-Yanlış hareket ediyorsun. Ben kendi kendimle mi evleneceğim. Bana bir kısmet "Ya Allah!" dedi, bir daha bıraktı.
Kuş yine dolandı, dolaştı, Ahmet Bey´in kafasına ikinci sefer yine kondu. Babası olayı görüyordu;
-Oğlum bir daha bırak, dedi.
Üçüncü defa kuş yine bırakıldı. Bütün halkın etrafında üç defa dolandı, şehiri de çıktı. Gitmeye başladı. Padişah dedi ki;
-Bu kuşta bir hikmet var. Bütün atlıları çağırın. Ahmet Bey´in atın da hazırlayın, kuşu takip edin, dedi.
Padişahın kırk atlısı vardı. Can güvenlik at başına "Reyhan Arap" denirdi. Çatal yürekli, savaştan korkmaz, döğüşten sakınmaz, kılıcın keskin tarafına canını atardı. Sıkıştığı zaman elli kişiye baş gelirdi. Arap da bindi atına, atlı başı olarak kuşu takip ekmeye başladı. Kuş dağları aşıyor, kendileri de kuşu takip ediyor. Yüce bir dağın başına çıktılar. Şöyle bir baktılar ki, kuş yüce bir çınar ağacının tepesine çıktı. Oradaki kuşların her biri bir yana dağıldı o kuşu görünce. Kuş hem ötüyor, hem cikiliyor, hem de kekmeğiyle yaprakları koparıp atıyor. Çınarın başında dal bırakmayacak neredeyse. Ahmet Bey sinirlendi;
-Ulan kuş, seni elime geçirirsem, diri diri yerim, diyor.
Şimdi, vardı, geldi ki, bir çınar ağacı.
-Hele kuş orada duradursun. Ben, şu pınardan elimi, yüzümü yıkayayım. Bir de su içeyim, dedi.
Atından indi, suyun başına vardı, baktı ki; suyun içinden yukarı bir kız şavkı çıkıyor amma analar bir doğurmuş. "Tamam, ben bunu arıyordum." dedi. Ahmet Bey, düştü bayıldı. Arap, atından indi, vardı, baktı.
-Şavk aşağıdan yukarı çıkmaz, Yukarıdan aşağı iner. Bu neyse, çınarın üstünde, dedi. Ben şu çınar ağacına çıkayım, bakayım, dedi.
Arap, çıktı ki; tam çınarın yarı yerindeki kovukta bir kız. Analar bir doğurmuş. Kızı görünce aklı başından gitti. Çınardan düşüyordu, Esmehan bileğinden tuttu. Arap;
-Ula kardaşlar! Her şey burada! Yetişin, ben indiremiyorum, dedi.
Ağaca birkaç kişi daha çıktılar, Esmehan´ı indirdiler:
-Sen nesin, necisin, nerelisin, dediler.
Esmehan, hiç cevap vermedi.
-Baba ne olursa olsun, bulduk ya...
Ahmet Bey´in terkisine koydular, cirit atmaya başladılar. Arap, Esmehan´a şöyle bir baktı ki; "Ulan amma da güzelmiş yahu. Bu Ahmet Bey´e yakışmaz, bana yakışır. Ahmet Bey ölse, ya da öldürsem, bunu elinden alsam." diye fikrini bozdu. Cirit oynuyorlar. Arap, kızın gözüne girmek için, "Yallah!" dediği zaman, attan üçünü birden düşürüyor. Fakat Esmehan´ın beyni bir şey kavramadı Arab´ın hareketinden. "Bu benim başıma belâ açar amma ne zaman?" diye diye gitmeye başladılar. Esmehan dedi ki; "Yahu! Şunlara bir türkü söyleyeyim, beni bırakmazlar mı ola?" Aldı bakalım Esmehan, Ahmet Bey´in terkisinden ne söylüyor;
Anam babam beni sorup aramaz
"Kızım nerde?" diye kimse soramaz
Dağda bulunan kız size yaramaz
Kurban olam beyim götürmen beni
-Ula bu kız âşıkmış, bülbül gibi ötüyor yahu, oynasın ciritler!
Birinci beyite inanmadıklarını anladı Esmehan. "Şunlara bir beyit daha söyleyeyim"   dedi;
N´oldu bre beyim, size ne oldu
Bu kara günler de beni mi buldu
Zalim talih kuşu çınara geldi
Kurban olam beyim, götürmen beni
-Baba tamam âşıkmış da. Aradığımızı bulduk, dediler.
Şimdi efendim, atlar oynatılarak, ciritler oynanarak, Bağdat´a iki yüz, üç yüz metre kaldığında Ahmet Bey;
-Arap! Git babama söyle; bütün Bağdat bana karşı çıkacak! Karşı çıkmayan, yerinde bir tavuk kalsa, başını uçururum!
Arap vardı;
-Padişahım, müjdeler olsun. Bir kız bulduk ki, analar bir doğurmuş, bir gören bir daha bakamıyor. Ahmet Bey´in selâmı var. Bütün Bağdat şehrinin kendisine karşı gelmesini istiyor.
Bağdat padişahı bir emir verdi ki;
-Karşı çıkmadık bir Allah kulu kalırsa, kafası cellat, malı yağma, dedi.
Bütün Bağdat şehri karşıladılar. Hakikaten bir bakan bir daha bakamıyor. Kız çok güzel kız.