20 Şubat 2026
weather
-5°
Ara
Bizim Sivas Haber ÖZEL HABER Sivasîler: Padişahın Davetiyle Taşradan Payitahta Taşınan Bir İlim Ocağı

Sivasîler: Padişahın Davetiyle Taşradan Payitahta Taşınan Bir İlim Ocağı

Eyüp Nişancası’ndaki Sivasi Tekkesi’nde medfun Abdülmecid Sivasî ve Abdülahad Nuri’nin hayatı, Eğri Seferi sonrası İstanbul’a uzanan ilim ve tasavvuf yolculuğu, III. Mehmed dönemi ve Şemseddin Sivasî’nin mirasıyla birlikte tüm yönleriyle bu özel haberde.

Muhabir: Musa Demir
Okunma Süresi: 3 dk

İstanbul’un Eyüp ilçesinde, Nişancı Mustafa Paşa Mahallesi’nde yer alan Sivasi Tekkesi, Osmanlı’nın ilim ve tasavvuf tarihinde önemli iki ismi aynı avluda buluşturuyor. Bu isimler, Şemseddin Sivasî’nin iki yeğeni olan Abdülmecid Sivasî ile Abdülahad Nuri Efendi.

 Şemseddin Sivasî, ömrünün son döneminde III. Mehmed ile birlikte Eğri Seferi’ne katılmış, zaferle sonuçlanan dönüş yolunda padişahın İstanbul’da kalma arzusuna karşılık iki amcazadesini tavsiye etmişti. Bu tavsiye, sadece iki âlimin değil, Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunun da kaderini değiştirdi. Pâdişâh, ordusuyla birlikte İstanbul'a döndüğünde, Şemseddîn-i Sivâsî'nin İstanbul'da kalmasını ısrarla rica ettiyse de kabûl ettiremedi. Şemseddîn-i Sivâsî ihtiyârlığının yanında, seferin şiddetinden ve kışın aşırı soğuğundan hayli yorgun ve zayıf düşmüştü.

Hayâtının son anlarını yaşadığını anladığından, rûhunu ailesinin ve sevenlerinin yanında teslim etmek istediğini belirterek izin istedi. Sivas'a döndü. Kısa zaman sonra vefat etti.

Ayasofya Kürsüsünden Yükselen Ses

1563 yılında Sivas’ta doğan Abdülmecid Sivasî, ilk eğitimini babası Muharrem Efendi’den aldı. Ardından amcası Şemseddin Sivasî’nin yanında dinî ilimlerde derinleşti. Otuz yaşına kadar ilimle meşgul oldu, sonra tasavvufa yönelerek amcasına intisap etti. Kısa sürede seyrüsülûkünü tamamladı ve Merzifon’a irşad için gönderildi. Daha sonra Zile’de Halvetî-Şemsî Dergâhı’nda halife olarak görevlendirildi.

Amcasının vefatının ardından Sivas’ta meşihat makamına oturan Abdülmecid Sivasî, Şemsîliğin bölgede yayılmasında etkili oldu. Ancak asıl kırılma noktası, padişah davetiyle 1599’da İstanbul’a gelişi oldu. Böylece taşrada güçlenen Şemsiyye kolu, payitahtta kök salmaya başladı. İstanbul’a yerleşen Abdülmecid Sivasî, Ayasofya yakınında bir evde ikamet etti. Padişahın isteği üzerine Ayasofya Camii’nde vaaz vermeye başladı; hadis ve tefsir dersleri okuttu. Bir süre sonra Eyüp Nişanca’daki evine taşındı.

1601 yılında Fatih Çarşamba’daki Mehmed Ağa Tekkesi’nin meşihatına tayin edildi. Ardından Sultan Selim Camii yanındaki Şeyh Yavsî Tekkesi’ne, yani Sivasi Tekkesi’ne geçti. Şehzade ve Sultan Selim camilerinde vaaz verdi. Sultan Ahmed Camii’nin açılışında ilk cuma vaazını veren isim olarak kayda geçti.

Hayatının sonuna kadar hem tekkedeki görevini hem de cuma vaizliğini sürdüren Abdülmecid Sivasî, 1639 yılında vefat etti. Eyüp Nişancası’ndaki evinin bahçesine defnedildi. Bugün türbesi, İstanbul’un manevî hafızasında sessiz bir duruş sergiliyor.

1600 Günlük Halvet ve Bir Mirasın Devamı

1604 yılında Sivas’ta doğan Abdülahad Nuri Efendi ise aile bağlarıyla zaten bu geleneğin içindeydi. Babasını küçük yaşta kaybedince, dayısı Abdülmecid Sivasî tarafından yetiştirildi. Dayısıyla birlikte İstanbul’a geldi; hem zahirî ilimlerde ilerledi hem de tasavvuf yolunda sülûkünü tamamladı.

Kırk erbaîn çıkardığı, 1600 gün halvet ve itikâfta kaldığı rivayet edilen Abdülahad Nuri, hilafet aldıktan sonra irşad için Midilli’ye gönderildi. Ancak 1620’de Mehmed Ağa Tekkesi şeyhliğine tayin edilince İstanbul’a döndü. Fatih, Beyazıt ve Ayasofya camilerinde kürsü şeyhliği yaptı. Sultan Ahmed Camii’nin açılış merasiminde yer aldı. 1651 yılında vefat eden Abdülahad Nuri, Eyüp Nişancası’nda, Abdülmecid Sivasî’nin türbesinin karşısına defnedildi. Aynı avluda yan yana duran iki kabir, Eğri Seferi’nden İstanbul’un kalbine uzanan bir manevî yolculuğun somut izlerini bugün hâlâ taşıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *