<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bizim Sivas</title>
    <link>https://www.bizimsivas.com.tr</link>
    <description>Sivas Haberleri, Sivas Son Dakika Haberleri, Sivas'a Dair Gelişmeler, Sivasspor Transfer Haberleri ve Daha Fazlası Bizim Sivas Haber'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 16:46:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneler Tek Bir Isırıkla Vücuda 200 Farklı Virüs Bulaştırabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-tek-bir-isirikla-vucuda-200-farkli-virus-bulastirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-tek-bir-isirikla-vucuda-200-farkli-virus-bulastirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kene vakalarında yaşanan artışla birlikte parazit kaynaklı KKKA hastalığı riski tırmandı. Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ve yaz aylarında hava sıcaklıklarının hızla yükselmesi, Türkiye'nin birçok bölgesinde insan ve hayvan sağlığını tehdit eden kene vakalarında ciddi bir artışı beraberinde getirdi. Yaşamlarını sürdürebilmek adına canlıların kanını emmek zorunda olan bu tehlikeli ektoparazitler, dünya genelinde 200'den fazla ölümcül hastalık etkenine vektörlük yaparak virüs yayıyor. Ülkemizde ise bu tehditlerin başında, ölümcül sonuçlar doğurabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı geliyor.</p>

<h1><strong>Otluk ve Mera Alanlarında Büyük Risk</strong></h1>

<p>Genellikle yüksek otların bulunduğu mera, çalılık, piknik alanı, bağ ve bahçelerde konuşlanan keneler, uygun bir konakçı buldukları anda sinsice vücuda tutunuyor. Kırsal bölgelere yapılacak ziyaretlerde bu parazitlerin vücuda sızmasını engellemek amacıyla, uzun kollu ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi gerekiyor. Elbise üzerindeki parazitlerin rahatça fark edilebilmesi için pantolon paçalarının mutlaka çorap içerisine sokulması hayati önem taşıyor.</p>

<h2><strong>İnternette Satılan Sahte İlaçlara Dikkat</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="525" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w723070-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evcil hayvanların dış parazit mücadelelerinin aksatılmadan, düzenli olarak veteriner kontrolünde yapılması gerekiyor. Son yıllarda internet ortamında denetimsizce pazarlanan, kaynağı, içeriği ve etkinliği belirsiz hayvan ilaçları parazit mücadelesini daha da zorlaştırıyor. Standart dışı bu kaçak ürünlerin kullanımı, evcil hayvanları kene saldırılarına karşı korumadığı gibi doğrudan canlı sağlığına da kalıcı zararlar veriyor.</p>

<h2><strong>Isırık Durumunda Hemen Hastaneye Koşun</strong></h2>

<p>Vücuda tutunmuş aktif bir kene fark edildiğinde, kişilerin parazite çıplak elle müdahale etmeden acilen bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. Isırılma vakasının ardından; ani ateş, halsizlik, şiddetli kas ağrıları ve benzeri semptomlar ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılması hayati bir zorunluluk taşıyor. Çevresel kene kontrolünde ise bilinçsiz kimyasallar yerine, mera yönetimi gibi fiziksel önlemlerin alınması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-tek-bir-isirikla-vucuda-200-farkli-virus-bulastirabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/493866.jpg" type="image/jpeg" length="47799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabet Hastaları Yaz Aylarında Bu İçeceklerden Uzak Durmalı!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/diyabet-hastalari-yaz-aylarinda-bu-iceceklerden-uzak-durmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/diyabet-hastalari-yaz-aylarinda-bu-iceceklerden-uzak-durmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, yaz sıcaklarında diyabet hastaları için hayati sıvı tüketimi ve su kaybı uyarısında bulundu. Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte yükselen hava sıcaklıkları ve yoğun nem artışı, şeker hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireyleri doğrudan olumsuz etkiliyor. Vücudun ısı dengesini sağlayan mekanizmalar aşırı sıcaklarda zorlanırken, diyabet hastalarında kan şekeri değerlerinin kontrolsüz olduğu dönemlerde sıvı kaybı çok daha tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Gülçin Cengiz Ecemiş, sıcak günlerde sıvı kaybını önlemek adına bol su, sade maden suyu, şekersiz buzlu çay, limonata ve kafeinsiz içeceklerin tüketilmesini önerirken, alkolden kesinlikle uzak durulması gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>Güneş Çarpması ile Hipoglisemi Karışabilir</strong></h1>

<p>Özellikle açık havada fiziksel aktivite yapan kronik hastalar, aşırı sıcağa karşı çok daha duyarlı hale geliyor. Güneş çarpması durumunda baş dönmesi, aşırı terleme, kas krampları, soğuk cilt ve hızlı kalp atışı gibi semptomlar baş gösterebiliyor. Doç. Dr. Ecemiş, bu belirtilerle karşılaşıldığında ilk akla gelmesi gereken durumun hipoglisemi yani ani şeker düşüşü olduğunu belirtiyor. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden serin bir alana geçilmeli, şekeri yükseltmek için meyve suyu gibi gıdalar tüketilmeli ve tıbbi yardım çağrılmalıdır.</p>

<h2><strong>Egzersiz Saatlerine Dikkat Edilmeli</strong></h2>

<p>Yaz döneminde spor alışkanlıklarını sürdürmek isteyen şeker hastalarının mekan seçimi ve saat dilimlerine ekstra dikkat etmesi şart. Fiziksel aktivitelerin klimalı kapalı salonlarda ya da havanın daha serin olduğu sabah ve akşam saatlerinde yapılması gerekiyor. Diyabeti kontrol altında olan bireyler rahatça egzersiz yapabilirken, komplikasyonları bulunan hastaların kendilerine en uygun spor çeşidi ve süresi için mutlaka hekimlerine danışarak hareket etmesi hayati önem taşıyor.</p>

<h2><strong>İnsülinleri Torpido Gözünde Saklamayın</strong></h2>

<p>Sıcak hava dalgaları kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açtığı için yazın insülin kullananların günde en az 4 kez, ilaç kullananların ise en az 1 kez ölçüm yapması gerekiyor. Kritik medikal cihazların ve insülinlerin korunması da büyük bir titizlik istiyor. İnsülinlerin asla doğrudan güneş ışığı alan yerlerde, arabada, torpido gözünde veya derin dondurucuda tutulmaması gerekiyor. Seyahatlerde el bagajında taşınması gereken bu ilaçlar, açıldıktan sonra oda sıcaklığında 21 güne kadar güvenle saklanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/diyabet-hastalari-yaz-aylarinda-bu-iceceklerden-uzak-durmali</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/20250623aw482382.jpg" type="image/jpeg" length="68793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta ambulans helikopter 962 hasta için havalandı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-ambulans-helikopter-962-hasta-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-ambulans-helikopter-962-hasta-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Sivas Milletvekili Hakan Aksu, ambulans helikopterin kentte hizmete girdiği 2024'ten bugüne kadar 962 hastaya hizmet verdiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Sivas Milletvekili Hakan Aksu, ambulans helikopterin kentte hizmete girdiği 2024'ten bugüne kadar 962 hastaya hizmet verdiğini belirtti.</p>

<p>Aksu, yazılı açıklamasında, 29 Şubat 2024 tarihinde Sivas'ta göreve başlayan ambulans helikopterin, Sivas ve çevre illerdeki hastaların acil sağlık hizmetlerine hızlı ulaşmasına önemli katkı sağladığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivas'ın geniş bir coğrafyaya sahip olduğuna dikkati çeken Aksu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ambulans helikopterimiz 2024'te 444, geçen yıl ise 416, 2026 yılında ise bugüne kadar 102 hastaya hizmet vermiştir. Birçok vatandaşımızın hayata tutunmasına vesile olan bu hizmet, can kayıplarının önlenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu önemli hizmetin Sivas'ımıza kazandırılmasında başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, TBMM AK Parti Grup Başkanımız Abdullah Güler'e, Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu'na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-ambulans-helikopter-962-hasta-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/sivas-ta-ambulans-helikopter-hizmete-girdi-16900077-amp.jpg" type="image/jpeg" length="62513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Serinlemek İsterken Sağlığınızdan Olmayın!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-aylarinda-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-aylarinda-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, klima kullanımı sonrası oluşan kas spazmı ve boyun tutulması risklerine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kavurucu sıcaklardan korunmak için vazgeçilmez hale gelen klimalar yaşam konforunu artırsa da hatalı kullanım durumunda ciddi kas-iskelet sistemi şikayetlerini tetikliyor. Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, cihazların doğrudan bir hastalık üretmediğini ancak yanlış kullanımın kas liflerinde istemsiz kasılmalara yol açtığını belirtiyor. Soğuk hava akımının omuz, boyun veya sırt bölgesine doğrudan uzun süre temas etmesi, kan akışını azaltarak şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ve kas spazmı gibi problemleri beraberinde getiriyor.</p>

<h1><strong>Ağrıların Tek Sorumlusu Soğuk Hava Değil</strong></h1>

<p>Yaşanan boyun tutulması şikayetleri çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak gelişmiyor. Masa başında çalışanların bilgisayar karşısındaki kötü duruş alışkanlıkları, uzun yol sürücülerinin hareketsizliği, yoğun stres, yetersiz uyku ve kas yorgunluğu gibi faktörler zemini hazırlıyor. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, bu risk faktörlerinin üzerine eklenen soğuk hava dalgasının süreci hızlandırdığını, özellikle boyun fıtığı ve kronik kas ağrısı olan hassas kişilerin bu duruma karşı çok daha korumasız olduğunu ifade ediyor.</p>

<h2><strong>Kumandayı 22-24 Derece Aralığına Sabitleyin</strong></h2>

<p><strong><img alt="" height="394" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w722288-01.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></strong></p>

<p>Halk arasında yaygın olarak kullanılan "klima çarpması" tabiri, tıbbi bir hastalığı değil, soğuğa maruz kalma sonrası gelişen baş ağrısı ve sırt ağrısı gibi belirtileri kapsıyor. Bu olumsuz durumlardan korunmak için iç ve dış ortam sıcaklık farkının aşırı açılmaması, cihazın 22-24 derece aralığında tutulması gerekiyor. Ayrıca gece uyurken hava akımının doğrudan yatak üzerine gelmemesi ve çalışma hayatında düzenli hareket molaları verilmesi hayati önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Bu Belirtiler Varsa Vakit Kaybetmeyin</strong></h2>

<p>Basit bir kas tutulması gibi görünen bazı durumlar, çok daha ciddi sağlık problemlerinin erken habercisi olabiliyor. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, boyun ve sırt bölgesindeki şiddetli ağrılara kol veya bacaklarda uyuşma, ani kuvvet kaybı, yüksek ateş ya da şiddetli baş ağrısı gibi sıra dışı semptomların eşlik etmesi halinde, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/yaz-aylarinda-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/1744631.jpg" type="image/jpeg" length="19453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zara'da sağlık hizmetleri binasının yapımı sürüyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/zarada-saglik-hizmetleri-binasinin-yapimi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/zarada-saglik-hizmetleri-binasinin-yapimi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelecek yıl tamamlanması planlanan hizmet binasında 4 bin metrekare arazi üzerinde 3 katlı olarak inşa edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas'ın Zara ilçesine sağlık hizmetleri binası inşa ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı 2026 yılı yatırım programı kapsamında Zara Devlet Hastanesi yanındaki proje alanına sağlık hizmetleri binası yapımı için inşaat çalışmalarına başlanıldı.</p>

<p>Gelecek yıl tamamlanması planlanan hizmet binasında, ilçede farklı binalarda faaliyet gösteren Aile Sağlığı Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu birimlerinin tek çatı altında hizmet vermesi planlanıyor.</p>

<p>Yaklaşık 4 bin metrekare arazi üzerinde 3 katlı olarak inşa edilecek binasında, aile hekimliği poliklinikleri, sağlık hizmetleri birimleri, idari birimler ve garaj yer alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/zarada-saglik-hizmetleri-binasinin-yapimi-suruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-a-20260610-41627442-41627441-z-a-r-a-d-a-s-a-g-l-i-k-h-i-z-m-e-t-l-e-r-i-b-i-n-a-s-i-n-i-n-y-a-p-i-m-i-s-u-r-u-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="20578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı göreve başladı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-sualti-hekimligi-ve-hiperbarik-tip-uzmani-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-sualti-hekimligi-ve-hiperbarik-tip-uzmani-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Numune Hastanesi'nde Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı olarak göreve başlayan Uzm. Dr. Celaleddin Furkan Bayındır hasta kabulüne başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Numune Hastanesi'nde Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı olarak göreve başlayan Uzm. Dr. Celaleddin Furkan Bayındır hasta kabulüne başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konu hakkında hastane yönetiminden yapılan açıklamada, "Uzm. Dr. Celaleddin Furkan Bayındır, tıp eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış, uzmanlık eğitimini ise Konya Şehir Hastanesi’nde Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp alanında almıştır.<br />
<br />
Uzm. Dr. Bayındır, hiperbarik oksijen tedavisinin uygulandığı karbonmonoksit zehirlenmeleri, diyabetik ayak ve diğer iyileşmeyen yara tedavileri, radyasyon kaynaklı doku hasarları, ani işitme kayıpları ile alanına giren diğer hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçlerinde hizmet verecektir.<br />
<br />
Yeni görevinin hastanemize ve ilimize hayırlı olmasını temenni ediyor, Uzm. Dr. Celaleddin Furkan Bayındır’a çalışmalarında başarılar diliyoruz." denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Numune Hastanesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivasta-sualti-hekimligi-ve-hiperbarik-tip-uzmani-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/img0550jpg.png" type="image/jpeg" length="99071"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayakta Çalışamaz Raporu Kimlere Veriliyor? Başvuru Süreci]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/ayakta-calisamaz-raporu-kimlere-veriliyor-basvuru-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/ayakta-calisamaz-raporu-kimlere-veriliyor-basvuru-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayakta çalışamaz raporu nasıl alınır, kimlere verilir ve ne kadar süre geçerlidir? Başvuru şartları, gerekli belgeler ve raporun kullanım alanlarına dair tüm detaylar haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Ayakta Çalışamaz Raporu Nasıl Alınır? İşte Adım Adım Süreç</strong></h1>

<p>Sağlık sorunları nedeniyle uzun süre ayakta kalamayan çalışanlar için düzenlenen ayakta çalışamaz raporu, hem çalışanların sağlığını korumayı hem de iş yaşamında gerekli düzenlemelerin yapılmasını amaçlıyor. Bu raporu almak isteyen kişilerin öncelikle sağlık kuruluşlarına başvurarak gerekli muayene ve değerlendirmelerden geçmesi gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında kişinin sağlık durumunu ortaya koyan tıbbi belgeler, muayene sonuçları ve doktor görüşleri inceleniyor. Uzman hekimler tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda kişinin ayakta çalışmasını engelleyen bir sağlık sorunu bulunup bulunmadığı belirleniyor. Gerekli görülmesi halinde ek tetkik ve tahliller de istenebiliyor.</p>

<h2><strong>Ayakta Çalışamaz Raporu Nedir?</strong></h2>

<p>Ayakta çalışamaz raporu, kişinin sağlık durumu nedeniyle uzun süre ayakta durarak çalışmasının uygun olmadığını gösteren resmi bir sağlık belgesidir. Özellikle kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, kronik hastalıklar, ameliyat sonrası iyileşme süreçleri ve hamilelik gibi durumlarda düzenlenebilmektedir.</p>

<p>Bu rapor sayesinde çalışanların sağlık durumlarının kötüleşmesinin önüne geçilmesi ve tedavi süreçlerini daha sağlıklı şekilde tamamlamaları hedeflenmektedir. Rapor geçici süreli olabileceği gibi sağlık durumuna göre yeniden değerlendirilebilmektedir.</p>

<h2><strong>Kimler Ayakta Çalışamaz Raporu Alabilir?</strong></h2>

<p>Ayakta çalışamaz raporu; bel, diz, kalça ve bacak rahatsızlıkları yaşayan kişiler başta olmak üzere, hareket kabiliyetini etkileyen sağlık sorunlarına sahip bireylere verilebilmektedir. Bunun yanı sıra kronik hastalıklar, ameliyat sonrası iyileşme süreci, hamilelik ve sürekli ayakta kalmayı zorlaştıran diğer sağlık problemleri de rapor düzenlenmesinde etkili olmaktadır.</p>

<p>Tam teşekküllü hastanelerde görev yapan uzman doktorlar tarafından yapılan muayeneler sonucunda kişinin sağlık durumu değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde rapor düzenlenir.</p>

<h3><strong>Raporun Süresi Nasıl Belirleniyor?</strong></h3>

<p>Ayakta çalışamaz raporunun geçerlilik süresi, kişinin sağlık durumuna ve hastalığın seyrine göre değişiklik göstermektedir. Doktor tarafından yapılan değerlendirme sonucunda belirlenen süre boyunca çalışan istirahat edebilir veya iş yerinde uygun çalışma koşullarına yönlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rapor süresinin sonunda sağlık sorununun devam etmesi halinde yeniden muayene yapılarak rapor uzatılabilir. Düzenlenen raporun işverene ve gerekli durumlarda ilgili kurumlara teslim edilmesiyle birlikte çalışan, yasal haklarından yararlanabilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/ayakta-calisamaz-raporu-kimlere-veriliyor-basvuru-sureci</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/saglik.png" type="image/jpeg" length="25973"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz ağzı açık uyuyorsa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/cocugunuz-agzi-acik-uyuyorsa-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/cocugunuz-agzi-acik-uyuyorsa-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KBB Uzmanı Op. Dr. Emel Peru Yücel’in “Çocuğunuz ağzı açık uyuyorsa dikkat" diyerek önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocuklarda sık görülen burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma ve horlamanın geniz eti büyümesinin belirtisi olabileceğini belirtti.</p>

<p>Çocuklarda sık görülen burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma ve horlama şikayetleri çoğu zaman basit bir üst solunum yolu problemi olarak değerlendirilse de, bu belirtiler geniz eti büyümesinin habercisi olabilir. Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Peru Yücel, özellikle çocukluk çağında sık karşılaşılan geniz eti büyümesinin, tedavi edilmediğinde işitme problemlerinden uyku bozukluklarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabileceği konusunda aileleri uyardı.<br />
Geniz etinin burun boşluğunun arka kısmında yer alan ve bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenf dokusu olduğu ileten Dr. Emel Peru Yücel, "Çocukluk döneminde enfeksiyonlara karşı koruyucu görev üstlenen bu yapı, bazı çocuklarda normalden fazla büyüyerek hava yolunu daraltabilir. Geniz eti büyümesinin en sık belirtilerinin burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, horlama, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme ve huzursuz uykudur. Ayrıca tekrarlayan kulak enfeksiyonları, işitme azlığı ve kulakta sıvı birikimi gibi sorunlar da ortaya çıkabilir. Bu durum çocuğun hem gelişimini hem de okul başarısını olumsuz etkileyebilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İşitme kaybına yol açabilir</strong></h2>

<p>Geniz eti büyümesi, orta kulağın havalanmasını sağlayan östaki tüpünün çalışmasını bozarak kulakta sıvı birikimine neden olabilir. Bu durumun zamanla işitme kaybı ve tekrarlayan kulak enfeksiyonlarıyla sonuçlanabileceğini ileten Dr. Yücel, "Özellikle işitme kaybının erken dönemde fark edilmesinin önemine dikkat çekerek, çocuklarda konuşma gelişiminde gecikme, televizyonun sesini yükseltme ihtiyacı veya derslerde dikkat dağınıklığı gibi belirtilerin işitme problemi açısından değerlendirilmesi gerekir" dedi.</p>

<h2><strong>Her geniz eti ameliyat gerektirmez</strong></h2>

<p>Geniz eti tanısında ayrıntılı kulak burun boğaz muayenesinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Yücel, gerektiğinde endoskopik değerlendirme ve işitme testlerinden yararlanıldığını söyledi. "Her geniz eti büyümesi ameliyat anlamına gelmez. Hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve işitme durumu birlikte değerlendirilir. Hafif vakalarda ilaç tedavisi ve düzenli takip yeterli olabilir. Ancak belirgin burun tıkanıklığı, uyku kalitesinde bozulma veya işitme problemleri varsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir" dedi.</p>

<h2><strong>Her horlamanın nedeni geniz eti değildir</strong></h2>

<p>Horlamanın her zaman geniz eti kaynaklı olmadığını vurgulayan Dr. Yücel, özellikle yaşa göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. "Çocuklarda horlamanın en sık nedenlerinden biri geniz eti ve bademcik büyümesidir. Ancak erişkinlerde burun eğriliği, burun eti büyümesi veya yumuşak damak problemleri de horlamaya neden olabilir. Bu nedenle doğru tanı için kapsamlı bir kulak burun boğaz muayenesi şarttır" dedi.</p>

<h2><strong>Ailelere önemli uyarı</strong></h2>

<p>Çocuklarında sürekli ağız açık uyuma, horlama, sık enfeksiyon geçirme, işitme problemleri veya dikkat eksikliği benzeri belirtiler fark eden ailelerin vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmasını öneren Dr. Yücel, "Erken tanı ve uygun tedavi ile geniz eti kaynaklı birçok sağlık sorununun önüne geçilebiliyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Medicana Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/cocugunuz-agzi-acik-uyuyorsa-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/1-tip-1-1489-77ad-uyku24.jpg" type="image/jpeg" length="77054"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Numune'de “Sıram Cepte” hizmette]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-siram-cepte-hizmette</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-siram-cepte-hizmette" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayaktan başvuru yapan vatandaşların poliklinik önlerinde bekleme süreçlerini daha konforlu hale getirmek amacıyla geliştirilen “Sıram Cepte” uygulamasının önemli bir kolaylık sağlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Numune Hastanesi'nde vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hasta memnuniyetini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Sıram Cepte” uygulaması hizmete sunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Fidan, hastanede vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alarak muayene olabildiğini, aynı zamanda MHRS’de randevu bulamayan vatandaşların ayaktan başvuru yoluyla poliklinik hizmetlerinden yararlanabildiğini belirtti.</p>

<p>Ayaktan başvuru yapan vatandaşların poliklinik önlerinde bekleme süreçlerini daha konforlu hale getirmek amacıyla geliştirilen “Sıram Cepte” uygulamasının önemli bir kolaylık sağlayacağını ifade eden Başhekim Uzm. Dr. Fidan, uygulamanın işleyişine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Bu uygulama ile birlikte sıra numarası alan vatandaşlarımız ilgili polikliniklere geldiğinde poliklinik önündeki monitörden barkodunu okutarak sıra numarasını takip edebilecekler. Bu şekilde sırasını beklerken kapının önünde beklemek zorunda kalmadan; örneğin kantinde oturarak sırasının ne zaman geleceğini akıllı telefonundan takip edebilecek. Bu da vatandaşlarımızın muayene beklerkenki süresinin daha verimli olmasını sağlayacak. Numune hastanesi olarak sağlıkta kaliteyi artırmak için vatandaşlarımıza en iyi hizmeti vermek için çalışmalarımız devam ediyor. Sıram cepte uygulaması da bu uygulamalardan biri. İlerleyen dönemlerde de yine aynı şekilde vatandaşlarımızın hizmet kalitesini artırmak için uygulamalarımıza devam edeceğiz. Herkese sağlıklı günler diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Numune Hastanesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-numunede-siram-cepte-hizmette</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/553514559-1379214280880582-1514990530475141340-n.jpg" type="image/jpeg" length="24728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'tan ambulans helikopter Erzincan'a nefes oldu]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-ambulans-helikopter-erzincana-nefes-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-ambulans-helikopter-erzincana-nefes-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'tan havalanan ambulans helikopter nefes darlığı yaşayan hastayı Erzincan’a sevk etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan'ın Refahiye ilçesine bağlı ulaşımı güç bir köyde nefes darlığı şikayeti yaşayan hasta, ambulans helikopterle hastaneye ulaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alınan bilgiye göre, Refahiye ilçesine bağlı dağlık alanda bulunan bir köyde yaşayan vatandaşın rahatsızlanması üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi.</p>

<p><img alt="" height="424" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w720261-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Yapılan değerlendirme sonucunda hastanın sağlık kuruluşuna hızlı şekilde sevk edilmesi amacıyla ambulans helikopter görevlendirildi.</p>

<p>Sivas'tan havalanan ambulans helikopter, hastayı bulunduğu köyden alarak Erzincan Yıldırım Akbulut Havalimanı'na getirdi.</p>

<p>Burada sağlık ekiplerine teslim edilen hasta, ambulansla Erzincan'daki Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-ambulans-helikopter-erzincana-nefes-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 08:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w720261-01.jpg" type="image/jpeg" length="14393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duruşa dikkat! Skolyozun ilk işareti olabilir]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/durusa-dikkat-skolyozun-ilk-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/durusa-dikkat-skolyozun-ilk-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda sık görülen skolyoz hastalığında erken tanının büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omurgada meydana gelen eğriliklerin çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebildiğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Serdar Yurtcu, ebeveynlerin basit gözlemlerle skolyozun erken belirtilerini fark edebileceğini söyledi.</p>

<p>Medicana Sivas Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Serdar Yurtcu, skolyozun omurganın yana doğru eğrilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan üç boyutlu bir omurga deformitesi olduğunu belirtti. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde görülen vakaların önemli bir kısmında başlangıç aşamasında ağrı görülmediğini ifade eden Yurtcu, bu nedenle hastalığın çoğu zaman tesadüfen ya da rutin kontroller sırasında fark edildiğini dile getirdi.</p>

<p>Ailelerin çocuklarının duruşunda meydana gelen küçük değişiklikleri basit bir postür bozukluğu olarak değerlendirebildiğini kaydeden Yurtcu, “Omuz seviyelerinde eşitsizlik, bir kürek kemiğinin diğerine göre daha belirgin görünmesi, bel kıvrımlarında asimetri, kalçanın bir tarafa kaymış gibi durması veya kıyafetlerin vücutta simetrik durmaması skolyozun ilk belirtileri arasında yer alabilir” dedi.</p>

<h2><strong>En kritik dönem 10-16 yaş arası</strong></h2>

<p>Skolyozun her yaşta görülebileceğini ancak özellikle hızlı büyümenin yaşandığı ergenlik döneminde daha sık ortaya çıktığını vurgulayan Yurtcu, 10 ila 16 yaş arasındaki dönemin skolyoz açısından kritik önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Özellikle kız çocuklarında skolyozun daha sık görüldüğünü ve eğriliğin ilerleme riskinin daha yüksek olabildiğini belirten Yurtcu, ailede skolyoz öyküsünün bulunmasının, hızlı boy uzamasının ve kemik gelişiminin tamamlanmamış olmasının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti. Yurtcu, ilkokul sonu ve ortaokul çağındaki çocukların düzenli olarak postür değerlendirmesinden geçirilmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.</p>

<h2><strong>Evde basit tarama mümkün</strong></h2>

<p>Skolyoz farkındalığında ailelerin önemli bir rol üstlendiğini belirten Yurtcu, evde uygulanabilecek basit bir gözlem yöntemine de dikkat çekti.</p>

<p>“Adam Öne Eğilme Testi” olarak bilinen yöntemde çocuğun ayakta dururken öne doğru eğildiğini ve ebeveynin sırt bölgesini arkadan gözlemlediğini anlatan Yurtcu, sırtın bir tarafında kabarıklık, kaburga çıkıntısı veya belirgin asimetri görülmesi durumunda uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ancak bu testin yalnızca farkındalık amacı taşıdığını vurgulayan Yurtcu, kesin tanının fizik muayene, gerekli durumlarda radyolojik görüntüleme ve omurga eğriliğinin ölçülmesiyle konulduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım öne çıkıyor</strong></h2>

<p>Toplumda skolyoz tedavisinin yalnızca korse veya ameliyattan ibaret olduğu yönünde yanlış bir algı bulunduğunu ifade eden Yurtcu, günümüzde bilimsel temellere dayanan birçok konservatif tedavi seçeneğinin mevcut olduğunu söyledi.</p>

<p>Skolyoz tedavisinde hastanın yaşı, eğriliğin derecesi ve ilerleme riskine göre kişiye özel planlama yapıldığını belirten Yurtcu, cerrahi ve korse uygulamalarının yanı sıra son yıllarda skolyoza özgü fizyoterapi egzersizlerinin de önemli bir yer edindiğini ifade etti. Bu egzersizlerin genel duruş çalışmalarından farklı olarak omurgadaki üç boyutlu deformiteyi hedef aldığını söyledi.</p>

<h2><strong>Schroth metodu etkili sonuçlar sağlayabiliyor</strong></h2>

<p>Skolyoza özgü egzersiz yaklaşımlarının başında gelen Schroth metodunun dünya genelinde yaygın olarak kullanıldığını belirten Yurtcu, yöntemin üç boyutlu postür düzeltme, özel solunum teknikleri, omurga farkındalığının artırılması ve kas dengesinin yeniden sağlanmasına yönelik bilimsel bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Yurtcu, özellikle hafif ve orta dereceli skolyoz vakalarında uygun hasta grubunda uygulandığında Schroth yönteminin eğriliğin ilerleme riskini azaltmaya, postürü iyileştirmeye, solunum kapasitesini desteklemeye ve yaşam kalitesini artırmaya katkı sağlayabildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Uzmandan ailelere çağrı</strong></h2>

<p>Büyüme çağındaki çocukların duruş değişikliklerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Yurtcu, omuz, sırt veya bel bölgesinde fark edilen küçük bir asimetrinin bile önemsenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Erken dönemde fark edilen skolyozun, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek ciddi omurga problemlerinin önüne geçilmesinde önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Yurtcu, ailelere şüpheli bir durumla karşılaştıklarında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurmaları çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Medicana Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/durusa-dikkat-skolyozun-ilk-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/ftr-uzdrserdar-yurtcu.JPG" type="image/jpeg" length="37861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneler sadece KKKA değil, yüzlerce hastalığın taşıyıcısı olabilir]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her kenenin hastalık taşımadığını ancak bazı türlerin insan ve evcil hayvan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; Türkiye'de insanlardan en sık toplanan kene türünün KKKA'nın önemli taşıyıcısı olan Hyalomma marginatum olduğunu belirterek, kenelerin yaklaşık 200 farklı hastalığın yanı sıra insanlarda geçici felç vakalarına da neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="422" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w716388-03.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Her kenenin hastalık taşımadığını ancak bazı türlerin insan ve evcil hayvan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu belirten TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; Türkiye'de insanlar üzerinden en sık toplanan kene türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının da taşıyıcısı olan Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Kene türleri ve taşıdıkları hastalıklar hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Adem Keskin, dünya genelinde binden fazla kene türü bulunduğunu, bunların yaklaşık 200-250'sinin insan ve evcil hayvan sağlığını doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti. Bazı kene türlerinin yalnızca belirli canlılar üzerinde yaşadığını belirten Keskin, "Konak spesifikliği dediğimiz durum söz konusudur. Örneğin Ixodes arboricola isimli kene türünü sadece kuşlar üzerinde görebilirsiniz. İnsanlarda ya da çiftlik hayvanlarında göremezsin. Dolayısıyla insan ve çiftlik hayvanı sağlığını doğrudan ilgilendiren bir tür değildir" dedi.</p>

<p><img alt="" height="422" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w716388-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Türkiye'de bugüne kadar 56 farklı kene türünün tespit edildiğini aktaran Keskin, bunların yaklaşık 20'sinin insanlardan kan emebildiğini söyledi. İnsanlar üzerinden toplanan kenelerin yaklaşık yüzde 70-80'ini Hyalomma marginatum türünün oluşturduğunu vurgulayan Keskin, "Bu tür ülkemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının en önemli vektörlerinden biri olarak kabul edilmektedir" diye konuştu.</p>

<h2><strong>Farklı keneler farklı hastalıklar bulaştırabiliyor</strong></h2>

<p>Kenelerin yalnızca KKKA ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Keskin, farklı türlerin farklı hastalık etkenlerini taşıdığını ifade etti. Rhipicephalus sanguineus isimli kenenin Rickettsia conorii bakterisini bulaştırarak insanlarda riketsiyoz hastalığına neden olabildiğini söyleyen Keskin, Karadeniz Bölgesi'nde yaygın görülen Ixodes ricinus türünün ise Borrelia bakterisini taşıyarak Lyme hastalığına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Avrupa'da yaygın görülen bazı kene kaynaklı hastalıkların Türkiye'de daha nadir görüldüğünü belirten Keskin, "Örneğin Avrupa'da Ixodes ricinus kaynaklı kene ensefalit oldukça yaygın görülebiliyor. Dermacentor reticulatus türü de riketsiyoz vakalarının oluşmasında rol oynayabiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Yaklaşık 200 farklı kene kaynaklı hastalık bulunuyor</strong></h2>

<p>Kenelerin çok sayıda hastalık etkeniyle ilişkili olduğunu vurgulayan Keskin, dünya genelinde yaklaşık 200 farklı kene kaynaklı hastalığın bulunduğunu söyledi. Bu hastalıkların bazılarına Türkiye'de nadir de olsa rastlanabildiğini belirten Keskin, vatandaşların kene temasına karşı dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Kene felci vakaları da görülebiliyor</strong></h2>

<p>Kenelerin yalnızca hastalık bulaştırmakla kalmadığını, bazı nörolojik sorunlara da yol açabildiğini belirten Keskin, özellikle kulak arkası ve kulak içi gibi hassas bölgelerde tutunan kenelerin geçici felçlere neden olabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kenenin salgıladığı tükürük sıvısının sinir dokularında geçici hasara yol açabildiğini ifade eden Keskin, "Zaman zaman kulak arkasında ya da kulak yolundan çıkarılan kene vakaları olabiliyor. Bu bölgeler yüz sinirlerine yakın alanlardır. Kenenin salgıladığı maddeler sinir dokularını etkileyerek geçici felçlere neden olabiliyor" dedi.</p>

<p>Bazı kişilerde kene tükürüğüne karşı ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebildiğini de kaydeden Keskin, insanlarda ve hayvanlarda kısmi felç vakalarının görülebildiğini belirtti. Özellikle koyunlarda görülen ve "tick paralysis" olarak adlandırılan kene felcinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Keskin, bu vakaların Türkiye'de nadir görüldüğünü de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/a-w716388-04-1.jpg" type="image/jpeg" length="16429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dizimde sıvı bitmiş' ifadesi doğru değil...]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/dizimde-sivi-bitmis-ifadesi-dogru-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/dizimde-sivi-bitmis-ifadesi-dogru-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eklem sıvısının (sinovyal sıvı) temel görevinin eklemi beslemek ve adeta yağlayarak sürtünmeyi azaltmak mümkün...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#222222"><font face="Times New Roman, serif">Halk arasında "dizimde sıvı bitmiş” olarak dile getirilen durumun doğru olmadığını belirten Özel Sağlık Hastanesi Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, eklem sıvılarının tükenmediğini söyledi.</font></span></p>

<p><font face="Times New Roman, serif">Eklem sıvısının (sinovyal sıvı) temel görevinin eklemi beslemek ve adeta yağlayarak sürtünmeyi azaltmak olduğunu dile getiren </font><span style="color:#222222"><font face="Times New Roman, serif">Uzm. Dr. Öztürk, “</font></span><font face="Times New Roman, serif"> Eklem sıvısı; doğduğumuzda içeriye bir kereliğine konmuş olan ve deposu bittiğinde artık tükenen bir şey değildir. Vücudumuz o sıvıyı üretmeye devam eder” diye konuştu.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><font face="Times New Roman, serif"><font size="3"><strong>ASIL SORUN KIKIRDAKTA</strong></font></font></h2>

<p><font face="Times New Roman, serif">Hastaların şikayet ettiği durumun aslında farklı bir nedeni olduğuna dikkat çeken </font><span style="color:#222222"><font face="Times New Roman, serif">Uzm. Dr. Arman Öztürk, şu bilgileri verdi: “G</font></span><font face="Times New Roman, serif">enellikle burada kastedilen şey sıvının miktarı değil; kalitesi ve kıkırdak yapının durumudur. Diz, kalça ya da omuz ekleminde kıkırdak yüzey zamanla inceldiğinde, eklem içinde hasarlanmış, yıpranmış alanlar arttığında, yani halk arasında “kireçlenme” dediğimiz süreç başladığında eklem yüzeyleri daha pürüzlü hâle gelir. Sürtünme artar, ağrı ortaya çıkar. İşte bu tablo çoğu zaman “sıvı bitmiş” şeklinde ifade edilir. Aslında problem çoğu vakada sıvının yokluğu değil; kıkırdağın, bağların, menisküsün ve kemiğin yıpranmasıdır”</font></p>

<h2><font face="Times New Roman, serif"><font size="3"><strong>HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN</strong></font></font></h2>

<p><font face="Times New Roman, serif">Hastalığın uzman doktor gözetiminde tedavi edilebildiği dile getiren </font><span style="color:#222222"><font face="Times New Roman, serif">Dr. Arman Öztürk, şöyle devam etti: “</font></span><font face="Times New Roman, serif">Çoğu hasta, sıvı bittiyse artık yapılacak bir şey yok diye düşünüyor. Tedavide kilo kontrolü, kas güçlendirme, doğru egzersiz, yüklenme düzenlemesi, gerektiğinde enjeksiyon tedavileri, etkilenmişse psikolojinin yönetimi ve bazı hastalarda ise cerrahi müdahale seçenekleri bulunuyor. Bu durum birçok insanın başına gelebilecek bir süreçtir; ancak diz tamamen "sıfır" hâline dönmese de doğru planlanmış, kişiye özel tedaviler ile ağrısız, kaliteli ve aktif bir hayat sürmek birçok hastada mümkündür. Belki de artık "Dizlerinin sıvısı bitmiş" demek yerine "Dizlerinin bakım zamanı gelmiş." cümlesini kullanmak daha doğru olur”</font></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/dizimde-sivi-bitmis-ifadesi-dogru-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/uzm-dr-arman-ozturk-2-092829542.jpg" type="image/jpeg" length="37308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Fen Fakültesinden Kolon Kanseri araştırmasına TÜBİTAK desteği]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-fen-fakultesinden-kolon-kanseri-arastirmasina-tubitak-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-fen-fakultesinden-kolon-kanseri-arastirmasina-tubitak-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Proje kapsamında, kolon kanseri hücrelerinde 5-Fluorourasil ve Galloflavinin tekli ve kombine uygulamalarının antikanser etkileri araştırılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Bulut Atalay’ın yürütücülüğünde hazırlanan “5-Fluorourasil ve Galloflavinin Kombine Uygulanmasının Kolon Kanseri Hücresi Üzerine Antikanser Etkisinin İncelenmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002 – Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Biyokimya Anabilim Dalı yüksek lisans öğrencisi İbrahim Topçu’nun araştırmacı olarak yer aldığı proje, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezi (CÜTFAM) laboratuvarlarında yürütülecek.</p>

<p><img alt="" height="561" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/efdf025b-25b5-4452-a3ad-be36fe6ecf43.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje kapsamında, kolon kanseri hücrelerinde 5-Fluorourasil ve Galloflavinin tekli ve kombine uygulamalarının antikanser etkileri araştırılacak. Ayrıca kombinasyon uygulamasının tedavi etkinliği, sağlıklı kolon epitel hücreleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek.</p>

<p>Çalışmada, kolon kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan ancak zamanla direnç gelişebilen 5-Fluorourasil’e yönelik alternatif yaklaşımların ortaya konulması hedefleniyor. Galloflavin ile oluşturulacak kombinasyonun ilaç direncinin azaltılmasına katkı sağlaması, tedavi etkinliğini artırması ve daha düşük dozlarda etkili sonuçlar elde edilmesine olanak sunması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-fen-fakultesinden-kolon-kanseri-arastirmasina-tubitak-destegi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/96692a5f-d9af-4ce5-84ba-e678f86c238d.jpg" type="image/jpeg" length="19082"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsiz yaşam boyun ağrılarını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu hastalığın iş gücü kaybına, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font>Günümüz iş hayatında uzun süre hareketsiz ve yanlış pozisyonda ekran başında vakit geçirmek, boyun ağrılarına ve ileri aşamalarda boyun fıtığına neden olabiliyor.</font></p>

<p><font>Boyun ağrısının modern çağın hastalıklarından biri olduğunu belirten Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu hastalığın iş gücü kaybına, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığına dikkat çekti.</font></p>

<h2><font><strong>SAAT BAŞI BOYNUNUZU HAREKET ETTİRİN</strong></font></h2>

<p><font>Kasların iskelet sistemini destekleyen yapılar olduğunu ve hareketsizlik nedeniyle zamanla zayıfladığını dile getiren Bozyiğit, “Geçmişte sanayi bu kadar gelişmemişken ve beyaz yakalılar bu kadar fazla değilken, bu tip rahatsızlıklar nispeten daha az görülüyordu. Ama hareketsizlik, birçok hastalıkta olduğu gibi boyun fıtıkları ve boyun ağrılarında da şu an en temel nedenlerden birisi. Masa başı uygunsuz pozisyonda saatlerce bilgisayarın karşısında oturmak kaslarda güçsüzlüğe neden oluyor. Kaslar ne kadar zayıf olursa, bu tarz hastalıklar da o oranda artıyor. Bir yerlerde bir ağrı varsa aslında bu vücudun alarmıdır. Bununla ilgili önlem almak gerekiyor. Mutlaka saatte bir öne, arkaya, sağa, sola boyun hareketleri yapmak ve kısa süreli yürümek gerekiyor” diye konuştu.</font></p>

<h2><font><strong>ÖNCE İLAÇ TEDAVİSİ</strong></font></h2>

<p><font>Boyun hastalıklarının bir diğer nedeninin de genetik yatkınlık olduğunu belirten Op. Dr. Bülent Bozyiğit, şunları söyledi: “Hastayı öncelikle çok iyi muayene ederek tanı koymak gerekiyor. Bu boyun ağrılarının nedeni genetik mi, duruş bozukluğu mu onu belirlemek çok önemli. Doğru tanı sayesinde doğru tedavi uygulamak mümkün. Öncelikle ilk aşamada hastanın durumuna göre ilaç tedavisi ve boynu desteklemek için boyunluk öneriyoruz. Boyunluğun, kasların yine zayıflamaması için çok uzun süre kullanılmasını önermiyoruz. Eğer hastanın ellerinde güç kaybı yoksa fizik tedavi uyguluyoruz. Eğer MR veya tomografide bir fıtıklaşma gördüysek bu hemen ameliyat edeceğiz anlamına gelmiyor. Öncelikle konservatif tedavilere yöneliyoruz”</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><font><strong>BASKI VE AĞRI AZALTILIYOR</strong></font></h2>

<p><font>Op.Dr. Bozyiğit, “Eğer hasta güç kaybı yaşamıyorsa uygun hastaları seçtikten sonra bizim algolojik işlemler dediğimiz bir takım işlemler yapıyoruz. Bunlar önceden belirlediğimiz bölgede uygulanan nokta atışı epidural enjeksiyon, radyofrekans tedavisi ve nükleoplasti dediğimiz omurgadaki disklerin içerisindeki basıncı azaltacak teknolojik tedavi yöntemleridir. Nükleoplasti yönteminde fıtığın içine bir elektrotla girip, fıtıklaşmış dokuyu buharlaştırıyoruz; oradaki basınç ve ağrıyı azaltıyoruz. Radyofrekans tedavisiyle bu bölgede hem fıtığı bir miktar küçültüyoruz; hem de ağrıya neden olan sinirleri termal etkiyle yakarak o ağrıların önüne geçebiliyoruz. Nokta atışı enjeksiyonlarda ise sinir etrafına vermiş olduğumuz bir takım ilaçlarla hastanın ağrısını ortadan kaldırabiliyoruz. Hastanemizde bu ameliyatsız tedavi yöntemlerinin hepsini başarılı bir şekilde uyguluyoruz” ifadelerini kullandı.</font></p>

<h2><font><strong>MİKROCERRAHİ YÖNTEMİ BAŞARILI SONUÇLAR VERİYOR</strong></font></h2>

<p><font>Boyun gibi hassas bölgelerde mikrocerrahi yöntemiyle başarılı operasyonlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Op. Dr. Bülent Bozyiğit sözlerine şöyle devam etti: “Mikrocerrahi yönteminde, küçük kesi ve özel cihazlarla kas ve dokulara zarar vermeden omurgadaki disklere müdahale ediyoruz. Öncesinde skopi cihazıyla boynun iç yapısını 3 boyutlu olarak inceleyerek işlem yapacağımız noktayı belirliyoruz. Bu operasyonlar daha az doku travmasına neden olduğu için hastanın iyileşme ve taburcu olma süresi de azalıyor. Hasta bir gün sonra evine dönebiliyor. Sürekli yatmak zorunda kalmadan, basit günlük işlerini tek başına yapabiliyor. 2 hafta kadar boyunluk kullandıktan sonra fizik tedaviye devam ediyor. Bu yöntem başarılı sonuçlar veriyor; hastalığın nüks etme oranı da çok az oluyor. Bu konuda deneyim sahibi ve benzeri birçok operasyon gerçekleştiren uzman hekimlerin özellikle tercih edilmesi gerekiyor”</font></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/06/op-dr-bulent-bozyigit-100207696.jpg" type="image/jpeg" length="51617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvede Kritik Eşik Açıklandı Günlük Kaç Fincan Sağlıklı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/kahvede-kritik-esik-aciklandi-gunluk-kac-fincan-saglikli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/kahvede-kritik-esik-aciklandi-gunluk-kac-fincan-saglikli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar günlük güvenli kahve tüketim miktarını açıkladı. Fazla kahve tüketiminin kalp ritmi, tansiyon ve uyku üzerindeki etkileri ile ideal fincan sayısı haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahve, dünya genelinde milyonlarca kişinin </strong>güne başlarken tercih ettiği en popüler içeceklerden biri olmaya devam ediyor. Enerji vermesi, zihinsel performansı artırması ve günlük yaşam temposuna destek olması nedeniyle sık tüketilen kahvenin, doğru miktarda içildiğinde faydalı olduğu; ancak aşırı tüketimin sağlık açısından çeşitli riskler oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanların değerlendirmelerine göre kafein tüketiminde denge büyük önem taşıyor. Günlük yaşamın yoğun temposu içerisinde birçok kişi farkında olmadan önerilen kafein miktarını aşabiliyor. Bu durum uzun vadede uyku problemleri, kalp ritim bozuklukları, sinirlilik hali ve tansiyon yükselmeleri gibi sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor.</p>

<h2><strong>Kafein Vücutta Nasıl Etki Gösteriyor?</strong></h2>

<p>Kafein yalnızca kahvede değil, çay, kakao, enerji içecekleri ve bazı gazlı içeceklerde de doğal olarak bulunuyor. Tüketildikten kısa süre sonra kana karışan bu madde, merkezi sinir sistemini uyararak kişinin daha dinç ve uyanık hissetmesini sağlıyor. Bu nedenle özellikle sabah saatlerinde ve yoğun çalışma dönemlerinde sıklıkla tercih ediliyor.</p>

<p>Dünya genelindeki tüketim alışkanlıkları incelendiğinde ülkeler arasında dikkat çekici farklılıklar görülüyor. Kuzey Amerika'da günlük ortalama kafein tüketimi yaklaşık 200 miligram seviyelerinde seyrederken, kahve kültürünün oldukça güçlü olduğu İskandinav ülkelerinde bu miktar 400 miligramın üzerine çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Uzmanların Belirlediği Güvenli Günlük Kafein Miktarı</strong></h2>

<p>Sağlık uzmanları ve uluslararası otoriteler, sağlıklı yetişkin bireyler için günlük 400 miligrama kadar kafein tüketiminin genel olarak güvenli kabul edildiğini belirtiyor. Ancak yaş, sağlık durumu ve bireysel hassasiyetler bu sınırın kişiden kişiye değişmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Hamile kadınların günlük kafein alımını 200 miligramı geçmeyecek şekilde sınırlandırmaları önerilirken, 12-17 yaş arasındaki gençler için bu miktarın yaklaşık 100 miligram seviyesinde tutulması tavsiye ediliyor. Uzmanlar, 12 yaş altındaki çocukların ise kafein içeren ürünlerden uzak durması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>Bir Günde Kaç Fincan Kahve İçilebilir?</strong></h2>

<p>Günlük kafein sınırını anlamanın en kolay yolu fincan hesabı yapmak. Ortalama bir fincan filtre kahve yaklaşık 100 miligram kafein içeriyor. Bu hesaba göre sağlıklı bir yetişkin için günde 3 ila 4 fincan filtre kahve tüketimi güvenli sınırlar içerisinde değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak gün içerisinde içilen çay, tüketilen çikolata ve bazı içeceklerin de kafein içerdiği unutulmamalı. Uzmanlar, toplam kafein miktarının tüm kaynaklar göz önünde bulundurularak hesaplanması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Ölçülü Kahve Tüketiminin Faydaları Dikkat Çekiyor</strong></h2>

<p>Bilimsel çalışmalar, kontrollü kahve tüketiminin yalnızca enerji vermekle kalmadığını, aynı zamanda bilişsel performansı destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Özellikle günde 1 ila 2 fincan kahve tüketiminin hafıza fonksiyonlarını destekleyebileceği ve yaşlanmaya bağlı bazı nörolojik hastalıklara karşı koruyucu etki gösterebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, daha fazla kahve tüketmenin daha fazla fayda anlamına gelmediğini vurguluyor. Önerilen miktarın üzerine çıkılması halinde faydaların yerini sağlık risklerinin alabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Kısacası kahve, doğru miktarda tüketildiğinde günlük yaşamın keyifli ve faydalı bir parçası olabilir. Ancak uzmanlara göre sağlıklı bir tüketim alışkanlığı için ölçüyü kaçırmamak ve günlük kafein sınırlarına dikkat etmek gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/kahvede-kritik-esik-aciklandi-gunluk-kac-fincan-saglikli</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/k-a-h-v-e.png" type="image/jpeg" length="97393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yağışlar sonrası ortaya çıktı: Uzmanlardan hayati uyarı]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/yagislar-sonrasi-ortaya-cikti-uzmanlardan-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/yagislar-sonrasi-ortaya-cikti-uzmanlardan-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'ta yağışların ardından doğada mantar yoğunluğu artarken uzmanlar mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas'ta son günlerde etkili olan yağışların ardından doğada yabani mantarların sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. Doğanın farklı bölgelerinde yoğun şekilde görülen mantarlar, vatandaşların ilgisini çekerken uzmanlar hayati risk taşıyan mantar zehirlenmelerine karşı önemli uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, her mantarın tüketilemeyeceğini hatırlatarak özellikle doğadan toplanan yabani mantarların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Son dönemde yabani mantar tüketimindeki artışla birlikte mantar zehirlenmelerinde de ciddi ve öngörülemez yükselişler yaşandığına dikkat çekildi. Geçmiş yıllarda mantar zehirlenmesi nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısının binlerle ifade edildiği belirtilirken, yanlış mantar tüketiminin ölümle sonuçlanabilecek tablolara neden olabileceği vurgulandı.</p>

<p><img alt="" height="421" src="https://bizimsivascomtr.teimg.com/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/mantar.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h2><strong>Mantar zehirlenmesinde ilk belirtiler hayati önem taşıyor</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre mantar zehirlenmeleri farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Terleme, ağızda metalik tat, baş dönmesi, denge kaybı, koordinasyon bozukluğu, kas spazmları, görme ve işitme problemleri, karın ağrısı, kusma ve ishal en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Bazı vakalarda halüsinasyonlar, konuşma güçlüğü ve kalp ritim bozuklukları da görülebiliyor.</p>

<p>Özellikle mantar tüketiminden yaklaşık 6 saat sonra ortaya çıkan belirtilerin çok daha ciddi sonuçlara işaret edebileceği ifade ediliyor. Bulantı, kusma, ishal, tansiyon düşüklüğü, göğüs ağrısı, bulanık görme ve aşırı terleme gibi şikayetlerin ardından karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebiliyor. Uzmanlar, ülkemizde görülen ağır mantar zehirlenmelerinin büyük bölümünün karaciğer ve böbrek hasarına yol açtığını belirtiyor.</p>

<h2><strong>Doğadan toplanan mantarlardan uzak durmalı mı?</strong></h2>

<p>Mantar zehirlenmesinden şüphelenilen kişilerin zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği belirtiliyor. Aynı mantarı tüketen diğer bireylerin de sağlık kontrolünden geçirilmesi ve gözlem altına alınması öneriliyor. Sağlık kuruluşları ise gerekli durumlarda T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde 7 gün 24 saat hizmet veren Ulusal Zehir Merkezi'nden destek alabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, mantar zehirlenmelerinin önlenmesinde en etkili yöntemin yabani mantar tüketiminden tamamen kaçınmak olduğunu vurguluyor. Doğal alanlardan toplanan mantarların görünüşlerine bakılarak güvenli olup olmadığının anlaşılamayacağını belirten uzmanlar, mantar tüketmek isteyen vatandaşların yalnızca bandrollü ve son kullanma tarihi uygun kültür mantarlarını tercih etmeleri gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre doğadan mantar toplayıp tüketmek, sonuçları ağır olabilecek bir risk almak anlamına geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/yagislar-sonrasi-ortaya-cikti-uzmanlardan-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/mantr.webp" type="image/jpeg" length="39233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'tan nikotin bağımlılığı tedavisi için Poliklinik desteği]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-nikotin-bagimliligi-tedavisi-icin-poliklinik-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-nikotin-bagimliligi-tedavisi-icin-poliklinik-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde 1995 yılından bu yana Nikotin Bağımlılığı Tedavi Polikliniği olarak hizmet sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Sanem Nemmezi Karaca, Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla sigara, nargile ve elektronik sigara kullanımının zararlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>Sigara Sadece İçen Kişilere Değil, Çevreye ve İçmeyen Bireylere de Zarar Veriyor</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Karaca, sigaranın yalnızca kullanan kişilere zarar vermediğini belirterek, “Artık tüm dünyada sigaranın sadece içen kişilere zarar vermediği, ürettiği atıklarla doğayı hatta içmeyen bireyleri de zehirlediği bilimsel kanıtlarla ortaya konmuştur. Sigara içenlerin etrafa yaydıkları dumanın ve bu dumandan parkelere, perdelere, mobilyalara sinen partiküllerin içmeyen bireylere zararlı etkilerine yönelik bilgiler gün geçtikçe artmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü %100 dumansız mekânlar önem kazanmaktadır.” dedi.</p>

<p>Ülkemizde dumansız yaşam alanlarının oluşturulmasına yönelik önemli politikalar geliştirildiğini ifade eden Doç. Dr. Karaca, son yıllarda sigara kullanım oranlarının yeniden artış göstermeye başladığını belirterek, dumansız iç mekânlara ait yasaların ortaya koyduğu zorunlulukların denetlenmesi ve gerekli cezai işlemlerin uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Nargile ve Elektronik Sigara Zararsız Değildir</strong></h2>

<p>Nargilenin zararsızmış gibi algılandığını ancak sigaradan daha yüksek oranlarda zararlı madde içerdiğini ifade eden Doç. Dr. Karaca, “Gün geçtikçe zararsız oldukları algısı ile nargile, filtreli sigaralar, elektronik sigaralar ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı içilen sigaralar ile yer değiştirmeye başlamıştır. Özellikle gençler ve kadınlar bu projenin hedefi olmuştur. Maalesef 18-24 yaş arasında her iki gençten birinin nargile ya da elektronik sigarayı denediği gözlenmektedir.” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Elektronik sigaranın en sık eğlence amacıyla denenmeye başlandığını ve sigarayı bırakmaya yardımcı bir ürün olarak düşünüldüğünü belirten Doç. Dr. Karaca, teknolojideki gelişmelere paralel olarak elektronik sigaraların yapısı, şekilleri ve özelliklerinin kullanıcı tercihlerine göre çeşitlendiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Bağımlılığı Pekiştiren Ciddi Uyaranlar Oluşturuyor</strong></h2>

<p>Yeni nesil elektronik sigaraların daha küçük, şarj edilebilir ve yeniden kullanılabilir özelliklere sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Karaca, “Konunun uzmanlarının önemsediği bir diğer nokta ise bağımlılık yapan maddeleri de içeriyor olmasıdır. Birçok elektronik sigaranın içinde esrarın ham maddesi olan maddeler tespit edilmiş durumdadır. Tüm bunlar aslında kullanımı ve bağımlılığı pekiştiren ciddi uyaranlar oluşturuyor ve nikotin bağımlılığından kurtulmayı zorlaştırıyor. Uyanık olmamız gerekiyor. O yüzden bağımlılık yapma potansiyelleri açısından bu ürünlerin hiçbirinin diğerinden bir üstünlüğü olmadığını bilmemiz gerekli.” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Nikotin Bağımlılığı Tedavi Polikliniği Destek Vermeyi Sürdürüyor</strong></h2>

<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde 1995 yılından bu yana Nikotin Bağımlılığı Tedavi Polikliniği olarak hizmet sunduklarını belirten Doç. Dr. Karaca, Cumhurbaşkanlığının yönergeleri doğrultusunda il merkezi ve ilçelerde çok sayıda nikotin bağımlılığı biriminin faaliyet gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Doç. Dr. Karaca, bu birimler aracılığıyla sigara kullanan vatandaşlara destek verdiklerini belirterek, Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla vatandaşlara çağrıda bulundu.</p>

<h2><strong>“Bugünü Bir Fırsata Çevirelim”</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Karaca, “Hadi sigarayı bırakmak ya da ciddi ciddi gündeminize almak için bugünü bir fırsata çevirelim, ne dersiniz?” sözleriyle sigarayı bırakmak isteyen vatandaşları destek almaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivastan-nikotin-bagimliligi-tedavisi-icin-poliklinik-destegi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/244fc39c-0053-4674-b578-9b12ac98643a.jpg" type="image/jpeg" length="75917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi MS belirtilerine dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesi-ms-belirtilerine-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesi-ms-belirtilerine-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Dünya MS Günü kapsamında MS hastalığının belirtileri, risk faktörleri, erken tanının önemi ve tedavi seçeneklerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya MS Günü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, Multiple Skleroz (MS) hastalığına ilişkin farkındalığın artırılmasının önemi bir kez daha vurgulandı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Multiple Skleroz Ünitesi’nden Doç. Dr. Şeyda Figül Gökçe, hastalığın nedenleri, belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>MS HASTALIĞI NEDİR</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Şeyda Figül Gökçe, MS’in bağışıklık sisteminin merkezi sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık olduğunu belirtti. Özellikle 20 ila 40 yaş aralığında daha sık görülen hastalığın kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>MS hastalığının kişiden kişiye farklı şekillerde seyredebildiğini belirten Gökçe, erken dönemde ortaya çıkan belirtilerin dikkate alınmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>RİSK FAKTÖRLERİ VE BELİRTİLERİ</strong></h2>

<p>Açıklamada, genetik yatkınlığın MS hastalığının gelişiminde etkili olabilecek unsurlar arasında yer aldığı belirtildi. Bunun yanında D vitamini eksikliği, yeterli güneş ışığından faydalanamama ve sigara kullanımının da risk faktörleri arasında bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>MS hastalığında görme bozuklukları, denge kaybı, vücudun çeşitli bölgelerinde uyuşma hissi ve kas güçsüzlüğü gibi belirtilerin görülebileceğini aktaran Gökçe, bu tür şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>ERKEN TANI VE TAKİBİN ÖNEMİ</strong></h2>

<p>MS tedavisinin her hasta için özel olarak planlandığını belirten Doç. Dr. Gökçe, hastalığın yönetiminde erken tanının kritik rol oynadığını söyledi. Düzenli doktor kontrolü, tedaviye uyum ve hasta-hekim iş birliğinin başarılı sonuçlar açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>Uzun süreli takip süreçlerinin hastalığın seyrinin kontrol altında tutulmasına katkı sağladığını ifade eden Gökçe, hastaların önerilen tedavi programlarını aksatmamasının önemine işaret etti.</p>

<h2><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİNDE YENİ GELİŞMELER</strong></h2>

<p>Son yıllarda MS tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Gökçe, geliştirilen yeni tedavi yöntemlerinin hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Dünya MS Günü kapsamında yapılan açıklamada, toplumda hastalığa yönelik bilinç düzeyinin yükseltilmesinin önemine dikkat çekilirken, farkındalık çalışmalarının erken tanı ve tedavi süreçlerine olumlu katkı sağlayacağı vurgulandı. Doç. Dr. Gökçe, Dünya MS Günü’nün hastalık hakkında bilinç oluşturulmasına ve farkındalığın artırılmasına katkı sunmasını temenni etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/sivas-cumhuriyet-universitesi-ms-belirtilerine-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/trhtr-1.jpg" type="image/jpeg" length="98477"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Açıkladı 13 bin 513 Kişi Hastanelik Oldu !]]></title>
      <link>https://www.bizimsivas.com.tr/bakan-acikladi-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bizimsivas.com.tr/bakan-acikladi-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nın ilk gününde yaşanan kesim kazaları hastaneleri doldurdu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun açıkladığı rakam dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<h1><strong>Kurban Bayramı’nın İlk Gününde Acemi Kasap Alarmı: 13 Binden Fazla Kişi Hastanelik Oldu</strong></h1>

<p>Kurban Bayramı’nın ilk gününde yaşanan kurban kesim kazaları nedeniyle binlerce kişi hastanelere akın etti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaralanmalar nedeniyle Türkiye genelinde 13 bin 513 kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu açıkladı.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kurban kesimi sırasında meydana gelen yaralanmalara dikkat çekerek vatandaşlara daha dikkatli olmaları çağrısında bulundu. Memişoğlu açıklamasında, “Kurban Bayramı’nın ilk gününde, kurban kesimi esnasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle sağlık tesislerimize toplam 13 bin 513 kişi başvurmuştur. Süreç boyunca vatandaşlarımızı daha dikkatli olmaya davet ediyor; yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayram boyunca görev başında olan sağlık çalışanlarına da teşekkür eden Memişoğlu, fedakârca çalışan tüm sağlık personeline minnet duyduklarını belirtti.</p>

<p>Her bayram olduğu gibi bu yıl da “acemi kasap” vakalarının yoğunluğu dikkat çekerken, uzmanlar kurban kesimlerinin ehil kişiler tarafından ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak yapılması gerektiğini vurguladı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bizimsivas.com.tr/bakan-acikladi-13-bin-513-kisi-hastanelik-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 22:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bizimsivascomtr.teimg.com/crop/1280x720/bizimsivas-com-tr/uploads/2026/05/kesimmm.png" type="image/jpeg" length="53379"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
