Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı açıklamalarla hem eğitim politikaları hem de Türkiye’nin terörle mücadele süreci üzerinden gündeme damga vurdu. Konuşmasının merkezinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin yayımladığı genelge, laiklik tartışmaları ve “terörsüz Türkiye” hedefi vardı.
Bahçeli, 12 Şubat 2026 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri” konulu genelgeye açık destek verdi. Genelgeye yöneltilen eleştirileri sert ifadelerle reddeden Bahçeli, bunun milli, manevi ve kültürel değerlerin eğitim yoluyla güçlendirilmesi açısından yerinde bir adım olduğunu söyledi.

Konuşmasında 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesine atıf yapan Bahçeli, Türk Milli Eğitiminin amacının milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen bireyler yetiştirmek olduğunu hatırlattı. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1. maddesini de gündeme getiren MHP lideri, ilköğretimin öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir süreç olduğunu vurguladı.
Bahçeli’ye göre Ramazan ayı boyunca öğrencilerin paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma bilincini geliştirmeye dönük etkinlikler planlanması, eğitimin bütüncül yaklaşımıyla uyumlu. “Bu genelgenin neresi yanlıştır?” diye soran Bahçeli, Türkiye’nin Talibanlaştığı yönündeki eleştirileri de gündemine taşıdı.
“Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en küçük bir emare var mı?” sözleriyle muhalefeti hedef alan Bahçeli, Ramazan ayı etkinliklerine “gericilik” yaftası yapıştırılmasını kabul etmediklerini belirtti. İnanç ve kültürel miras üzerinden yürütülen tartışmaların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini savundu.
168 İmzacıya Sert Çıkış: “Bir İnsan Bile Etmezler”
Bahçeli’nin konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri, “Laikliği birlikte savunuyoruz” başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişi hakkında kullandığı sert ifadeler oldu. Söz konusu bildiriye imza atan akademisyen ve uzmanları hedef alan Bahçeli, “Bu 168 kişiyi yan yana, üst üste koysanız bir insan bile etmezler” dedi.
“Laikliği savunmak suç değildir” ve “Şeriatçı dayatmaları reddediyoruz” ifadelerinin yer aldığı bildiriyi eleştiren Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesi üzerinden Türkiye’de “şeriatçı kuşatma” olduğu iddialarını gerçek dışı olarak nitelendirdi.
“Allah’a iman etmek gericilikse biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz” diyen Bahçeli, çocuklara Ramazan ayının manevi anlamının aktarılmasının gericilik olarak değerlendirilmesini kabul etmeyeceklerini ifade etti. Kültürel ve dini değerlerin eğitim sistemi içinde yer bulmasının laiklikle çelişmediğini savundu.
Konuşmasında merhum yazar Cemil Meriç’ten alıntılar yapan Bahçeli, “yeni yobazlık” kavramı üzerinden eleştirilerini sürdürdü. Bahçeli’ye göre asıl sorun, toplumun kendi değerlerine yabancılaşması ve kültürel köklerinden kopması.
MHP lideri, Milli Eğitim Bakanı ve bakanlık personelini de açıkça tebrik etti. Ramazan ayı etkinlikleri genelgesini “sonuna kadar desteklediğini” vurgulayan Bahçeli, bildiriyi imzalayanları ise sert sözlerle eleştirmeyi sürdürdü.
“Türk Neyse Kürt Odur” Vurgusu ve Terörsüz Türkiye Mesajı
Bahçeli’nin konuşmasının ikinci bölümünde ise dikkatler, “terörsüz Türkiye” hedefi ve toplumsal birlik mesajlarına çevrildi. Türkiye’nin demokratikleşme sürecini eşitlik ve özgürlük ekseninde değerlendiren Bahçeli, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren eşitlik ilkesinin çatı değer olarak benimsendiğini söyledi.
Hiçbir vatandaşın ikinci sınıf muamelesi görmediğini savunan Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit ve özgür olduğunu dile getirdi. Bu çerçevede yaptığı “Türk neyse Kürt odur; Kürt neyse Türk de aynısı olmuştur” sözleri, konuşmanın en çok öne çıkan ifadelerinden biri oldu.
Türk ve Kürt halklarının bin yıllık ortak tarih, kültür ve inanç temelinde bir millete vücut verdiğini belirten Bahçeli, bu milletin adının Türk milleti olduğunu söyledi. Devletin adının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu hatırlatarak, üniter yapının tartışmaya açılmasına karşı net bir duruş sergiledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına da değinen Bahçeli, komisyonun 5 Ağustos 2025’te fiilen çalışmalarına başladığını ve 17 Şubat 2026’da raporunu tamamladığını açıkladı. Yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar kapsamında 20 toplantı yapıldığını, 137 kurum temsilcisi ve kişinin görüşüne başvurulduğunu söyledi.
Komisyon raporunun 50 milletvekilinden 47’sinin oyu ile kabul edildiğini belirten Bahçeli, bu sürecin “terörsüz Türkiye” hedefine hizmet ettiğini savundu. Raporu “sefalet manifestosu” olarak nitelendirenleri ise sert sözlerle eleştirdi.
“İmralı’nın Statü Açığı” Çıkışı Ne Anlama Geliyor?
Konuşmanın en çarpıcı başlıklarından biri ise İmralı’ya ilişkin değerlendirmeler oldu. Bahçeli, “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?” sorusunu gündeme taşıdı. Eğer bir statü sorunu varsa bunun çözümünün nasıl olacağına dair tartışmaların makul bir zeminde yapılması gerektiğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” sorusu, siyasi kulislerde yeni bir tartışma başlatabilecek nitelikte değerlendiriliyor. Bahçeli, bu konunun akıl ve vicdan temelinde ele alınması gerektiğini vurguladı.
Açıklamalarında dış arabulucu ya da üçüncü bir göz olmaksızın, milli iradenin temsilcilerinin bu süreci yürüttüğünü ifade eden Bahçeli, bundan sonraki aşamada siyasi ve hukuki düzenlemelerin gündeme geleceğini belirtti.
Komisyonun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alarak çalıştığını söyleyen Bahçeli, yeni yüzyılda “terörsüz ve tereddütsüz Türkiye” hedefinin hayata geçirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.
Grup toplantısında kullandığı sert üslup ve net mesajlarla hem eğitim politikaları hem laiklik tartışmaları hem de terörle mücadele sürecine ilişkin başlıkları aynı çerçevede değerlendiren Bahçeli, siyasi gündemin önümüzdeki günlerde de bu açıklamalar etrafında şekilleneceğinin sinyalini verdi.