Adana’nın Kozan ilçesinde yaşayan 80 yaşındaki emekli öğretmen Yunus Can’ın hikayesi, bir arkadaşının evinde gördüğü ney metot kitabıyla başlıyor. Kitabın içindeki bir Muş türküsüyle etkilenen ve "Ben bunu yaparım" diyen Can, o günden sonra elinden kamışı, gönlünden ney sesini hiç eksik etmiyor. Evinin bodrum katını küçük bir atölyeye çeviren emektar öğretmen, yaklaşık 25 yıldır Çukurova’nın bereketli topraklarından topladığı sazları, dünyanın en huzurlu seslerinden birine dönüştürüyor.
Sabır ve Titizliğin Eseri: Her Kamış Ney Olmaz

Ney yapımının sadece bir el becerisi değil, aynı zamanda büyük bir sabır sınavı olduğunu vurgulayan Yunus Can, bu işin mutfağındaki zorlukları anlatırken "Her kamış neye gelmez" diyor. Tarladan özenle seçilerek kesilen kamışların hemen işlenemediğini, bölgenin sıcağında en az altı ay, normal şartlarda ise bir yıl boyunca kuruması gerektiğini belirtiyor. Boğum aralıklarının dengesinden dış kabuğun temizlenmesine kadar her aşama, kuyumcu titizliğiyle yürütülüyor. Can’ın atölyesinde, her biri ayrı bir ses karakterine sahip 24 çeşit ney, bu sabrın meyvesi olarak raflarda yerini alıyor.
"Bilgi Benimle Mezara Gitmesin"

Kozan’da bu sanatı başlatan ilk isim olmanın gururunu yaşayan Yunus Can, en büyük amacının bu mirası geleceğe aktarmak olduğunu söylüyor. Öğrendiği hiçbir teknik detayı kendine saklamayan usta, yetiştirdiği öğrencilerle bu sanatın ölmemesi için mücadele veriyor. Gençlerin ilgisinden yer yer dert yansa da, gönül veren birkaç kişinin varlığı onun en büyük motivasyon kaynağı. Atölyesinde toplanıp yapılan "meşk" seansları, bodrum katındaki o küçük alanı adeta bir huzur merkezine çeviriyor.
Kozan İçin Büyük Bir Değer: Yaşayan Miras

Neyle Yunus Can sayesinde tanışan öğrencilerinden Zahit Emre Sönmez, bu atölyenin Kozan için ne kadar kıymetli olduğunu şu sözlerle özetliyor: "Ney yapımı gerçekten çok zor, ben de denedim ama kolay değil." Yunus hocanın hem bir öğretmen hem de bir usta olarak sergilediği bu çaba, ilçenin kültürel hayatına derin bir soluk katıyor. 80 yaşındaki dev çınarın kamışlara üflediği her nefes, sadece bir enstrüman değil, yaşayan bir tarih olarak gelecek nesillere miras kalıyor.




