(11) Nenni Ali´m, kuzum, yavrum nenni oy Bunu duyan padişah kapıyı açmaya kanaat edemedi. Kapıya bir tekme vurunca, kapı doksan dokuz parçaya bölündü. -Kim demiş ulan, benim gelinim ahraz diye. Söyle yavrum çekinme, dedi. Başladı oynamaya. Kocakarı da oynuyor, Ahmet Bey de. Bir şakırtı çöktü içeriye şimdi. Fakat Esmehan, hiç aldırmadı devam ediyor; Ömer, Osman kuzum üçü bey idi Ali´m kuzum onlar ile tay idi Cebinde parası bile çoğ idi Nenni Ali´m, kuzum, yavrum nenni oy
Babaları kapılardan dinliyor Coştu yüreklerim, coştu kaynıyor Zalım imiş karı hemi oynuyor Nenni Ali´m, kuzum, yavrum nenni oy
ESMEHAN´ım söylüyor bu acı sözü Sefillikte yanmış, yanıyor özü Aslımı sorarsan, Şaml(ı) Hoca kızı Göresim geldi, kuzum nenni oy -Yavrum, sen Şamlı Hoca´nın kızı mısın? -Evet baba. Ben Şam Hocası´nın kızı Esmehan. -Yavrum, n´oldu da buralara düştün? -Baba, oralarını hiç sorma. -Tamam yavrum. Ahmet Bey, oğlum! -Buyur baba. -Esmehan; "Aslımı sorarsan Şamlı Hoca kızı Göresim geldi Ali´m nenni," dedi. Kızım anasını, babasını, elini, aşiretini göresi gelmiş. Acele tarafından bir kervan yap. Esmehan´ı götür. Anasını, babasını görüp geri gelsin, dedi. -Olur baba. Ahmet Bey, pahaya ağır, yükte hafif mallardan bir kervan hazırlattı. Kırk atlı da kendilerinin muhafazası olarak, Bağdat´tan Şam´a hareket ettiler. Kuşluk vakti oldu. Dağlık kesime geldiler. Ahmet Bey, şöyle bir düşündü ki, bir hatası var. -Atlı başı, dur, dedi. -Buyur efendim. -İyi güzel gidiyoruz amma, benim bir hatam var. Kaynanama, kayınbabama sırma elbiselik unutmuşum. Sırma elbiselik Bağdat´ta bulunurdu. Şam´da yoktur. Bunlara birer kat elbiselik kestireceğim. Benim vekilim sensin. Arzu ettiğin yerde kervanı kondur. Esmehan´ın çadırı orta yere kurulacak. İkişer saat nöbet tutulacak. Esmehan´ın yanına Allah kulu girmeyecek. Ben dönüyorum, elbiselikleri alayım, size yetişirim. Amma bugün, amma yarın. Yola devam edin, dedi. -Olur efendim.. Ahmet Bey, kaynanasına, kayınbabasına sade sırma elbiselik almak için geri döndü. Atlı başı Reyhan Arap, Ahmet Bey´in vekili olarak kervanı yürüttü. İkindi vakti, bir dağ arasında ufak bir yazıya indiler. -Evet. Kervan buraya konsun, dedi. Kondu kervan. Esmehan´ın çadırı ortaya kuruldu. Herkes istirahatına çekildi. Dedi ki Arap; -Arkadaşlar! Beyimiz;"İkişer saat nöbet tutulacak." dedi, ama ben, bir atlı başı olarak daha size bir iyilikte bulunmadım. Siz yorgunsunuz, uykusuzsunuz, size bu gece istirahat veriyorum, siz yatın. Sabaha kadar ben bekleyeceğim, Esmehan´ın çadırını. DEVAMI YARIN