Sivas’ta Psikolojik Danışman Ebru Özgün Sağır, bireylerin yaşam boyunca üstlendiği rollerin zamanla nasıl ağır birer duygusal yüke dönüşebildiğine dikkat çekti. Sağır’a göre insan, doğduğu andan itibaren evlat, öğrenci, çalışan, eş ya da ebeveyn gibi birçok rolün içine giriyor. Ancak bu roller, hayatı düzenleyen sorumluluklar olmaktan çıkıp kişinin varoluşunu tanımlayan tek ölçüt haline geldiğinde ruhsal sorunlar kaçınılmaz oluyor.
İçselleştirilmiş Sorumluluk ve Suçluluk Döngüsü
Psikolojide “içselleştirilmiş sorumluluk” olarak tanımlanan bu durumun, özellikle suçluluk ve kaygı duygularıyla birlikte seyrettiğini belirten Sağır, kişinin başkalarına iyi gelmek isterken kendini yok sayabildiğini vurguladı. Gücünün yetmediği beklentileri bile karşılamak zorundaymış gibi hisseden birey, her “yapamadığında” kendini suçlu hissediyor. Bu da zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişliği beraberinde getiriyor.
Fedakârlık Olarak Övülen Duygusal Emek
Sosyoloji literatüründe “duygusal emek” kavramının özellikle kadınların omuzlarına yüklendiğini belirten Sağır, bakım verme ve duyguları düzenleme sorumluluğunun çoğu zaman fedakârlık olarak alkışlandığını söyledi. Ancak bu görünmez emeğin uzun vadede ruh sağlığını zedelediğini ifade eden Sağır, toplumsal cinsiyet rollerinin bu yükleri daha da pekiştirdiğine dikkat çekti.
Kabul Görme Arayışı ve Tükenmişlik
İnsanın kabul görmek ve onaylanmak istediğini belirten Sağır, bu ihtiyacın çoğu zaman “iyi çocuk”, “fedakâr kadın” ya da “itiraz etmeyen çalışan” kalıplarıyla karşılandığını söyledi. Kişi değerini başkalarının beklentilerini karşılamak üzerinden tanımladığında ise benlik değeri düşüyor, depresif duygu durum ve tükenmişlik ortaya çıkıyor.
Yük ile Sorumluluğu Ayırmak Mümkün
Ebru Özgün Sağır’a göre çözümün ilk adımı, yük ile gerçek sorumluluğu ayırt edebilmek. Kişinin kendi sınırlarına sahip çıkmasının gerçek sorumluluk olduğunu vurgulayan Sağır, “Hayır” diyebilmenin bencillik değil, kendine de yer açmak anlamına geldiğini ifade etti. Öz-şefkat geliştiren bireylerin hem kendilerine hem başkalarına daha sağlıklı yaklaşabildiğini belirten Sağır, en büyük sorumluluğun bazen insanın kendisine karşı olduğunu hatırlattı.