmeyi ve emzirme sürecini desteklemek amacıyla emzik, biberon, hazır mama ve süt sağma pompası gibi ürünlerin ilk aşamada çantaya konulmasına gerek duyulmuyor. Doğumun hemen ardından anne ile bebek arasındaki ten tene temasın kurulması, bu tür ekipmanlara olan ihtiyacı ilk saatlerde ortadan kaldırıyor. Pratik bir hazırlık, gereksiz karmaşayı önlüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/dogum-cantasinda-fazlalik-yaratan-urunler-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-142.jpg" type="image/jpeg" length="26503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda İshal Başladığında Yapılan O Hata Durumu Ağırlaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-basladiginda-yapilan-o-hata-durumu-agirlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-basladiginda-yapilan-o-hata-durumu-agirlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ishal ve kusma vakalarında sıvı kaybı tehlikesi büyüyor. Bilinçsiz ilaç kullanımı risk yaratırken, beslenme düzeni ve kritik belirtiler öne çıkıyor. İşte detaylar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sıkça karşılaşılan ishal, özellikle kusma ile birleştiğinde vücutta hızlı bir sıvı kaybına yol açıyor. Bebeklerde ve küçük yaş grubundaki çocuklarda bu durum çok kısa sürede genel sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Süreç başladığında çocuğun idrar miktarında azalma olup olmadığı, dudak ve ağız kuruluğu, ağlarken gözyaşının gelmemesi ve belirgin bir halsizlik hali dikkatle izlenmeli. Çocuğun çevreye verdiği tepkilerin azalması, vücudun susuz kaldığının en açık işaretleri arasında yer alıyor.</p>

<h1><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımı Durumu Ağırlaştırabilir</strong></h1>

<p><strong><img alt="" height="394" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w769556-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>İshal geliştiğinde ailelerin yaptığı en yaygın hatalardan biri, doğrudan ishal kesici şuruplara veya antibiyotiklere sarılmak oluyor. Rahatsızlığın kaynağı netleşmeden verilen ilaçlar tabloyu düzeltmek yerine daha karmaşık hale getirebiliyor. Her vakanın süresi, çocuğun yaşı ve eşlik eden diğer şikayetler farklı olduğu için ezbere ilaç kullanımından kesinlikle uzak durulması gerekiyor.</p>

<h2><strong>Sıvı Desteği ve Doğru Beslenme Nasıl Olmalı?</strong></h2>

<p>Mide bulantısı ve kusmanın eşlik ettiği anlarda sıvıları tek seferde ve bol miktarda vermek yerine, küçük yudumlarla ve sık aralıklarla vermek sindirimi kolaylaştırıyor. Bu dönemde çocuğun beslenmesini tamamen kesmek doğru değil. Yaşına uygun, mideyi yormayacak ve kolay tolere edilebilecek hafif gıdalarla beslenme düzeni aksatılmadan sürdürülmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Vakit Kaybetmeden Sağlık Kuruluşuna Başvurulması Gereken Haller</strong></h2>

<p>İshale eşlik eden yüksek ateş, durmayan kusma nöbetleri, dışkıda kan görülmesi, şiddetli karın ağrısı ve aşırı halsizlik durumunda evde beklememek gerekiyor. Özellikle kronik rahatsızlığı olan çocuklarda ve küçük bebeklerde tablo hızla değişebiliyor. Enfeksiyon riskini en aza indirmek için tuvalet sonrası el hijyeni, temiz içme suyu kullanımı ve gıdaların doğru saklanması gibi temel tedbirler kritik rol oynuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ishal-basladiginda-yapilan-o-hata-durumu-agirlastiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-141.jpg" type="image/jpeg" length="16632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Ateş Yükseldiğinde Hayati Önem Taşıyan O Kriteri Biliyor musunuz?]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ates-yukseldiginde-hayati-onem-tasiyan-o-kriteri-biliyor-musunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ates-yukseldiginde-hayati-onem-tasiyan-o-kriteri-biliyor-musunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havale durumunda derece kadar genel durum da kritik önem taşıyor. Sirke ve buzlu su gibi yanlış uygulamalardan kaçınmak gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında vücut sıcaklığının koltuk altından 37,2, kulaktan ve makattan 38 derecenin üzerine çıkması ateş olarak kabul ediliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihabı, ishal ve aşı reaksiyonları gibi durumlarda gelişen ateş, vücudun doğal savunma mekanizması olarak öne çıkıyor. Süreçte panik yapmak yerine çocuğun genel sağlık durumunu gözlemlemek büyük önem taşıyor. Özellikle 3 aydan küçük bebeklerde ateş görülmesi, sıcaklığın 39 dereceyi aşması, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, morarma ve sıvı alamama gibi belirtiler acil müdahale gerektiriyor.</p>

<h1><strong>Ateş Düşürürken Yapılan Tehlikeli Yanlışlar</strong></h1>

<p><strong><img alt="" height="875" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w769026-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Ateşlenen çocukların tedavisinde amaç ateşi tamamen yok etmekten ziyade çocuğu rahatlatmak oluyor. Çocuğa ince kıyafetler giydirilmesi, oda ısısının 22-24 derece arasında tutulması ve bol sıvı desteği verilmesi gerekiyor. Geleneksel yöntemler arasında yer alan vücuda sirke sürmek, alkolle silmek, buzlu suya sokmak veya kalın battaniyelere sarmak ise durumu daha da kötüleştiriyor. İlaçların doktorun önerdiği uygun dozlarda kullanılması ve bebeğin emzirilmesine ağırlık verilmesi öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ateşli Havalede Doğru İlk Yardım Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda ateşin aniden ve hızlı yükselmesiyle tetiklenen ateşli havaleler, kasılma, sertleşme ve göz kaymasıyla kendini gösteriyor. Çoğu birkaç dakika içinde sonlanan bu nöbetler sırasında çocuğun yan yatırılması, çevresindeki sert cisimlerin uzaklaştırılması ve sürenin kaydedilmesi gerekiyor. Çocuğun ağzını zorla açmaya çalışmak, kaşık veya bez sokmak, su içirmek ya da çocuğu sarsmak son derece tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor. Nöbetin 5 dakikayı aşması veya tekrarlaması halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuklarda-ates-yukseldiginde-hayati-onem-tasiyan-o-kriteri-biliyor-musunuz</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/images-140.jpg" type="image/jpeg" length="66832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas hastanesinde hekimlerle toplantı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-hastanesinde-hekimlerle-toplanti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-hastanesinde-hekimlerle-toplanti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Devlet Hastanesi Hekimlerine Yönelik Bireysel Hedef Katsayısı Uygulaması Toplantısı Gerçekleştirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Devlet Hastanesi’nde görev yapan hekimlere yönelik “Bireysel Hedef Katsayısı Uygulaması” hakkında bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.</p>

<p>Hastane konferans salonunda düzenlenen toplantıya Sivas Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hüseyin Gökgöz başkanlık etti. Toplantıda hekimlere, bireysel hedef katsayısı uygulamasının kapsamı, işleyiş süreci ve uygulama esasları hakkında bilgi verildi.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-20260813-at-133826-1jpeg.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçekleştirilen bilgilendirmede, uygulama kapsamında hekimlerin bireysel hedeflerinin belirlenmesi ve değerlendirme süreçlerine ilişkin hususlar ele alınırken, uygulamanın sağlık hizmetlerinin etkin, verimli ve kaliteli şekilde sunulmasına katkı sağlaması hedeflendi.</p>

<p>Toplantı, hekimlerin uygulamaya ilişkin sorularının yanıtlanması ve görüş alışverişinde bulunulmasının ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Devlet Hastanesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-hastanesinde-hekimlerle-toplanti</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-20260813-at-133826jpeg.png" type="image/jpeg" length="78192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı terlemenin tedavisi var!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/asiri-terlemenin-tedavisi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/asiri-terlemenin-tedavisi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyebilen aşırı terleme (hiperhidrozis), kişilerin özgüvenini azaltırken yaşam kalitesini de düşürebiliyor, tedavisi de var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı terlemenin yalnızca sıcak havanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade<br />
eden Medicana Sivas Hastanesi Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, bazı kişilerde<br />
terlemenin günlük yaşamı ciddi ölçüde etkileyen bir sağlık problemine dönüştüğünü söyledi. "Koltuk<br />
altı, avuç içi ve ayak tabanlarında görülen aşırı terleme; kıyafetlerde iz oluşmasına, istenmeyen<br />
kokuya ve sosyal ortamlarda rahatsızlık hissine neden olabiliyor. Kimi zaman kişiler tokalaşmaktan<br />
çekinebiliyor, öğrenciler sınav sırasında kâğıtlarının ıslanmasından şikâyet edebiliyor, iş yaşamında ise<br />
özgüven kaybı yaşanabiliyor. Bu nedenle hiperhidrozis, yalnızca estetik değil, yaşam kalitesini<br />
doğrudan etkileyen önemli bir sağlık sorunudur."</p>

<h2><strong>Yaklaşık 15 Dakikada Uygulanıyor, Günlük Yaşamı Etkilemiyor</strong></h2>

<p>Terleme botoksunun en sık koltuk altına uygulandığını, ancak ihtiyaç durumunda el, ayak ve bazı yüz<br />
bölgelerinde de başarılı sonuçlar verdiğini belirten Özkaya, işlemin kısa sürede tamamlandığını<br />
vurguladı. "Uygulama öncesinde tedavi edilecek bölge hazırlanır ve botulinum toksini uygun dozlarda<br />
cilt altına uygulanır. Amaç, ter bezlerini uyaran sinir uçlarının geçici olarak bloke edilmesidir.<br />
Ortalama 15 dakika süren işlem sonrasında kişi günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir. Cerrahi<br />
işlem gerektirmemesi ve iyileşme süreci oluşturmaması nedeniyle özellikle yaz aylarında en çok tercih<br />
edilen uygulamalardan biridir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Etkisi Ortalama 6 Ay Devam Ediyor</strong></h2>

<p>Terleme botoksunun kalıcı değil, kontrollü ve güvenli bir uygulama olduğunu belirten Doç. Dr. Neşe<br />
Kurt Özkaya, tedavinin etkisinin ortalama altı ay sürdüğünü ifade etti. "Etki süresi kişiden kişiye<br />
değişebilmekle birlikte ortalama altı ay devam eder. Düzenli aralıklarla yapılan tekrar uygulamaları<br />
sayesinde etkinlik sürdürülebilir ve kişiler uzun süre aşırı terleme şikâyeti yaşamadan günlük<br />
hayatlarını konforlu şekilde devam ettirebilir."</p>

<h2><strong>Uzman Değerlendirmesi Önem Taşıyor</strong></h2>

<p>Aşırı terleme şikâyeti yaşayan kişilerin öncelikle bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi<br />
gerektiğini belirten Özkaya, altta yatan farklı sağlık sorunlarının da araştırılması gerektiğini söyledi.<br />
"Terleme botoksu, doğru hasta seçimi ve uzman hekim uygulamasıyla son derece başarılı sonuçlar<br />
veren güvenilir bir yöntemdir. Özellikle yaz aylarında yaşam konforunu artırmak isteyen kişiler için<br />
etkili bir seçenek sunmaktadır. Aşırı terlemeyi kader olarak görmek yerine, uygun tedavi<br />
yöntemleriyle bu sorundan kurtulmak mümkündür."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Medicana Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/asiri-terlemenin-tedavisi-var</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/docdrnese-kurt-ozkaya.JPG" type="image/jpeg" length="64623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 milyon 510 bin 18 organ ve doku bağışı yapıldı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/2-milyon-510-bin-18-organ-ve-doku-bagisi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/2-milyon-510-bin-18-organ-ve-doku-bagisi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, organ bağışı süreçlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirildiğini ifade ederek, bugüne kadar toplam 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını bildirdi.<br />
Bakan Memişoğlu’nun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, "İyilik paylaştıkça çoğalır. Organ bağışı süreçlerini e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirerek vatandaşlarımız için çok daha kolay hale getirdik. O günden bugüne; 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı. 2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı. Zübeyde Hanım ve Özgür Bey’e sağlık ve mutluluk dolu bir ömür diliyor, tüm vatandaşlarımızı organ bağışında bulunmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/2-milyon-510-bin-18-organ-ve-doku-bagisi-yapildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/saglik-bakan.webp" type="image/jpeg" length="91286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun düzleşmesinde alarm: Yanlış duruş gençleri de etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/boyun-duzlesmesinde-alarm-yanlis-durus-gencleri-de-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/boyun-duzlesmesinde-alarm-yanlis-durus-gencleri-de-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Polat, boyun düzleşmesinin oluşumunda kas aktivitesinin önemli bir rol oynadığına değindi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Musa Polat, boyun düzleşmesi, nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>Boyun Düzleşmesi Nedir ve Neden Önemlidir?</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Polat, boyun düzleşmesinin tıbbi olarak servikal lordozda azalma şeklinde tanımlanan bir klinik tablo olduğunu belirterek, “Boyun düzleşmesi, omurgamızın en üst kısmı olan boyun omurgamızın C şeklindeki eğriliğinin azalması olarak tanımlanmaktadır. Boyun düzleşmesi önemlidir çünkü boynumuz önemlidir. Boynumuz, kafamızı vücudumuzun üzerinde taşıyan önemli bir bileşenimizdir. Boyun bölgemiz kalbimizden beyne giden damarların ve beynin bir devamı olan omuriliğin geçtiği önemli bir kavşaktır. Bu nedenle boyun sağlığı, sağlıklı bir yaşam için çok değerlidir.” dedi.</p>

<p><img alt="" height="422" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/1344d861-b5fd-49e6-9238-0269e7dae3a1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Boyun Düzleşmesinin Temel Sebebi Kaslar Arasındaki Dengesizlik</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Polat, boyun düzleşmesinin oluşumunda kas aktivitesinin önemli bir rol oynadığına değinerek, “Doğduğumuzda omurgamızın şekli büyüdükçe değişir. Çocuk başını tutmaya başladıkça boynundaki kavis, yürümeye ve ayakta durmaya başladıkça da belindeki kavis oluşur. Bu kavislerin oluşumunda kas aktivitesi son derece değerlidir. Kavislerin bozulmasını sağlayan da kas aktivitesinin bozulmasıdır. Boyundaki öne eğilmeyi sağlayan kaslarla arkaya götürmeyi sağlayan kaslar arasındaki dengesizlik, boyun düzleşmesinin en önemli sebebidir. Daha nadir olarak kaymalar, trafik kazalarına bağlı yaralanmalar ve romatizmal hastalıklar da boyunda düzleşmeye neden olabilir.” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/846c206c-7e75-49e3-b6d6-7686d3a00293.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h2><strong>Kasların Boyun Düzleşmesindeki Etkisi</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Polat, omurganın biyomekaniğinde kasların temel rol oynadığını dile getirerek, “Omurgamızın bir mekaniği vardır. Nasıl ki bir binanın mekaniği bozulduğu zaman bina ayakta kalamazsa, omurganın da mekaniği bozulduğu zaman şeklinde bozulmalar meydana gelir. Bu mekaniği sağlayan temel faktör de kaslardır. Boynumuzun ön kısmındaki kaslarda kısalma, arka tarafındaki kaslarda zayıflama ve uzama meydana gelirse boynumuzdaki eğriliğin bozulması, düzleşme ortaya çıkar.” dedi.</p>

<h2><strong>Boyun Düzleşmesi Son Yıllarda Daha Sık Görülüyor mu?</strong></h2>

<p>Son yıllarda boyun düzleşmesi tanısının daha sık konulduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Polat, bunun temel nedeninin boyun ağrılarındaki artış olduğunu söyleyerek, “Daha sık boyun düzleşmesi tanısı koyuyoruz gerçekten ama bunun sebebi aslında boyun ağrılarının artmasıdır. Boyun ağrısıyla polikliniğe başvuran hastaların sayısı arttıkça hastalara daha fazla boyun düzleşmesi tanısı konuluyor. Asemptomatik kişilerde, yani herhangi bir şikâyeti olmayan kişilerdeki boyun düzleşmesi varlığı aslında geçmişten günümüze benzer. Ancak boyun ağrısının artmasına bağlı olarak hastalara daha fazla boyun düzleşmesi tanısı konulmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Telefon ve Bilgisayar Kullanımı Boyun Düzleşmesini Etkiliyor</strong></h2>

<p>Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının yanı sıra yanlış duruşların boyun düzleşmesine neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Polat, “Kesinlikle etkiliyor. Telefon kullanımı, tablet kullanımı, bilgisayarlar veyahut öne eğilerek ders çalışma, yüksek yastıkta yatma gibi birçok günlük yaşamda yanlış, hatalı duruşlar, hatalı postürler boyun düzleşmesine sebep olacaktır. Daha da vahimi bu tabloda daha genç yaşlarda, yani adölesan yaş diyebileceğimiz kişilerde dahi boyun düzleşmesi ortaya çıkabilmektedir.” dedi.</p>

<h2><strong>En Sık Görülen Belirti Ağrı</strong></h2>

<p>Boyun düzleşmesinin belirli bir döneme kadar herhangi bir şikâyete yol açmayabileceğini söyleyen Doç. Dr. Polat, ilk belirtinin genellikle ağrı olduğunu belirtti. Ağrının yalnızca ense kökü ve boyun bölgesinde görülmeyebileceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, başa, sırta, omuzlara ve göğüs bölgesine yayılan ağrıların yanı sıra baş dönmesi, kulak çınlaması ve ağız-çene kompleksi problemlerinin de görülebileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Tedavi Edilmezse Kronik Ağrıya Yol Açabilir</strong></h2>

<p>Boyun düzleşmesinin tedavi edilmemesi halinde en önemli sorunlardan birinin kronik ağrı olacağına dikkat çeken Doç. Dr. Musa Polat, uzun süreli ağrının zamanla beynin ağrı algısını etkileyerek santral sensitizasyona yol açabileceğini söyledi. Doç. Dr. Polat, ilerleyen süreçte boyun kemiklerinde ve omurgalarında kayma, boyun fıtıkları ve sinir köklerinde sıkışma gibi farklı sorunların da ortaya çıkabileceğini kaydetti.<strong> </strong></p>

<h2><strong>Tedavide İlk Sırada Farkındalık Geliyor</strong></h2>

<p>Boyun düzleşmesinin tedavisinde farkındalığın ilk adım olduğunu söyleyen Doç. Dr. Polat, günlük yaşamda oturma, televizyon izleme, ders çalışma, kitap okuma ve telefon-tablet kullanımı sırasında duruşa dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ekranın göz hizasında tutulması, telefonun baş eğilerek değil göz hizasına kaldırılarak kullanılması, yüksek yastıktan kaçınılması ve sırtüstü yatarken başın altında yastık varken kitap okunmaması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Egzersizler Tedavide Önemli Bir Yere Sahip</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Polat, boyun düzleşmesinin tedavisinde kişiye özel fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ile egzersizlerin önemli olduğunu söyledi. Solunum, boyun ve omuz kaslarını güçlendiren, dik duruşu destekleyen egzersizlerin yanı sıra eklem hareket açıklığı ve kuvvetlendirme çalışmalarının da tedavide önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Doç. Dr. Polat, ağrısı bulunan hastalarda ise TENS, ultrason, biofeedback, enjeksiyon ve osteopati gibi uygulamalardan yararlanılabileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Vücudumuzun Doğal Korseleri Olan Kasları Kullanalım”</strong></h2>

<p>Korse kullanımı ve ortopedik yastıklar hakkında konuşan Doç. Dr. Polat, “Korse kullanımı bazı durumlarda gerekli ama ben rahatlıkla hastalarıma şunu söyleyebiliyorum: Vücudunuzun doğal korseleri olan kasları kullanalım. Eskiden sert, esnek olmayan, omurgayı çok sabit bir şekilde tutmaya çalışan korseler kullanılabiliyordu. Düzleşme konusunda hâlâ farklı farklı hastalıklarda kullanılabilir ancak artık boyun düzleşmesinde bu tarz korseleri kullanmıyoruz. Bunun yerine çeşitli geri bildirim sağlayan korseler var. Bunların amacı omurganızı düzleştirmek, sabitlemek değil, sadece size bir geri bildirim sağlamaktır. Siz kendi kas aktivitenizle omurganızı düzleştirirsiniz. Ortopedik yastıklar da yastık seçimi açısından oldukça değerli ve faydalı bir bileşendir. Her ortopedik yastık da aslında bir değildir. Bunu tabii hekiminizle ve deneyerek kullanmakta, seçmekte fayda bulunmaktadır.” dedi.<strong> </strong></p>

<h2><strong>“Boyun Bir Günde Düzleşmiyor”</strong></h2>

<p>Boyun düzleşmesinin postür bozukluklarının önemli bir bileşeni olduğunu söyleyen Doç. Dr. Polat, “Boyun düzleşmesi, postür bozukluklarının önemli bir bileşenidir ancak tek sebebi, tek türü değildir. Boyun düzleşmesi ile başlayan süreç sırtta kamburluğa, belde düzleşmeye, bel ağrılarına, sırt ağrılarına, genel olarak vücut sağlığının etkilenmesine sebep olabilir. Mutlaka unutmamız lazım ki boyun bir günde düzleşmiyor. Bu nedenle boyun düzleşmesinin tedavisi de zaman alıyor. Zamanla yapılacak hem günlük yaşamdaki modifikasyonlar hem düzenli yapılan egzersizler hem de çeşitli tedbirlerle boyun düzleşmesi tedavi edilebilir, ilerlemez. Ancak bunlar için sabırlı olmak gerekir, düzenli uygulamak gerekir.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/boyun-duzlesmesinde-alarm-yanlis-durus-gencleri-de-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/474112d1-8062-4ac8-9dbd-68787e9e87d8.jpg" type="image/jpeg" length="85762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcakları böbrekleri zorluyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-sicaklari-bobrekleri-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-sicaklari-bobrekleri-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da artarken, yeterli su tüketilmemesi böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana <strong>Sivas</strong> Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, böbrek sağlığı açısından sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmesi gerektiğini belirterek yaz aylarında da aşırı tuz tüketimine karşı uyardı.</p>

<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da artarken, yeterli su tüketilmemesi böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda terleme yoluyla oluşan sıvı kaybının böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Medicana <strong>Sivas</strong> Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, yüksek sıcaklıklarda vücudun daha fazla sıvı kaybettiğini belirterek, yeterince su tüketilmediğinde idrar miktarının azaldığını ve yoğunluğunun arttığını söyledi. Bu durumun idrardaki minerallerin kristalleşerek böbrek taşı oluşturmasını kolaylaştırabileceğini ifade eden Alıyev, özellikle daha önce böbrek taşı düşürenler ile ailesinde taş öyküsü bulunan kişilerin yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli"</strong></h2>

<p>Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin yalnızca susadığında su tüketmek olduğunu söyleyen Op. Dr. Alıyev, "Susama hissi ortaya çıktığında vücut aslında sıvı kaybı yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek büyük önem taşır. Sağlıklı bireylerin günlük su ihtiyacı kişiye göre değişmekle birlikte, yaz aylarında bu miktarın artabileceği unutulmamalıdır. Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli. Çay, kahve ve şekerli içeceklerin suyun yerini tutmaz, özellikle açık havada çalışanlar, spor yapanlar ve ileri yaş grubundaki bireylerin sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekiyor" diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor"</strong></h2>

<p>Yalnızca su tüketiminin değil, beslenme düzeninin de böbrek sağlığında önemli rol oynadığını ifade eden Op. Dr. Alıyev, aşırı tuz tüketiminin böbrek taşı riskini artırabildiğine dikkat çekti. "İşlenmiş gıdalar, hazır yiyecekler ve aşırı tuzlu besinler hem böbreklerin yükünü artırır hem de taş oluşumunu kolaylaştırabilir. Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor. Yaz aylarında taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak ve düzenli fiziksel aktiviteyi sürdürmek böbrek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar. Bel ve yan bölgede şiddetli ağrı, idrarda kan görülmesi, idrar yaparken yanma veya sık idrara çıkma, bulanık ve kötü kokulu idrar, yüksek ateşle birlikte idrar yolu şikâyetleri, nedeni açıklanamayan halsizlik ve ödem. Bu belirtilerin böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu veya farklı ürolojik hastalıkların habercisi olabilir. Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde arttır. Özellikle sıcak havalarda yeterli su tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, idrar yapmayı ertelememek ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığını korumanın en etkili yollarıdır. Böbrekler sessiz çalışan organlardır. Bu nedenle belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler almak her zaman en doğru yaklaşımdır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Medicana Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-sicaklari-bobrekleri-zorluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/a-w764464-01.jpg" type="image/jpeg" length="69875"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Numune'de anne sütü anlatıldı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-anne-sutu-anlatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-anne-sutu-anlatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Numune Hastanesinde Emzirme Haftası Farkındalık Etkinliği Düzenlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Numune Hastanesinde 1-7 Ağustos Emzirme Haftası kapsamında, anne sütünün önemi ve emzirmenin anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekmek amacıyla bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde kurulan bilgilendirme stantlarında, anne adayları ve yeni annelere yönelik farkındalık çalışması yapıldı. Etkinliğe Sivas Numune Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Fidan ve hastane yönetimi de katılarak sağlık çalışanlarının yürüttüğü bilgilendirme çalışmalarına destek verdi.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/1jpg-5.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Etkinlik kapsamında sağlık çalışanları tarafından anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişimindeki önemi anlatıldı. İlk altı ay boyunca bebeklerin yalnızca anne sütü ile beslenmesinin gerekliliğine dikkat çekilirken, doğru emzirme teknikleri ve emzirme sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında anne adayları ve yeni annelere bilgi verildi.</p>

<p>Anne sütünün bebek için ideal ve doğal bir besin kaynağı olduğu belirtilirken, emzirmenin yalnızca bebek sağlığı açısından değil, anne sağlığı açısından da önemli faydalar sağladığı vurgulandı.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/img1811jpg.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Sivas Numune Hastanesi yönetimi tarafından, toplumda anne sütü ve emzirme konusunda farkındalığın artırılması, annelerin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasının sağlanması ve başarılı emzirme uygulamalarının desteklenmesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1-7 Ağustos Emzirme Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinlikle, anne sütü ile beslenmenin teşvik edilmesi ve emzirmenin hem anne hem de bebek sağlığı açısından taşıdığı önemin toplumun tüm kesimlerine aktarılması amaçlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-anne-sutu-anlatildi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/2jpg-4.png" type="image/jpeg" length="74778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat 112 acil ile gelen teknolojik imkanlar]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/hayat-112-acil-ile-gelen-teknolojik-imkanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/hayat-112-acil-ile-gelen-teknolojik-imkanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘Hayat 112 Acil’ mobil uygulaması kamu spotu yayında]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı tarafından tamamen yerli ve milli imkânlarla geliştirilerek acil durum yönetiminde yeni bir dönem başlatan ‘Hayat 112 Acil’ mobil ihbar uygulamasının geniş kitlelere tanıtılması, vatandaşların bu hayat kurtaran dijital imkânlardan daha etkin faydalanması ve toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla hazırlanan yeni kamu spotu yayına girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamanın getirdiği teknolojik yenilikleri ve kullanım kolaylığını ekranlara taşıyan kamu spotu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) internet adresinde yer alan "Yayıncı Öncelikli Yayınlar ve Kamu Spotları &gt; Kamu Spotları" bölümünde yayımlanmaya başladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin duyurusuyla hayata geçen ve bakanlık bünyesinde dış destek alınmadan geliştirilen uygulama, kısa sürede vatandaşlar arasında hızla yaygınlaşarak 800 bin indirmeyi aştı. Acil durum yönetimini tamamen dijitalleştiren yeni nesil platform, e-Devlet entegrasyonu sayesinde adeta bir 'dijital dilekçe' işlevi görerek sesli aramanın ötesinde fotoğraf, video ve konum verilerinin saniyeler içinde yetkili birimlere aktarılmasına imkan sağlıyor.</p>

<h2><strong>Tek dijital çatı altında bütünleşik hizmet</strong></h2>

<p>Platform bünyesinde tek bir dijital çatı altında toplanan İlk Yardım, Asayiş, AFAD (Enkaz Altındayım, mahsur kalma, hasar tespiti vb.), Okul Acil, KADES, Sahipsiz Sokak Hayvanları (kırmızı kod takipli), UYUMA (uyuşturucu ihbarı), Trafik Kazası, Yangın (orman ve bina içi) ile Diğer İhbarlar (terör, kaçakçılık, düzensiz göç, cinsel saldırı, intihar girişimi) modülleri sayesinde tüm acil durumlar tek ekrandan kolayca yönetilebiliyor.</p>

<h2><strong>Hayat 112 acil ile gelen teknolojik imkanlar</strong></h2>

<p>Sürücüler, sabit EDS kameralarını harita üzerinden net bir şekilde takip edebiliyor. Trafik ihlalleri, kaza tiplerine uygun ekip yönlendirmeleri ve güzergâh üzerindeki denetim bilgileriyle şeffaf bir trafik yönetimi destekleniyor. Deprem ve doğal afet durumlarında hat yoğunluğunu önlemek amacıyla, kapsama alanındaki vatandaşlara "İyi misin?" uyarısı gidiyor. Kullanıcının sistemde belirlediği yakınlarına otomatik olarak "Güvendeyim" mesajı iletilerek iletişim kopukluğu engelleniyor. Uygulama; enkaz altında hayat kurtaracak yüksek frekanslı alarm, arama kurtarma köpeklerinin duyabileceği özel frekansta ses yayını ve Mors kodu ile iletişim imkanı sunuyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele uygulaması ‘KADES’ ile uyuşturucuyla mücadele uygulaması ‘UYUMA, HAYAT 112 ACİL’ çatısı altına entegre edildi. Ayrıca okullardaki güvenlik tedbirleri kapsamında öğretmenlerin tek tıkla ulaşabildiği Okul Acil modülü de akıllı saat entegrasyonuyla aktif olarak kullanılıyor. Sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik gelen bildirimlerin de yerel yönetimlere iletimini sağlayan uygulama, müdahale edilmeyen durumları sistemde Kırmızı Kod uyarısına dönüştürerek ilgili birimler harekete geçene kadar takip ediyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu standartlarına tam uyumlu çalışan sistemde, vatandaşlar dilerse "ihbarımı gizli tut" seçeneğiyle kimliklerini açıklamadan bildirimde bulunabiliyor. HAYAT 112 Acil Mobil Uygulaması, Android ve iOS uygulama marketlerinden ücretsiz olarak indirilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/hayat-112-acil-ile-gelen-teknolojik-imkanlar</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/08/33ab4f26-527c-454d-931c-c98565936ebc.jpg" type="image/jpeg" length="44622"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
