Sivas’ın En İşlek Köprüsü Sonunda Işıklandırıldı!
Sivas’ın En İşlek Köprüsü Sonunda Işıklandırıldı!
İçeriği Görüntüle

Sivas'tan Osmanlı'nın şeyhülislamlığına uzanan, Sivas'ın Yıldızeli ilçesine bağlı Kargın köyünde dünyaya gelen Molla Hüsrev, Osmanlı ilim geleneğinin en önemli isimlerinden biri olarak tarihe geçti. Geride bıraktığı eserler ve üstlendiği görevlerle yüzyıllar boyunca etkisini sürdüren Molla Hüsrev, bugün Sivas'ın tarihî mirası açısından dikkat çekiyor. Peki, Sivaslılar ne kadar tanıyor?

Molla Hüsrev, küçük yaşta babasını kaybetti. Bunun ardından Osmanlı emiri olan eniştesi Hüsrev Bey'in himayesinde yetişen Molla Hüsrev, dönemin önemli âlimlerinden eğitim aldı.

Molla Hüsrev'in ilk görevi Edirne'de Şah Melek Medresesi'nde, daha sonra da II. Murat'ın Edirne'deki Halebiye Medresesi'nde müderrislik yaptı. Molla Hüsrev, 1444 yılında kazasker olarak atanmıştır. 1446 yılında da Edirne kadısı olmuştur. Fatih Sultan Mehmet'i İstanbul'un fethi için teşvik eden devlet adamları arasında da bulunmaktaydı. Bu yüzden Fatih nezdinde büyük itibara sahipti. Fethin ardından Ayasofya Medresesi'nde ilk müderrislik görevi kendisine verilmiştir.

1455 yılında Bursa kadısı olarak gördüğümüz Molla Hüsrev, 1459 yılında İstanbul kadısı Hızır Bey'in vefatı üzerine yerine İstanbul kadısı olmuş, ayrıca Eyüp, Galata ve Üsküdar kadılıkları da kendisine bağlanmıştır. Molla Hüsrev Ayasofya Camisi'ne geldiğinde bütün cemaat ayağa kalkar ve kendisine saygı gösterirlerdi. Bunu gören Fatih Sultan Mehmet, zamanımızın Ebu Hanifesi Molla Hüsrev'dir diyerek iltifatlarda bulunmuştur.

1462 yılında Molla Hüsrev İstanbul'dan Bursa'ya geldi, Zeyniler'de bir medrese inşa ettirip dersler vermeye başladı. 1469 yılına kadar Bursa'da kaldıktan sonra Fatih Sultan Mehmet'in daveti üzerine İstanbul'a döndü. Şeyhülislamlık makamına tayin edilmiş ve 1480 yılına kadar, yani vefatına kadar bu görevde kalmıştır. Cenaze namazı Fatih Camii'nde kılındıktan sonra vasiyeti üzerine Bursa'da, kendisinin Bursa Zeyniler'de yaptırdığı caminin haziresine defnedilmiştir.

Molla Hüsrev denildiğinde akla gelen en önemli eserlerin başında Dürer ve Gürer geliyor. İslam hukukunun temel meselelerini ele alan kapsamlı fıkıh çalışması, Osmanlı hukuk ve fıkıh anlayışının şekillenmesinde önemli bir yere sahip oldu.

Fıkıh meselelerini sistemli şekilde ele alan eser, sonraki dönemlerde Osmanlı medrese geleneğinde önemli bir kaynak olarak kullanıldı. Böylece Molla Hüsrev'in ilmî birikimi, yalnızca kendi döneminde değil, sonraki yüzyıllarda ve günümüze kadar gelişti.

Bugün Sivas'ın tarihî değerleri arasında çoğu zaman adı ön plana çıkmayan Molla Hüsrev, şehrin geçmişinin yalnızca yerel tarihten ibaret olmadığını gösteriyor. Kargın'dan başlayan bu hayat, Osmanlı'nın ilim, hukuk ve devlet geleneğinin en önemli makamlarına kadar uzanıyor. Ama Sivas'ta ne yazık ki onu hatırlatacak, onu nesillere aktaracak bir eser dahi bulunmuyor.

Muhabir: Enes Bulut