ASGARİ YAŞAM, ASGARİ DÜŞÜNCE!..
Asgari yaşıyoruz. Yetmiyor; asgari düşünmeye de zorlanıyoruz. Asgari ücret açıklandı, evet… Ama daha asgari ücretlinin cebine ilk maaş girmeden zam furyası çoktan başladı. Market rafları sessizce etiket değiştiriyor, fırınlar başta olmak üzere gıda sektöründe ardı ardına zam haberleri geliyor. Sivas’ta 200 gram somun ekmek 15 TL. Rakam küçük, etkisi büyük. Çünkü bu ülkede milyonlar için hayat, ekmeğin fiyatıyla ölçülüyor.
Asgari ücretle asgari yaşamaya mahkûm edilen geniş bir kesim var. Bu mahkûmiyet yalnızca maddi değil; zihinsel bir daralmayı da beraberinde getiriyor. Geçim derdi insanın ufkunu daraltıyor. Ay sonunu nasıl getireceğini düşünen biri, ülkenin büyük meselelerine sağlıklı bir dikkat ayıramıyor. Böylece “asgari düşünce” dediğimiz şey, farkına varmadan yayılıyor.
Tam da bu sırada gündem baş döndürücü bir hızla değişiyor. Bölgesel gerilimler, sıcak çatışmalar, düşen dronlar, vurulan gemiler, kesilen konuşmalar… İsrail’in Rumlar ve Yunanlılarla kurduğu yeni dengeler, Libya’dan gelen kritik ziyaretler ve ardından yaşanan karanlık olaylar… Karadeniz’de yaşananlar, Suriye sahasında tırmanan saldırılar… İçeride ise DAEŞ’in yeniden hortlatıldığı haberleri, peş peşe gelen uyuşturucu operasyonları…
Bu tablo bir tesadüfler zinciri mi? Elbette değil. Ama bu karmaşanın ortasında asıl sorun şu: Toplum, sürekli değişen gündemler arasında nefes alamıyor. Düşünemiyor. Tartışamıyor. Derinlikli bir muhasebe yapamıyor. Çünkü ekmek pahalı, kira yüksek, fatura kabarık. Çünkü hayat pahalı.
Gündemler değiştikçe dikkatimiz dağılıyor; dikkat dağıldıkça itiraz gücümüz zayıflıyor. İnsanlar haklı olarak önce karnını, sonra güvenliğini, en son da demokrasiyi düşünüyor. Oysa sağlıklı bir toplum için bunun tam tersi gerekir. Güvenli bir gelecek, ancak düşünebilen, sorgulayabilen, gündemlerin arkasını okuyabilen bir toplumla mümkündür.
Asgari ücret bir rakamdan ibaret değildir. O rakamın satın alabildiği hayat, ülkenin ruh halini belirler. Eğer o hayat “asgari” ise, düşünce de asgari olur. Ve asgari düşüncenin hAkim olduğu bir yerde, büyük meseleler küçük tartışmaların gürültüsünde kaybolur.
Bu yüzden mesele yalnızca ekmeğin 15 TL olması değil. Mesele, o ekmeği alırken başımızı kaldırıp memleketin nereye gittiğini düşünemememizdir. Asgari yaşama mahkUm edilen bir toplum, asgari düşünmeye itiliyorsa; bu, en büyük zamdır. Ve ne yazık ki en sessiz olanıdır.
Vesselam…