Psikolojik Danışman Dilara Taşkent, aile içindeki iletişimin önemine dikkat çekerek, aileyle yenilen bir akşam yemeğinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini vurguladı. Aileyi toplumun en küçük birimi olarak tanımladığımızı hatırlatan Taşkent, zamanla bu temel birimin öneminin unutulduğuna ve bunun sonucunda ailelerin dağılmaya, bireylerin birbirinden uzaklaşmaya başladığına dikkat çekti.
Aile içi iletişimin güçlendirilmesinin, aile bireylerinin birbirlerine daha yakın olmasını sağlayacağını belirten Taşkent, akşam yemeklerinde tüm ailenin bir arada olmasının psikolojik açıdan büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Yemek yemek, temel bir ihtiyaç olsa da, yemek saatlerinin aile üyelerinin birbirleriyle paylaşımlar yapabileceği en uygun zaman dilimlerinden biri olduğunu söyledi.
"Yapılan araştırmalar, akşam yemeğinde bir arada olmanın aile bağlarını güçlendirdiğini ve aile içindeki iletişimi artırdığını gösteriyor. Bu tür bir etkileşim, aile olgusunun varlığını desteklerken, aynı zamanda bireylerin ailenin önemini daha iyi kavramasına yardımcı oluyor. Aileyle geçirilen yemek zamanlarında, evdeki bireylerin birbirleriyle iletişim kurması, onları sadece aynı çatı altında yaşayan bireyler olmaktan çıkarıp, gerçek anlamda bir aile yapısına dönüştürüyor" şeklinde konuşan Taşkent, ailelerin dağılmasını engellemek için küçük ama etkili bir adım atmalarını öneriyor: Tüm aile bireyleriyle birlikte yemeklerde bir arada olun. Bu basit ama değerli anlar, iletişimi güçlendirirken, aile içindeki bağları da derinleştiriyor. Ayrıca, hoşgörülü olmak ve ailenin kıymetini bilmek gerektiğini vurgulayan Taşkent, zamanın geri getirilemeyeceğine dikkat çekerek, Aile kurmak yetmez, aile olmak gereklidir diyerek sözlerini tamamladı.