<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bizim Sivas</title>
    <link>https://www.bizimsivas.com.tr</link>
    <description>Sivas Haberleri, Sivas Son Dakika Haberleri, Sivas'a Dair Gelişmeler, Sivasspor Transfer Haberleri ve Daha Fazlası Bizim Sivas Haber'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 19:34:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/kanserde-erken-tani-hayat-kurtariyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/kanserde-erken-tani-hayat-kurtariyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanserde erken tanı ve genetik yol haritası tedavide kritik. Meme ve akciğer kanserinde tarama ve genetik analiz hayat kurtarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Erken Tanının Önemi</strong></h2>

<p>1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken tanının kanser tedavisinde hayat kurtardığını vurguluyor. Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, kadınlarda en sık görülen kanserin meme, erkeklerde ise akciğer olduğunu söyledi. Prof. Dr. Petekkaya, “Erken tümörün tanısını ve genetik yol haritasını bilmek, hastaya şifa olma açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Genetik Yol Haritası ile Kişiselleştirilmiş Tedavi</strong></h3>

<p>Kanser tedavisinde doğru yol haritasını belirlemenin kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Petekkaya, her kanserin genetik parmak izinin farklı olduğunu ifade etti. “Metastatik dönemde erken tespit edilen DNA ve RNA mutasyonları, hedefli tedavilerle klasik kemoterapiden 3-4 kat daha etkili sonuç veriyor” diye ekledi.</p>

<h3><strong>Aile Geçmişi ve Risk Faktörleri</strong></h3>

<p>Uzmanlar, özellikle gençlerde kanser öyküsü olan ailelerde dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Petekkaya, “Yaşlı büyük aile bireylerinde kanser görülmesi mutlaka endişe nedeni olmamalı. Ancak gençlerde veya birden fazla kanser öyküsü varsa dikkatli olmak gerekir” dedi.</p>

<h3><strong>Akıllı İlaçlar ve Tedavi Başarısı</strong></h3>

<p>Genetik analizler sayesinde tespit edilen mutasyonlara yönelik uygulanan akıllı ilaçlar, hastaların şansını önemli ölçüde artırıyor. Prof. Dr. Petekkaya, “DNA ve RNA üzerinde tümörün çoğalmasına katkı sağlayan mutasyonları erken yakaladığımızda, hedefli tedavi ile başarı oranını yükseltebiliyoruz. Bu, kanserle mücadelede kritik bir avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/kanserde-erken-tani-hayat-kurtariyor-1</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w678325-01.jpg" type="image/jpeg" length="26495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne Adayları İçin Kritik Uyarı! Bahar Alerjisi Kapınızı Çalarsa Sakın Bunu Yapmayın!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/anne-adaylari-icin-kritik-uyari-bahar-alerjisi-kapinizi-calarsa-sakin-bunu-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/anne-adaylari-icin-kritik-uyari-bahar-alerjisi-kapinizi-calarsa-sakin-bunu-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte polen alerjisi kabusu başladı! Gebelikte polen aşısı yapılır mı? Hamilelikte alerji tedavisi bebeği nasıl etkiler? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yaşanan iklim değişikliği ve hava kirliliği, sadece doğayı değil sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Geçmiş yıllara oranla çok daha erken başlayan polen mevsimi, bu yıl etkisini daha uzun süre hissettirecek gibi görünüyor. Burun akıntısı, arda arda gelen hapşırıklar ve gözlerdeki dayanılmaz kaşıntı, polikliniklerdeki hasta sayısını şimdiden ikiye katlamış durumda. Artık kış aylarından itibaren hissedilmeye başlanan bu semptomlar, sadece basit bir bahar nezlesi olmaktan çıkıp kronik bir sağlık sorununa dönüşüyor.</p>

<h1><strong>Grip Değil Alerjik Bir Kabus Yaşıyor Olabilirsiniz</strong></h1>

<p>Pek çok vatandaş, yaşadığı halsizlik ve burun tıkanıklığını mevsimsel griple karıştırarak yanlış tedavilere yönelebiliyor. Ancak bu durum iş performansından sosyal hayata kadar her alanı olumsuz etkiliyor. Sabahları yorgun uyanmak, iş yerinde sürekli hapşırmak zorunda kalmak insanları toplum içinde "acaba birine hastalık mı bulaştırıyorum?" kaygısına sürüklüyor. İlaçların yarattığı uyku hali ve konsantrasyon bozukluğu ise günlük yaşam kalitesini dibe çekiyor. İşte tam bu noktada devreye giren aşı tedavisi, sabır gerektiren 3 ila 5 yıllık bir süreci beraberinde getiriyor.</p>

<h2><strong>Gebelikte Aşı Tedavisi İçin "Dur" Sinyali</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="525" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w676168-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamilelik dönemi, alerji tedavisi planlayan kadınlar için en hassas süreci oluşturuyor. Vücudun alerjenlere karşı bağışıklık kazanmasını sağlayan immünoterapi (aşı tedavisi), maalesef gebelik süresince başlatılması önerilmeyen bir yöntem. Hamilelik sırasında bu tedaviye ilk kez başlamak, hem anne hem de bebek için riskli olabilecek ağır alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Hali hazırda devam eden tedavilerde süreç hekim kontrolünde sürdürülebilse de uzmanlar, en güvenli yolun bu dönemi bekleyerek geçirmek olduğunu vurguluyor. Olası bir reaksiyon durumunda kullanılacak ilaçların bebeği etkileme ihtimali, hamilelikte aşı tedavisini riskli kılan en temel sebep.</p>

<h2><strong>Günlük Hayatta Korunmanın Pratik Yolları</strong></h2>

<p>İlaç ve aşı tedavisinin yanı sıra, günlük hayatta alınacak basit önlemler hayat kurtarıcı olabiliyor. Özellikle sabah saatlerinde evdeki camları kapalı tutmak, polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya özen göstermek ilk kural. Dışarı çıkmak zorunda kalanlar için ise maske, gözlük ve şapka kullanımı birer kalkan görevi görüyor. Eve gelindiğinde kıyafetlerin hemen değiştirilmesi, duş alınması ve ayakkabıların dışarıda bırakılması polenlerin yaşam alanınıza girmesini engelliyor. Arabalarda polen filtresi kullanmak ve dışarıda çamaşır kurutmamak da bu süreci en az hasarla atlatmanın anahtarı olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/anne-adaylari-icin-kritik-uyari-bahar-alerjisi-kapinizi-calarsa-sakin-bunu-yapmayin</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/1915553.jpg" type="image/jpeg" length="31170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Tıp Tarihi Türkiye'de Yeniden Yazıldı! O Bölgeler İçin Yapay Kemik Geliştirildi!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/dunya-tip-tarihi-turkiyede-yeniden-yazildi-o-bolgeler-icin-yapay-kemik-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/dunya-tip-tarihi-turkiyede-yeniden-yazildi-o-bolgeler-icin-yapay-kemik-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de 20 yıllık çalışma meyvesini verdi: Dünyanın ilk antibakteriyel yapay kemik grefti geliştirildi! Enfeksiyonlu bölgelerde kullanılabilen ve mikrobu öldüren buluş ve bu büyük başarının detayları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir, savunma sanayindeki başarısının bir benzerini tıp sektöründe göstererek tüm dünyanın dikkatini üzerine çekti. ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı'ndan emekli Prof. Dr. Nusret Köse ve Anadolu Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aydın Doğan’ın yaklaşık 20 yıl önce başlattığı laboratuvar çalışmaları, bugün somut bir ürüne dönüştü. İki üniversitenin el ele vererek yürüttüğü bu süreçte, kalsiyum fosfat malzemesinden üretilen ve antimikrobiyal özelliklerle donatılan yapay kemik greftleri, tıp dünyasında "ulaşılamaz" denilen bir hedefi gerçeğe dönüştürdü.</p>

<h1><strong>Mikrobu Öldüren Yapay Kemik: Dünyada Eşi Yok</strong></h1>

<p><strong><img alt="" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w677106-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Geliştirilen bu teknolojinin en sarsıcı özelliği, enfeksiyonun olduğu ortamda doğrudan kullanılabilir olması. Normal şartlarda enfeksiyonlu bir bölgeye implant veya greft uygulamak büyük bir risk taşırken, Eskişehir’de geliştirilen bu yapay kemik, bizzat mikrobu öldürme yeteneğine sahip. Metalik implantların yüzeylerine uygulanabilen bu özel seramik kaplama sayesinde, ameliyat sonrası en büyük korku olan implant ilişkili enfeksiyonların tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bu yönüyle ürün, küresel tıp pazarında "rakipsiz" olarak nitelendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>78 Hastada Mucizevi Sonuçlar</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="396" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w677106-04.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Bilimsel yolculuk sadece laboratuvar ve hayvan deneyleriyle sınırlı kalmadı. TÜBİTAK’ın desteğiyle insan denemelerine geçilen projede, bugüne kadar 78 hasta üzerinde uygulama yapıldı. Alınan sonuçların tamamının başarılı olması ve bu başarının uluslararası tıp dergilerinde makale olarak yayınlanması, buluşun güvenilirliğini kanıtladı. Süreç boyunca hazırlanan 2 doktora ve 4 uzmanlık teziyle akademik olarak da desteklenen bu teknoloji, hastaların iyileşme sürelerini kısaltırken tıp dünyasına yeni bir soluk getirdi.</p>

<h2><strong>Ticari Yolculuk ve "MDR" Sınavı</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="389" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w677106-01-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Şu anki tek hedef, bu yerli ve milli mucizeyi tüm dünyanın kullanımına sunmak. Ürünün ticari olarak pazarlanabilmesi için Avrupa ve Türkiye’deki zorunlu "MDR" (Tıbbi Cihaz Tüzüğü) belgelendirme süreçleri devam ediyor. Oldukça maliyetli ve detaylı olan bu sertifikasyon işlemleri tamamlandığında, Eskişehir’de üretilen bu antibakteriyel yapay kemikler yurt dışına ihraç edilmeye başlanacak. Türkiye'nin sağlık teknolojilerindeki bu dev hamlesi, hem ekonomik hem de bilimsel anlamda ülkemizi küresel ligde üst sıralara taşıyacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/dunya-tip-tarihi-turkiyede-yeniden-yazildi-o-bolgeler-icin-yapay-kemik-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w677106-01.jpg" type="image/jpeg" length="90990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas’ta Yüksek Riskli Hastaya Kritik Müdahale]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-yuksek-riskli-hastaya-kritik-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-yuksek-riskli-hastaya-kritik-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Numune Hastanesi’nde ileri yaş ve yüksek riskli hastalara yönelik gerçekleştirilen karotis ameliyatı ve bypass operasyonu başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Numune Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, ileri yaş ve yüksek risk grubundaki hastalara yönelik gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla dikkat çekiyor. Kliniğin güçlü akademik altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımı sayesinde hayati risk taşıyan damar hastalıkları güvenle tedavi ediliyor.</p>

<p>Bu kapsamda, daha önce kolon ve akciğer kanseri nedeniyle ameliyat geçiren 71 yaşındaki erkek hastaya kritik bir karotis ameliyatı gerçekleştirildi. Hastanın sol akciğerinin tamamen alındığı pnömonektomi operasyonu sonrası yaşamına devam ettiği öğrenildi. Şah damarında ciddi darlık şikâyetiyle hastaneye başvuran hasta, yapılan tetkiklerde yüzde 80 oranında daralma tespit edilmesi üzerine ameliyata alındı.</p>

<p><img alt="" height="500" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/img8794jpg.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren uzman doktor, hastanın sürece hızlı şekilde uyum sağladığını belirterek ameliyatın genel anestezi altında başarıyla tamamlandığını ifade etti. Ameliyat sonrası aynı gün solunum cihazından ayrılan hasta, sadece bir gece yoğun bakımda takip edildi. Ertesi gün servise alınan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içinde taburcu edilmesinin planlandığı bildirildi.</p>

<h2><strong>Çoklu Hastalık Geçmişine Rağmen Sağlığına Kavuştu</strong></h2>

<p>Zorlu bir sağlık geçmişine sahip olan hasta, daha önce geçirdiği ciddi hastalıkları da atlattığını belirterek yaşadığı süreci “şükür” sözleriyle anlattı. Kolon ve akciğer kanseri sonrası yeniden sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalan hasta, başarılı operasyon sayesinde yeniden sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.</p>

<p>Tedavi sürecinde görev alan hekimlere teşekkür eden hasta, kendisini “demir gibi” hissettiğini ifade etti. Bu tür yüksek riskli vakalarda elde edilen olumlu sonuçlar, kliniğin multidisipliner yaklaşımının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Uzman ekiplerin koordineli çalışması ve modern tekniklerin etkin kullanımı, hastaların iyileşme sürecini hızlandırıyor.</p>

<h2><strong>Bypass Operasyonu ile Bir Hasta Daha Sağlığına Kavuşuyor</strong></h2>

<p>Kliniğin gerçekleştirdiği bir diğer önemli operasyon ise bypass ameliyatı oldu. Göğüs ağrısı şikâyetiyle yapılan kardiyolojik kontrollerde üç damar lezyonu tespit edilen hasta, anjiyo sonrası cerrahi müdahale için Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne yönlendirildi.</p>

<p>Ameliyat öncesi gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından gerçekleştirilen bypass operasyonu başarıyla sonuçlandı. Yoğun bakım ve servis sürecinde yakından takip edilen hastanın genel durumunun iyi olduğu ve taburculuğunun planlandığı açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hasta ise kendisini tedavi eden hekimlere teşekkür ederek, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının hastalar için büyük bir güven kaynağı olduğunu dile getirdi. Kliniğin hem karotis hem de bypass gibi kritik operasyonlarda gösterdiği başarı, bölgedeki hastalar için önemli bir umut olmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Numune Hastanesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-yuksek-riskli-hastaya-kritik-mudahale</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/img8782jpg.png" type="image/jpeg" length="33487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücudundan Çıkarılan 3,7 Kiloluk Kitle Hayatını Değiştirdi]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/vucudundan-cikarilan-37-kiloluk-kitle-hayatini-degistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/vucudundan-cikarilan-37-kiloluk-kitle-hayatini-degistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Komşu ilde gerçekleştirilen başarılı ameliyatta 3,7 kiloluk yumuşak doku tümörü çıkarılan hasta sağlığına kavuştu. Uzmanlar erken teşhisin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Kalça Bölgesindeki Kitle Dikkat Çekti</strong></h2>

<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen operasyon, sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza attı. 72 yaşındaki hastanın sol kalça çevresinde gelişen ve zamanla büyüyen kitle, günlük yaşamı zorlaştıran bir noktaya ulaştı. Yaklaşık dört ay boyunca şişlik ve hareket kısıtlılığı yaşayan hasta, yapılan kontroller sonrası detaylı incelemeye alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="498" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w675400-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<h3><strong>Uzman Ekip Tarafından Planlanan Operasyon</strong></h3>

<p>Yapılan tetkiklerde kitlenin yaklaşık 3,7 kilogram ağırlığında olduğu belirlendi. Bunun üzerine Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı tarafından operasyon planlandı. Alanında uzman ekip, ameliyat sürecinde kitlenin çevre dokularla olan bağlantısını dikkatle değerlendirerek hayati yapıların korunmasına öncelik verdi.</p>

<h3><strong>Başarılı Müdahale ile Sağlığına Kavuştu</strong></h3>

<p>Gerçekleştirilen operasyon sonucunda büyük kitle kontrollü bir şekilde vücuttan alındı. Ameliyat sonrası süreçte hastanın genel durumunun iyi olduğu ve sağlık açısından olumlu bir tablo oluştuğu bildirildi. Müdahalenin ardından hastanın yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlandı.</p>

<h3><strong>Erken Teşhisin Önemi Bir Kez Daha Vurgulandı</strong></h3>

<p>Uzmanlar, benzer durumlarda erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Hızla büyüyen kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiği belirtilirken, zamanında yapılan başvuruların tedavi sürecini kolaylaştırdığı ifade ediliyor. Gerçekleştirilen bu operasyon, hem tıbbi tecrübe hem de ileri cerrahi imkânların önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/vucudundan-cikarilan-37-kiloluk-kitle-hayatini-degistirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w675400-01.jpg" type="image/jpeg" length="31414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavga Etmiyoruz Diye Sevinmeyin! İlişkilerdeki Asıl Tehlike Sessizlikte Saklı!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/kavga-etmiyoruz-diye-sevinmeyin-iliskilerdeki-asil-tehlike-sessizlikte-sakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/kavga-etmiyoruz-diye-sevinmeyin-iliskilerdeki-asil-tehlike-sessizlikte-sakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlişkiyi bitiren asıl sebep her zaman kavgalar değil, sessiz kopuş! Duygusal uzaklaşma ve sessiz kopuş belirtileri nelerdir? "Ben dili" kullanarak bir ilişkiyi ipten almanın yolları ve sağlıklı iletişimin şifreleri haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Romantik ilişkilerde fiziksel birlikteliğin devam etmesi, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor. Bazen partnerler aynı çatı altında, aynı sofrada olsalar bile psikolojik olarak birbirlerinden kilometrelerce uzağa savrulabiliyor. Literatürde "duygusal uzaklaşma" olarak tanımlanan bu durum, aslında ilişkinin ruhunun yavaş yavaş çekilmesi anlamına geliyor. Sessiz kopuş sürecine giren çiftlerde, görünürde büyük bir sorun yokmuş gibi görünse de bağ kurma, yakınlık hissi ve paylaşım her geçen gün azalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>Sessizliğin Altındaki Gerçek Nedenler</strong></h1>

<p>Her insanın bir ilişkiden temel beklentisi; anlaşılmak, kabul görmek ve güven duymaktır. Bu temel ihtiyaçlar uzun süre karşılıksız kaldığında, bireyler kendilerini korumak adına savunma mekanizmaları geliştirmeye başlar. Doğrudan ayrılmak yerine duygusal olarak geri çekilmek, aslında bir tür kaçış yöntemidir. Anlaşılmayacağını düşünen kişi zamanla iç dünyasının kapılarını kapatır. Bu durum, ilişkinin dışarıdan sağlam görünmesine rağmen içeriden çürümesine neden olan en büyük etkendir.</p>

<h2><strong>Tehlike Çanları Çalıyor: Belirtiler Neler?</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="913" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w674670-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>İlişkinin sessiz bir sona doğru ilerlediğini anlamak her zaman kolay olmayabilir. Ancak bazı işaretler bu tehlikenin en somut kanıtlarıdır. Eğer partnerler artık tartışmaktan bile kaçınıyorsa, birbirlerinin iç dünyasına duydukları ilgi kaybolduysa ve birlikteyken bile derin bir yalnızlık hissediliyorsa tehlike çanları çalıyor demektir. Özellikle geleceğe dair planların artık "biz" yerine "ben" üzerinden yapılması ve empati eksikliği, sessiz kopuşun en belirgin göstergeleri arasında yer alır.</p>

<h2><strong>İlişkiyi İpten Alan Kurtarıcı Formül</strong></h2>

<p>Bu karanlık tablo aslında geri döndürülemez bir son değil. Bir ilişkiyi yeniden canlandırmanın yolu, ifade edilmeyen duyguları korkusuzca görünür kılmaktan geçiyor. Burada en kritik nokta ise kullanılan dilin yapısıdır. Suçlayıcı ifadeler yerine "ben dili" kullanmak, karşı tarafı savunmaya geçirmeden duyguyu aktarmayı sağlar. "Sen beni anlamıyorsun" yerine "Kendimi anlaşılmamış hissediyorum" demek, kopma noktasına gelen bağları yeniden güçlendirebilir. Doğru bir iletişim dili ve duygusal farkındalık, bir ilişkiyi tükenmişlikten çekip alabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/kavga-etmiyoruz-diye-sevinmeyin-iliskilerdeki-asil-tehlike-sessizlikte-sakli</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/sessizlik.png" type="image/jpeg" length="99245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[20 Yıllık Nefes Mücadelesi Tek Ameliyatla Son Buldu]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/20-yillik-nefes-mucadelesi-tek-ameliyatla-son-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/20-yillik-nefes-mucadelesi-tek-ameliyatla-son-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Komşu ilde yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, 20 yıl süren ses telleri felci nedeniyle yaşadığı nefes darlığından Ankara’da gerçekleştirilen ameliyatla kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>20 Yıllık Sağlık Sorunu Son Buldu</strong></h2>

<p>Yozgat’ta yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, uzun yıllar boyunca ses tellerindeki rahatsızlık nedeniyle ciddi nefes alma güçlüğü ve iletişim sorunları yaşadı. Günlük yaşamını doğrudan etkileyen bu durum, zamanla daha da ağırlaşarak hareket etmeyi ve basit işleri bile zorlaştırdı. Özellikle son yıllarda artan şikayetler, Köse’nin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Ameliyatla Gelen Rahatlama</strong></h3>

<p>Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla Köse’nin ses tellerindeki problem giderildi. Yapılan müdahalede ses telleri yeniden işlevsel hale getirilerek hastanın daha rahat nefes alması sağlandı. Aynı zamanda ses fonksiyonlarının korunmasına yönelik uygulamalarla konuşma kabiliyeti de desteklendi. Ameliyat sonrası süreçte düzenli kontrollerle hastanın durumu yakından takip edildi ve olumlu sonuçlar alındı.</p>

<h3><strong>Nadir Görülen Bir Rahatsızlık</strong></h3>

<p>Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelerde, Köse’nin yaşadığı ses telleri felcinin toplumda nadir görülen bir durum olduğu belirlendi. Sinirlerde meydana gelen hasarın iki taraflı olması, hastalığın etkilerini daha ağır hale getirdi. Bu durum, hem solunum hem de ses üretimi üzerinde ciddi kısıtlamalara neden oldu. Yapılan detaylı tetkiklerin ardından planlanan cerrahi müdahale, bu uzun süren sağlık sorununa çözüm sundu.</p>

<h3><strong>Günlük Hayata Yeniden Dönüş</strong></h3>

<p>Ameliyat sonrası süreçte Menşure Köse’nin yaşamında önemli bir değişim yaşandı. Önceden nefes almakta zorlanan ve konuşmakta güçlük çeken Köse, artık günlük işlerini daha rahat yapabilir hale geldi. Merdiven çıkmak, yürümek ve sosyal hayata katılmak gibi temel aktiviteler yeniden mümkün oldu. Yıllar süren zorlu sürecin ardından elde edilen bu iyileşme, hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/20-yillik-nefes-mucadelesi-tek-ameliyatla-son-buldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w674571-01.jpg" type="image/jpeg" length="90320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sindirim sistemi hastalıklarında hayat kurtaran yöntemler]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sindirim-sistemi-hastaliklarinda-hayat-kurtaran-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sindirim-sistemi-hastaliklarinda-hayat-kurtaran-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sindirim sistemi hastalıkları belirti vermeden ilerleyebiliyor. Endoskopi ve kolonoskopi ile kanser riskini önlemek ve erken teşhisle hayata tutunmak mümkün.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda en sık rastlanan sağlık sorunlarının başında gelen sindirim sistemi hastalıkları, çoğu zaman sinsi bir şekilde ilerleyerek ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Herhangi bir belirti vermeden gelişebilen bu rahatsızlıklara karşı uzmanlar, modern tıp yöntemlerinin sunduğu imkanlardan yararlanmanın hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, mide ve bağırsak sağlığını korumada endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin kritik birer dönüm noktası olduğunu ifade ediyor.</p>

<h2><strong>Sindirim sistemi hastalıklarında modern tanı yöntemleri</strong></h2>

<p>Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının detaylı bir şekilde incelenmesi artık çok daha kolay hale geldi. Endoskopi yöntemi sayesinde mide ağrısı, yanma, reflü ve yutma güçlüğü gibi şikayetlerin arkasında yatan sebepler net bir şekilde ortaya konulabiliyor. Özellikle açıklanamayan kilo kayıplarında bu yönteme başvurulması gerektiğini belirten uzmanlar; gastrit, ülser ve mide tümörlerinin bu sayede başlangıç evresinde yakalanabildiğini vurguluyor. İşlem sırasında gerekli görülmesi halinde biyopsi alınabilmesi, tanı sürecini hızlandırarak doğru tedavi yönteminin belirlenmesini sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kolon kanserine karşı en güçlü önlem kolonoskopi</strong></h2>

<p>Dünya genelinde en yaygın görülen kanser türlerinden biri olan kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalık grubu olarak biliniyor. Kalın bağırsak ve rektumun incelendiği kolonoskopi işlemi, bu kanser türünün teşhisinde altın standart olarak kabul ediliyor. Bu yöntemin en büyük avantajı, henüz kansere dönüşmemiş olan poliplerin işlem sırasında tespit edilerek temizlenebilmesidir. Böylece potansiyel bir kanser riski, hastalık oluşmadan ortadan kaldırılarak bireyin sağlığı güvence altına alınıyor.</p>

<h2><strong>Kimler düzenli tarama yaptırmalı</strong></h2>

<p>Hastalıkların her zaman belirti vermesini beklemek, tedavi şansını azaltabiliyor. Dr. İbrahim Emre Kurtça, hiçbir şikayeti olmasa bile 45 yaş ve üzerindeki bireylerin düzenli olarak kontrollerini yaptırması gerektiğini hatırlatıyor. Ailesinde bağırsak kanseri öyküsü bulunanlar, uzun süreli kabızlık veya ishal yaşayanlar, kansızlık sorunu olanlar ve dışkıda kan görenler için bu taramalar ertelenemez bir ihtiyaç niteliği taşıyor. Günümüzde sedasyon eşliğinde yapılan bu işlemler, hastaların konforunu en üst seviyede tutarken kısa sürede tamamlanarak hastanın aynı gün sosyal yaşamına dönmesine olanak tanıyor. Unutulmamalıdır ki, kısa süren bir tarama işlemi hayatınızı kurtaracak kadar değerlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sindirim-sistemi-hastaliklarinda-hayat-kurtaran-yontemler</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/k-a-p-a-k-30.png" type="image/jpeg" length="64135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizmde “Mucize Tedavi” Gerçeği: Uzmanlar Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/otizmde-mucize-tedavi-gercegi-uzmanlar-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/otizmde-mucize-tedavi-gercegi-uzmanlar-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otizm spektrum bozukluğu nedir, belirtileri nelerdir ve erken tanı neden önemlidir? Uzman açıklamalarıyla otizmde doğru bilinen yanlışlar, tedavi süreci ve ailelere kritik uyarılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, otizm spektrum bozukluğunun erken çocukluk döneminde belirti verdiğine dikkat çekti. Otizmin; sosyal iletişimde güçlükler, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla kendini gösteren nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu belirten Işık, ilk bulguların genellikle yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıktığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemenin azlığı, göz teması kurmama ve isme tepki vermeme gibi belirtilerin önemli olduğuna vurgu yapan Işık, ilerleyen süreçte konuşma gecikmesi ve akran ilişkilerinde zayıflığın tabloya eklendiğini söyledi. Bu belirtilerin her çocukta aynı şekilde görülmediğini belirten uzman isim, otizmin tek bir kalıba sığdırılamayacağını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Erken Tanı Hayati Önem Taşıyor</strong></h2>

<p>Otizmde erken tanının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Işık, beynin özellikle ilk altı yılda hızlı gelişim gösterdiğini hatırlattı. Bu süreçte yapılan erken müdahalelerin çok daha etkili sonuçlar verdiğini belirten Işık, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tanıyı geciktirme, korku nedeniyle uzmana başvurmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetmenin en sık yapılan hatalar arasında olduğunu ifade eden Işık, şüphe duyulan anda vakit kaybetmeden çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı. Erken tanının, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik aşamalarından biri olduğunun altını çizdi.</p>

<h2><strong>Tedavide Özel Eğitim ve Toplumsal Destek Öne Çıkıyor</strong></h2>

<p>Otizmin tedavi sürecine de değinen Işık, tek başına etkili bir ilaç ya da mucizevi bir yöntem bulunmadığını belirtti. Medikal tedavinin yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabildiğini ifade eden Işık, en etkili yaklaşımın bireyselleştirilmiş, yoğun ve süreklilik gösteren özel eğitim programları olduğunu söyledi.</p>

<p>Ailelerin bu süreçte uzman ekiplerle iş birliği içinde hareket etmesinin büyük önem taşıdığını dile getiren Işık, toplumsal farkındalığın da en az tedavi kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Otizmli bireylerin sosyal yaşamın içine dahil edilmesi gerektiğini belirten Işık, daha kapsayıcı ve anlayışlı bir toplum yapısının oluşturulmasının herkesin sorumluluğu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Açıklamasının sonunda, değişimin toplumdan başladığını hatırlatan Işık, farkındalığın artırılmasıyla birlikte otizmli bireylerin yaşam kalitesinin de yükseleceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/otizmde-mucize-tedavi-gercegi-uzmanlar-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/17121-1408455.jpeg" type="image/jpeg" length="48640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesinden Hayati Uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesinden-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesinden-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Uçar, kanser risk faktörlerini sıralayarak erken tanının hayat kurtarıcı etkisine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında toplum sağlığını yakından ilgilendiren kritik bir bilgilendirme yayımladı. Üniversitenin sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılan mesajda, Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar'ın değerlendirmelerine yer verildi. Kanser hastalığının bir kader olmadığını vurgulayan uzmanlar, doğru adımlarla bu hastalığın önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğunun altını çizdi.</p>

<h2><strong>KANSER RİSKİNİ ARTIRAN TEMEL FAKTÖRLER NELERDİR</strong></h2>

<p>Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve her bireyde farklı seyir izleyebilen karmaşık bir süreçtir. Doç. Dr. Mahmut Uçar, günümüzde modern tıbbın imkanlarıyla bu hastalığa karşı güçlü bir duruş sergilenebileceğini belirtiyor. Ancak tıbbi tedaviler kadar, hastalığa yakalanma riskini artıran dış faktörlerden uzak durmak da büyük önem taşıyor. Üniversite tarafından paylaşılan verilerde, kanser riskini tetikleyen başlıca unsurlar şu şekilde sıralanıyor:</p>

<p>Tütün ve her türlü tütün ürününün kullanımı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alkol tüketimi,</p>

<p>Modern çağın sorunu olan obezite ve düzensiz beslenme,</p>

<p>Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına kontrolsüz maruziyet,</p>

<p>Bazı spesifik bakteri ve virüs türleri.</p>

<p>Bu faktörlerden kaçınmak, kansere karşı alınabilecek en etkili bireysel önlemlerin başında geliyor. Yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerin, uzun vadede sağlığımızı nasıl koruyabileceği bir kez daha hatırlatılıyor.</p>

<h2><strong>ERKEN TANI HAYAT KURTARIR PRENSİBİ NEDEN ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Haberin en can alıcı noktalarından birini "Erken tanı hayat kurtarır" ilkesi oluşturuyor. Doç. Dr. Mahmut Uçar, kanserin erken evrelerde tespit edilmesinin tedavi başarısını ciddi oranda artırdığını ifade ediyor. Günümüzde kanser tedavisi, erken teşhis edildiğinde çok daha az yıpratıcı ve çok daha yüksek başarı oranına sahip bir sürece dönüşebiliyor. Bu nedenle vücudumuzdan gelen sinyalleri dinlemek ve rutin kontrolleri aksatmamak hayati bir sorumluluk olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, erken evrede yakalanan pek çok kanser türünde tam iyileşme sağlandığını gösteriyor. Uzmanlar, toplumda oluşan kanser korkusunun yerini, farkındalık ve düzenli kontrolün alması gerektiğini savunuyor. Kanserden değil, geç kalmaktan korkulması gerektiği vurgusu, bu farkındalık sürecinin temel taşını oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesinden-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/h-ezd7-n7-xs-a-a4-pcu.jpg" type="image/jpeg" length="72611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hızlı İyileşme Hayali Felaketle Bitebilir! Alerji Aylarında Dikkat Edilmesi Gerekenler!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/hizli-iyilesme-hayali-felaketle-bitebilir-alerji-aylarinda-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/hizli-iyilesme-hayali-felaketle-bitebilir-alerji-aylarinda-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişlerinde artan viral enfeksiyonlar ve alerjik durumlar hayati tehlike saçıyor. Özellikle "sarı serum" olarak bilinen uygulamaların kalp durmasına neden olabileceği uyarısı yapıldı. Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsimlerin kaymasıyla birlikte geç kış ve erken bahar dönemi, özellikle çocuklarda görülen hastalıkların seyrini tamamen değiştirdi. Kışın bebekleri vuran ağır solunum yolu virüsleri yerini, büyük çocuklarda haftalarca süren ve "süründüren" nezle, grip ve soğuk algınlığına bıraktı. Bu dönemde sadece virüsler değil, aşı takviminden sapan çocuklar için su çiçeği gibi döküntülü hastalıklar da ciddi bir risk oluşturuyor. Vücut direncinin kırıldığı bu günlerde bilinçsizce yapılan her müdahale, telafisi olmayan sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<h1><strong>Alerji ve Enfeksiyon Birbirine Karışıyor</strong></h1>

<p><strong><img alt="" height="395" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w673784-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Mart ve nisan aylarının gelmesiyle birlikte alerjik bünyeler için zorlu bir süreç başladı. Hapşırık, burun akıntısı ve gözlerdeki kaşıntı, çoğu zaman viral enfeksiyonlarla karıştırılıyor. Bu karmaşa, vatandaşları en büyük hatalardan birine sürüklüyor: Gereksiz antibiyotik kullanımı. Her öksürük veya burun akıntısının bir enfeksiyon belirtisi olmadığını bilmek, vücut direncini korumak adına hayati önem taşıyor. Alerjik durumu olanların tedavilerini aksatmaması, bu kafa karışıklığını ve yanlış ilaç kullanımını önlemenin en temel yolu olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sarı Serum Mucize Değil, Ölüm Getiriyor</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="395" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/a-w673784-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Halk arasında "anında toparlar" düşüncesiyle tercih edilen sarı serum uygulamaları, aslında büyük bir felakete zemin hazırlıyor. Hızlı iyileşme vaadiyle damardan verilen bu karışımlar, anafilaksi yani vücudun aşırı tepki vermesi sonucu solunumun durmasına ve kalp krizine yol açabiliyor. Bir haftada kendiliğinden geçebilecek hastalıklar için bu denli büyük riskler almak, şifa ararken can kaybına davetiye çıkarıyor. İlaçlara sarılmadan önce en etkili koruma yöntemi ise hijyen ve temiz hava. Evlerin ve sınıfların sık sık havalandırılması, bol bol el yıkanması ağır tedavilere ihtiyaç duyulmadan bu süreci atlatmanın anahtarını sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/hizli-iyilesme-hayali-felaketle-bitebilir-alerji-aylarinda-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/04/4659184.jpg" type="image/jpeg" length="78153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[40 Yaş Üstünde Mide Kanseri Riski Artıyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/40-yas-ustunde-mide-kanseri-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/40-yas-ustunde-mide-kanseri-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Serkan Yılmaz, 40 yaş üstü bireylerde mide kanseri riskine dikkat çekti. Yanma, ekşime, halsizlik ve kilo kaybı gibi belirtilerin erken teşhis için önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Mide Kanseri Belirtilerine Dikkat</strong></h2>

<p>Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, mide kanseri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Yılmaz, özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek olduğunu belirterek, “Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor” dedi.</p>

<p><img alt="" height="394" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w673106-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<h3><strong>Erken Teşhisin Önemi</strong></h3>

<p>Yılmaz, mide kanserinin erken teşhisinin hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı. Hastaların genellikle şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma hissi, ağızdan kan gelmesi veya dışkıda kan görülmesi gibi şikayetlerle başvurduğunu aktardı. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, tanının endoskopi yöntemiyle konulduğunu ve mide içerisindeki lezyonlardan alınan örneklerle kesin teşhisin mümkün olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kapalı Ameliyat Yöntemi ile Tedavi</strong></h3>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde mide kanseri ameliyatlarının çoğunlukla kapalı yöntemle gerçekleştirildiğini söyleyen Yılmaz, bu yöntemin hastada daha az ameliyat izi bıraktığını, kesilerin daha hızlı iyileştiğini ve iş hayatına dönüşü hızlandırdığını belirtti. Kapalı ameliyat, hastaların yaşam kalitesini koruyarak tedavi sürecini kolaylaştırıyor.</p>

<h3><strong>Risk Altındaki Bireyler Nelere Dikkat Etmeli?</strong></h3>

<p>Yılmaz, özellikle 40 yaş üzeri bireylerin mide kanseri riskine karşı bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Midede yanma, ekşime, halsizlik, aşırı kilo kaybı veya sindirimle ilgili diğer sorunları yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden endoskopi yaptırması gerektiğini ifade etti. Erken teşhis ve tedavi, hastaların sağlıklı yaşam süresini uzatıyor ve komplikasyon riskini azaltıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/40-yas-ustunde-mide-kanseri-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w673106-02.jpg" type="image/jpeg" length="47230"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağışıklığı aşabilen yeni dalga kapıda mı?]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/bagisikligi-asabilen-yeni-dalga-kapida-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/bagisikligi-asabilen-yeni-dalga-kapida-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Ağustos böceği” olarak adlandırılan BA.3.2 COVID-19 varyantı Amerika ve Avrupa’da yayılıyor. Uzmanlar, bağışıklığı aşma potansiyeline dikkat çekerken hastalık şiddetinin artmadığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<h2><strong>Yeni Varyant Gündemde</strong></h2>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya, son dönemde “ağustos böceği” olarak adlandırılan yeni bir COVID-19 varyantının dikkat çektiğini belirtti. BA.3.2 olarak tanımlanan bu varyantın özellikle Amerika ve Avrupa’da yayılım gösterdiği ifade edildi. Verilere göre varyantın çok sayıda ülkede tespit edilmesi, küresel ölçekte yeniden bir hareketliliğe işaret ediyor.</p>

<p><img alt="" height="466" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w673038-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Yayılım Alanı Genişliyor</strong></h3>

<p>ABD merkezli Centers for Disease Control and Prevention (CDC) verilerine göre söz konusu varyantın en az 25 eyalette görüldüğü bildirildi. Aynı zamanda Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde de yayılımın arttığı gözlemleniyor. İlk olarak Güney Afrika’da tespit edilen varyantın zaman içinde sessiz bir şekilde yayıldığı ve son aylarda daha belirgin hale geldiği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Mutasyon Özelliği Dikkat Çekiyor</strong></h3>

<p>BA.3.2 varyantını öne çıkaran en önemli unsurun, virüsün yapısında meydana gelen genetik değişiklikler olduğu ifade ediliyor. Özellikle diken proteininde yaşanan bu değişimlerin, bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle farklı sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, daha önce geçirilen enfeksiyonlar veya aşılar sonrası oluşan bağışıklığın etkisini azaltma ihtimalini gündeme getiriyor.</p>

<h3><strong>Hastalık Şiddeti Artmıyor</strong></h3>

<p>Uzmanlar, varyantın yayılım hızına rağmen hastalık şiddetinde belirgin bir artış gözlenmediğine dikkat çekiyor. Mevcut veriler, hastaneye yatış oranlarında ciddi bir yükseliş olmadığını ortaya koyuyor. Buna rağmen varyantın çok sayıda ülkeye ulaşmış olması, sürecin yakından takip edilmesini gerekli kılıyor. Özellikle sonbahar döneminden itibaren artış eğilimi gösteren bu varyant, sağlık otoriteleri tarafından izlenmeye devam ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/bagisikligi-asabilen-yeni-dalga-kapida-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w673038-02.jpg" type="image/jpeg" length="78025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Diş Hekimliğinde Saniyeler İçinde Ölçü, Hızlı Tedavi]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-dis-hekimliginde-saniyeler-icinde-olcu-hizli-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-dis-hekimliginde-saniyeler-icinde-olcu-hizli-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3D tarayıcı ve yazıcı teknolojisi sayesinde ölçü alma süresi kısaldı, tedavi süreçleri hızlandı, hasta konforu ve başarı oranı arttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, gerçekleştirdiği kapsamlı dijital dönüşüm hamlesiyle hem sağlık hizmetlerinde hem de akademik alanda dikkat çeken bir başarıya imza attı. Fakülte bünyesine kazandırılan ağız içi 3 boyutlu tarayıcılar ve ileri teknoloji 3D yazıcılar sayesinde, uzun yıllardır kullanılan geleneksel ölçü yöntemleri tamamen geride bırakıldı.</p>

<p><img alt="" height="549" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/17073-2401369.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Yeni sistemle birlikte ölçü alma işlemleri artık saniyeler içinde, yüksek hassasiyetle ve hasta konforu ön planda tutularak gerçekleştiriliyor. Elde edilen dijital veriler doğrudan bilgisayar ortamına aktarılıyor ve üretim süreci hızlı bir şekilde başlatılıyor. Bu sayede hem zaman kaybı ortadan kalkıyor hem de hata payı minimum seviyeye indiriliyor.</p>

<p>Türkiye’de dijital diş hekimliğini bütüncül şekilde uygulayan sayılı merkezlerden biri haline gelen fakülte, bu yönüyle hem bölgesel hem de ulusal ölçekte örnek gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="484" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/17073-4977959.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h2><strong>Protez Tedavilerinde Hız ve Hassasiyet Artışı</strong></h2>

<p>Gerçekleştirilen dönüşüm özellikle Protez Anabilim Dalı’nda etkisini net şekilde gösteriyor. Tüm tedavi süreçleri dijital altyapı üzerinden yürütülürken, hastalardan alınan ölçüler anlık olarak işlenebiliyor. Bu veriler doğrultusunda hazırlanan protezler, 3D yazıcı teknolojisi sayesinde çok daha kısa sürede üretilebiliyor.</p>

<p>Bu sistem, klasik yöntemlerde yaşanan uyum sorunlarını büyük ölçüde ortadan kaldırırken, kişiye özel çözümlerin önünü açıyor. Daha estetik, daha uyumlu ve daha dayanıklı protezlerin hazırlanması mümkün hale geliyor.</p>

<p>Ayrıca dijital altyapı sayesinde tedavi planlaması daha kontrollü yapılabiliyor. Hekimler, süreci baştan sona detaylı şekilde takip edebiliyor ve gerektiğinde hızlı müdahalelerde bulunabiliyor. Bu da tedavi başarısını doğrudan artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Hastalar İçin Konforlu ve Hızlı Tedavi İmkanı</strong></h2>

<p>Yapılan dijital dönüşümün en büyük kazanımı ise doğrudan hastalara sunulan hizmette kendini gösteriyor. Yeni sistem sayesinde ölçü alma süreci artık zahmetsiz hale gelirken, hastaların yaşadığı rahatsızlıklar büyük ölçüde ortadan kalktı.</p>

<p>Tedavi sürelerinin kısalması ve randevu sayısının azalması, özellikle yoğun hasta kapasitesine sahip fakültede önemli bir avantaj sağlıyor. Daha kısa sürede daha fazla hastaya hizmet sunulabilirken, kalite standartlarından da ödün verilmiyor.</p>

<p>Fakülte Dekanı Prof. Dr. Recai Zan, gelinen noktayı “Türkiye’de bu sistemi bütüncül uygulayan sayılı fakültelerden biriyiz. Hedefimiz en iyiyi takip etmek değil, standardı belirleyen olmak” sözleriyle özetliyor.</p>

<p>Bu vizyon doğrultusunda ilerleyen fakülte, yalnızca bugünün değil geleceğin sağlık hizmetlerini sunan bir merkez olma yolunda ilerliyor. Sivas ve çevre illerden gelen hastalar için önemli bir sağlık avantajı oluşturan bu dönüşüm, şehri dijital diş hekimliği alanında güçlü bir konuma taşımaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-dis-hekimliginde-saniyeler-icinde-olcu-hizli-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/17073-3307782.jpg" type="image/jpeg" length="77813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sofradaki Gizli Tehlike! Kalın Bağırsak Kanserinden Korunmanın 3 Altın Kuralı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sofradaki-gizli-tehlike-kalin-bagirsak-kanserinden-korunmanin-3-altin-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sofradaki-gizli-tehlike-kalin-bagirsak-kanserinden-korunmanin-3-altin-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalın bağırsak kanseri riskini azaltan yüksek lifli ve posalı besinler hangileri? Kahve tüketimi neden kadın ve erkeklerde farklı sonuçlar doğuruyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her beş kişiden birinin kanserle yüzleştiği modern çağda, kolorektal kanser türleri Türkiye’de de en sık görülen ilk beş hastalık arasında yer alıyor. Genetik faktörler bir yana, aslında tabağımıza koyduğumuz her lokma bu riskle aramızdaki mesafeyi belirliyor. Yapılan son araştırmalar; işlenmiş gıdalar, rafine şeker ve hareketsiz yaşamın bağırsak sağlığının en büyük düşmanı olduğunu kanıtlıyor. Ancak korkmak yerine, mutfaktaki alışkanlıkları değiştirerek bu sinsi hastalığa karşı dev bir kalkan oluşturmak mümkün.</p>

<h1><strong>Lifli Besinler Bağırsakların "Süpürgesi" Oluyor</strong></h1>

<p>Bağırsak sağlığını korumanın anahtarı, halk arasında "posa" olarak bilinen diyet liflerinde saklı. Posa açısından zengin bir beslenme düzeni, sadece sindirimi kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda kanserojen bileşenlerin vücut tarafından emilmesini de büyük ölçüde engelliyor. Özellikle çözünmez lifler, bağırsak içindeki zararlı maddeleri adeta bir süpürge gibi temizleyerek dışarı atılmasını sağlıyor. Bu noktada barbunya, badem ve bezelye gibi besinler, posa şampiyonları olarak listenin en başında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Mutfağınızdaki Eczane: Soğan, Sarımsak ve Zerdeçal</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="524" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w671491-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Beslenme düzeninde küçük görünen ama etkisi devasa olan bazı "süper besinler" bulunuyor. Soğan ve sarımsağın içinde yer alan doğal bileşenler, sağlıklı hücrelerin büyümesini desteklerken kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlatabiliyor. Bunun yanı sıra, altın baharat olarak bilinen zerdeçalın içindeki 'kurkumin' maddesi, hem koruyucu hem de iyileştirici etkisiyle tam bir antikarsinojen kalkanı görevi görüyor. Farklı renklerdeki taze sebze ve meyvelerle hazırlanan tabaklar, metastaz riskini azaltan en doğal ilaçlar olarak kabul ediliyor.</p>

<h2><strong>Kahve Tüketiminde Şaşırtan "Cinsiyet" Ayrımı</strong></h2>

<p>Haberin en dikkat çekici detaylarından biri ise günlük hayatta sıkça tükettiğimiz çay ve kahve üzerine yapılan araştırmalarda yatıyor. Kahvenin içindeki polifenollerin koruyucu etkisi bilinse de, bu durum kadın ve erkeklerde farklı sonuçlar doğurabiliyor. İlginç bir şekilde, kahve tüketimi erkeklerde kolon kanseri riskini belirgin şekilde azaltırken, kadınlarda rektal kanser riskini artırabileceği yönünde bulgular öne çıkıyor. Bu nedenle, her besinde olduğu gibi kahve tüketiminde de ölçülü olmak ve vücudun verdiği sinyalleri dinlemek büyük önem taşıyor. Unutmayın, bağırsak sağlığı sadece ne yediğinizle değil, neyi tabağınızdan çıkardığınızla da yakından ilgilidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sofradaki-gizli-tehlike-kalin-bagirsak-kanserinden-korunmanin-3-altin-kurali</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/20260217aw643582.jpg" type="image/jpeg" length="67123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit Bir Baş Dönmesi Deyip Geçmeyin! O Kristaller Yerinden Oynamış Olabilir!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/basit-bir-bas-donmesi-deyip-gecmeyin-o-kristaller-yerinden-oynamis-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/basit-bir-bas-donmesi-deyip-gecmeyin-o-kristaller-yerinden-oynamis-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vertigo belirtileri ve denge kaybı şikayeti yaşayanlar dikkat! Halk arasında kulak kristallerinin oynaması olarak bilinen BPPV nedir? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aniden ayağa kalktığınızda veya yatakta sağdan sola döndüğünüzde dünya bir anda etrafınızda fırıldak gibi dönmeye mi başlıyor? Çoğu kişinin "tansiyonum düştü" ya da "yorgunluktan" diyerek geçiştirdiği bu durum, aslında yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren vertigonun habercisi olabilir. Sallanma, yerin ayağın altından kayması veya çevrenin dönmesi hissiyle kendini gösteren bu rahatsızlık, doğru müdahale edilmediğinde mide bulantısından denge kaybına kadar birçok sorunu beraberinde getiriyor.</p>

<h1><strong>Kulak Kristalleri mi Yoksa Beyin mi? Tehlikeli Ayrım</strong></h1>

<p>Baş dönmesi şikayetiyle karşılaşıldığında en kritik nokta, sorunun kaynağını doğru tespit etmekten geçiyor. Eğer baş dönmesine yürüme güçlüğü, belirgin bir dengesizlik, çift görme veya konuşma bozukluğu eşlik ediyorsa durum kulaktan ziyade beyin kaynaklı "santral vertigo" olabilir. Bu tür nörolojik belirtiler hayati önem taşırken, KBB alanına giren ve en sık rastlanan neden ise iç kulaktaki denge organıyla ilgili sorunlardır. Halk arasında "kristallerin oynaması" olarak bilinen durum, genellikle iyi huylu olsa da şiddetli ataklarla kendini gösterir.</p>

<h2><strong>50 Yaş Sonrası Ve Kadınlar Büyük Risk Altında</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="840" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w671584-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>İstatistikler, vertigonun özellikle 50 yaşını aşmış bireylerde ve kadınlarda çok daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. "İyi huylu pozisyonel vertigo" olarak adlandırılan bu tür, genellikle yatağa uzanırken, yatakta bir yöne dönerken veya başı aniden yukarı ya da aşağı hareket ettirirken tetikleniyor. Saniyeler süren ama hastada büyük bir panik yaratan bu ataklar, kişinin günlük rutinlerini sürdürmesini imkansız hale getirebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Manevralarla Gelen Şifa Ve Hareketin Gücü</strong></h2>

<p>Vertigo tanısında en etkili yöntemlerden biri, hastanın hikayesinin detaylıca dinlenmesi ve ardından yapılan muayenedir. Tedavi aşamasında ise sanılanın aksine ilaçlardan ziyade "özel manevralar" başrolde yer alıyor. Bu manevralar sayesinde kulak içindeki yerinden oynamış denge kristalleri doğru konuma yönlendirilerek baş dönmesi ortadan kaldırılıyor. Bazı dirençli vakalarda ise dengeyi güçlendiren rehabilitasyon egzersizleri ve gövde stabilizasyonu çalışmaları devreye alınıyor.</p>

<h2><strong>Hareketsiz Kalmak İyileşmeyi Geciktiriyor</strong></h2>

<p>Vertigo yaşayan hastaların düştüğü en büyük hata, "yine başım dönecek" korkusuyla hareket etmekten kaçınmaktır. Oysa tedavinin en önemli parçası, hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmektir. Hareketsizlik, vücudun denge sistemini tembelleştirerek şikayetlerin kronikleşmesine neden olabilir. Şiddetli ve uzun süren baş dönmelerinde, özellikle çift görme ve dengesizlik varsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak hayat kurtarıcı bir adım olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/basit-bir-bas-donmesi-deyip-gecmeyin-o-kristaller-yerinden-oynamis-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/575170.jpg" type="image/jpeg" length="10791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon Kanserinde Yaş Sınırı Daralıyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-daraliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-daraliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Gastroenteroloji Derneği uzmanları, gençlerde artan kolon kanseri riskine dikkat çekti. Erken teşhis için kolonoskopi ve tarama testlerinin hayat kurtardığı vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Gençlerde kolon kanseri artışı endişe yaratıyor</strong></h2>

<p>Mart ayının Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle İstanbul’da bir basın toplantısı düzenlendi. Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) üyeleri, genç yaş gruplarında artış gösteren kolon kanserine dikkat çekti. Toplantıda, kolon kanserinin Türkiye’deki görülme sıklığı, gençlerde artış nedenleri ve erken teşhisin önemi ele alındı. Uzmanlar, tarama testlerinin ve kolonoskopinin hayat kurtardığını belirtti.</p>

<p><img alt="" height="525" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670983-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<h3><strong>Erken teşhis hayat kurtarıyor</strong></h3>

<p>TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, "Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde bile kolon kanseri öncüsü polipler tespit edilebiliyor. 45 yaş üstü bireylerin tarama testlerini yaptırması gerekiyor. Kolonoskopi ile kansere giden polipler saptanarak kanser önlenebilir" dedi. Erdem, gençlerde de kolon kanseri görülmeye başlandığını vurgulayarak farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Belirtilere dikkat</strong></h3>

<p>TGD Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün, kolon kanserinin belirtilerini sıraladı: bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan ve karın ağrısı. Tözün, "Kolon kanseri önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle toplumda farkındalık oluşturmak büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Tarama programları ve toplumsal bilinç</strong></h3>

<p>TGD Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, kolon kanserinde erken teşhis oranının düşük olduğunu belirterek, tarama programlarının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Erdem Akbal ise gençlerin tarama testlerine yönlendirilmesi için risk skorlama sistemi geliştirildiğini açıkladı. Uzmanlar, 45 yaş üstü ve risk altındaki gençlerin kolonoskopi taramasını yaptırması gerektiğini vurgulayarak toplumsal bilinç oluşturulması çağrısı yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-daraliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670983-03.jpg" type="image/jpeg" length="61149"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mantar toplayanlar dikkat! Ölümcül risk kapıda bekliyor!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/mantar-toplayanlar-dikkat-olumcul-risk-kapida-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/mantar-toplayanlar-dikkat-olumcul-risk-kapida-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'da baharla birlikte doğaya çıkanlara kritik uyarı: Mantar zehirlenmesi belirtileri nelerdir? Doğadaki mantarlar neden tüketilmemeli? İşte detaylar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan’da bahar aylarının gelmesi ve yağışların artmasıyla birlikte doğa canlanırken, kırsal alanlarda kendiliğinden yetişen yabani mantarlara olan ilgi de zirveye ulaştı. Ancak bu ilgi, beraberinde büyük bir hayati tehlikeyi de getiriyor. Uzmanlar, doğadan toplanan mantarların tüketilmesi konusunda vatandaşları sert bir dille uyardı: Bilinçsizce tüketilen tek bir mantar, geri dönüşü olmayan <strong>mantar zehirlenmesi</strong> vakalarına ve hatta ölümlere yol açabilir.</p>

<h2><strong>DOĞADAKİ TUZAK: GÖRÜNÜŞE ALDANMAYIN</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde doğada yetişen yaklaşık 40 çeşit yenilebilir mantar türü bulunsa da, bunlara çok benzeyen 100’den fazla zehirli tür olduğu biliniyor. Uzmanlara göre en büyük yanılgı, mantarın rengine veya kokusuna bakarak "zehirsiz" olduğunu iddia etmek. Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan yetkililer, zehirli ve zehirsiz türlerin dış görünüşle ayırt edilmesinin uzmanlar için bile zaman zaman zor olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>"Birbirine ikiz kadar benzeyen mantar çeşitlerinden biri şifalıyken diğeri saniyeler içinde vücudu iflas ettirebilir" diyen uzmanlar, doğadan toplanan mantarların tüketilmesinin adeta bir kumar oynamak olduğunu belirtiyor. Bu nedenle güvenli bir tüketim için yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarının tercih edilmesi hayati önem taşıyor.</p>

<h2><strong>MANTAR ZEHİRLENMESİ VÜCUDU NASIL ETKİLİYOR?</strong></h2>

<p>Yağışlı ve nemli dönemlerde artış gösteren <strong>mantar zehirlenmesi</strong>, sadece basit bir mide bulantısı ile sınırlı kalmıyor. Yabani mantarların içinde bulunan toksinler, kana karıştığı andan itibaren vücudun savunma mekanizmalarını altüst ediyor. Bu zehirli bileşikler başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde kalıcı ve ağır hasarlar bırakabiliyor.</p>

<p>Zehirlenmenin en sinsi özelliği ise belirtilerin hemen ortaya çıkmamasıdır. Bazı durumlarda mantar tüketiminden 2 saat sonra şikayetler başlarken, bazı ölümcül türlerde bu süre 24 saati bulabiliyor. Bu gecikme, zehrin organlara tamamen yayılmasına neden olarak tedavi sürecini imkansız hale getirebiliyor. Özellikle karaciğer yetmezliği, mantar kaynaklı ölümlerin en yaygın sebebi olarak kayıtlara geçiyor.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEYİN</strong></h2>

<p>Eğer doğadan toplanmış bir mantar tüketildiyse ve aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı görülüyorsa, durumun ciddiyeti oldukça yüksektir:</p>

<p>Aniden başlayan sersemlik hissi ve baş dönmesi,</p>

<p>Şiddetli mide bulantısı, kusma ve durdurulamayan ishal,</p>

<p>Vücutta aşırı terleme ve bulanık görme,</p>

<p>Tansiyon düşüklüğü ve nabızda aşırı artış.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, bu tür şikayetlerin görülmesi halinde "geçer" diye beklemek yerine vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatıyor. Erken müdahale, karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi kalıcı hasarları önleyebilir ve hastayı koma riskinden kurtarabilir. Unutmayın, doğadan toplanan mantarların tadı ne kadar güzel olursa olsun, sağladığı keyif hayatınızdan daha değerli değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/mantar-toplayanlar-dikkat-olumcul-risk-kapida-bekliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670996-01.jpg" type="image/jpeg" length="16971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta Medikal Firmaların Sorunu Görüşüldü]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-medikal-firmalarin-sorunu-gorusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-medikal-firmalarin-sorunu-gorusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas’ta STSO ile Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yönetimi arasında gerçekleşen kritik görüşmede, medikal firmaların yaşadığı ödeme gecikmeleri gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir ile yönetim kurulu üyeleri İlhami Erkoca ve Halil Pancaroğlu, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan’ı ziyaret etti. Gerçekleşen görüşmede, medikal sektöründe faaliyet gösteren firmaların yaşadığı sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Özellikle tedarikçi firmalara yapılan ödemelerde yaşanan gecikmeler, toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Sektör temsilcilerinin son dönemde artan şikayetleri, görüşmenin ana gündemini oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Ödemeler Gecikirse Hizmet Aksar” Uyarısı</strong></h2>

<p>STSO Başkanı Zeki Özdemir, 17. Meslek Komitesi üyelerinden gelen talepleri doğrudan hastane yönetimine iletti. Özdemir, medikal firmaların sağlık sisteminin önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak, ödemelerin zamanında yapılmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Firmaların yaşadığı finansal zorlukların yalnızca ticari değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin devamlılığı açısından da risk oluşturduğunu belirten Özdemir, bu konuda çeşitli girişimlerde bulunduklarını dile getirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve ilgili bakanlıklar nezdinde yürütülen çalışmaların sürdüğünü aktaran Özdemir, amaçlarının hem firmaların mağduriyetini gidermek hem de sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>Sorun Sivas’la Sınırlı Değil</strong></h2>

<p>Başhekim Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan ise yaşanan ödeme gecikmelerinin yalnızca Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’ne özgü olmadığını belirtti. Türkiye genelindeki üniversite hastanelerinde benzer sorunların yaşandığını ifade eden Doğan, sürecin ilgili kurumlar ve bakanlıklarla koordinasyon halinde yürütüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Gecikmelerin çözümü için temasların sürdüğünü vurgulayan Doğan, ödemelerin en kısa sürede yapılmasının beklendiğini dile getirdi. Görüşme, tarafların çözüm odaklı yaklaşımıyla sona ererken, medikal sektörünün yaşadığı sorunların önümüzdeki süreçte de gündemde kalacağı değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-medikal-firmalarin-sorunu-gorusuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670581-01.jpg" type="image/jpeg" length="75174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk alerjilerinde kritik uyarı: Doğru tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuk-alerjilerinde-kritik-uyari-dogru-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/cocuk-alerjilerinde-kritik-uyari-dogru-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği, astım, egzema ve besin alerjilerinde doğru tanı ve etkin tedavi ile çocukların yaşam kalitesini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Çocuk alerjilerinde uzman yaklaşım</strong></h2>

<p>Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği, 0-18 yaş arasındaki çocuklara kanıta dayalı yaklaşımla sağlık hizmeti sunuyor. Dr. Deniz Yılmaz, astım, tekrarlayan hışıltı, alerjik rinit, egzema, ürtiker, besin ve ilaç alerjileri ile arı alerjisi ve anafilaksi gibi hastalıkların tanı ve tedavisinin klinik bünyesinde titizlikle yürütüldüğünü belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="394" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670577-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<h3><strong>Modern tanı yöntemleri</strong></h3>

<p>Yılmaz, tanı sürecinde ileri teknolojilerin kullanıldığını vurguladı: “Solunum fonksiyon testleri, alerji deri testleri, laboratuvar tetkikleri ve provokasyon testleri sayesinde doğru ve hızlı tanı koyabiliyoruz.” Böylece çocuklara özel, güvenilir ve zamanında tedavi planları hazırlanıyor.</p>

<h3><strong>Kişiye özel tedavi ve alerji aşıları</strong></h3>

<p>Tedavi süreci, her çocuğa özel planlama ile yürütülüyor. Dr. Yılmaz, “Kişiye özel ilaç tedavilerinin yanı sıra alerjenlerden korunma yöntemlerini de anlatıyor, uygun hastalarda alerji aşısı uyguluyoruz” dedi. İleri ve özel tedavi yaklaşımları gerekli durumlarda devreye alınıyor.</p>

<h3><strong>Ailelerin aktif rolü</strong></h3>

<p>Klinik, tedavi sürecinde aileleri sürece dahil ediyor. Doğru ilaç kullanımı, atak yönetimi ve korunma yöntemleri detaylı şekilde aktarılıyor. Bu yaklaşım, tedavinin etkinliğini artırıyor ve çocukların yaşam kalitesini yükseltiyor. Dr. Yılmaz, “Amacımız çocukların yaşam kalitesini artırmak ve sağlıklı bir geleceğe hazırlamak. Doğru tanı ve etkin tedavi ile bunu başarabileceğimizi düşünüyoruz” diyerek klinik vizyonunu özetledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/cocuk-alerjilerinde-kritik-uyari-dogru-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/03/a-w670577-01.jpg" type="image/jpeg" length="65876"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
