Türkiye'nin gündemine oturan ve "terörsüz bir Türkiye" hedefiyle başlatılan süreçte en somut adımlardan biri bugün atılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin inisiyatifiyle başlayan yeni dönem kapsamında TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, çalışmalarında final aşamasına geldi. Ankara'da gözler, bugün saat 11.00'de TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirilecek kritik toplantıya çevrildi.
Bugün Masaya Yatırılıyor

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplanacak olan komisyon, aylardır süren titiz çalışmanın ürünü olan taslak raporu değerlendirecek. 5 Ağustos 2025 tarihinde fiilen başlayan komisyon çalışmaları, bugün yapılacak toplantı ile nihai bir zemine oturtulacak. TBMM Başkanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada da 18 Şubat 2026 Çarşamba günü işaret edilerek, sürecin ciddiyetine vurgu yapıldı. Siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla şekillenen bu süreç, Türkiye'nin iç barışı adına tarihi bir viraj olarak görülüyor.
İmralı Sonrası Son Şekli Verildi
Komisyonun hazırladığı raporun mutfak çalışması da oldukça dikkat çekici. Edinilen bilgilere göre, 7 temel bölümden ve toplam 60 sayfadan oluşan bu kapsamlı metne son şekli, komisyon üyelerinin gerçekleştirdiği İmralı ziyareti sonrasında verildi. Bu ziyaretin ardından rapordaki bazı ifadelerin netleştiği ve yol haritasının belirginleştiği konuşuluyor. Hazırlanan taslak metin, TBMM Başkanı Kurtulmuş tarafından siyasi parti temsilcileriyle de paylaşıldı.
5. Bölümde Kritik Detay: Silah Bırakma
Raporun en can alıcı kısımlarından biri kuşkusuz 5. bölüm. Bu bölümde örgütün feshi ve silah bırakma sürecine dair somut adımlar yer alıyor. Raporda, sadece temenniler değil, mekanizmalar da tarif ediliyor. Özellikle iç ve dış güvenlik unsurlarının, PKK'nın silah bırakmasına dair bir "teyit mekanizması" içerisinde olması gerektiği vurgulanıyor. Yani silah bırakma eyleminin doğrulanabilir ve denetlenebilir olması şart koşuluyor. Ayrıca bu sürecin, yasal düzenlemelerle eşgüdümlü ve zamana yayılarak ilerlemesi gerektiğine atıf yapılıyor.
Merak Edilen "Umut Hakkı" Konusu

Kamuoyunda en çok tartışılan ve merak edilen başlıklardan biri olan "Umut Hakkı" konusunda ise raporda sürpriz bir detay göze çarpıyor. Edinilen kulis bilgilerine göre, hazırlanan 60 sayfalık taslak raporda "Umut Hakkı" ibaresi yer almıyor. Bu kavramın metne girmemesi, sürecin hukuki çerçevesinin farklı bir boyutta ele alındığını gösteriyor. Ancak örgüt üyelerinin hukuki durumu ve toplumla bütünleşme adımları raporda geniş bir yer tutuyor.
Yasal Güvence ve AİHM Vurgusu
Raporun hukuksal ayağında ise "güvence" ve "uluslararası normlar" ön planda. Süreçte görev alacak kamu görevlileri ve sivil aktörlere yasal güvence sağlanması önerisi raporda açıkça belirtiliyor. Bununla birlikte, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik güçlü bir irade beyanı var. Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması yönündeki çağrı. Bu madde, sürecin hukuki meşruiyetini uluslararası standartlara taşıma amacı güdüyor.