TAKI VE “SÜNNET DÜĞÜNÜ'NE TAKTIM
YAYINLAMA:
Türk kültüründe bir “takı” geleneği var. Bilezik, küpe, yüzük, bileklik, başlık, kemer, gerdanlık gibi takılar, süslenmek amaçlı olarak kullanılmış. Bu takıların altun ve gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmasıyla ekonomik değerleri iyice artmış olmalı. Günümüzde, evlenen gençlere ve ailelerine destek olmak amaçlı, damat ya da geline takılar takılmaya devam ediliyor. Genellikle düğün töreni sonunda, evlenen çiftlere kendi anne-babaları, aileleri başta olmak üzere akrabaları, eş-dost ahbapları ve davetliler tarafından maddi değeri olan eşyalar hatta para takılmakta. Bu durum, “düğün takıları” olarak ifade ediliyor. Yani, düğünde takılan çeyrek altun, bilezik, küpe, kolye, gerdanlık, takı seti, dolar, euro gibi döviz, para gibi her türlü değerli eşya takı sayılıyor.
Düğünlerde takılan bu takılar, aksine bir karar bulunmuyorsa geline ait sayılıyormuş. Esasında, Türk Hukuku’nda düğün takılarıyla ilgili bir düzenleme bulunmuyor. Belki de İsviçre Medeni Kanunundan alınmış olduğu içindir. Bu yüzden yargıtay kararlarıyla hüküm veriliyor. Yani düğünde takılan takılar kadının malı sayılıyor. Hatta, konuyla ilgili olarak, Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, bunun kararını bile vermiş. Takılar, “kime takılırsa takılsın kadına aittir” demiş. Düğün takılarının “bağış” olduğu ve kadının malı olduğuna hükmetmiş. Ardından farklı bir karar vermiş ve “takı kime takıldıysa, onundur” demiş. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. numarasıyla verilen karar) Yani, kim bastırıyorsa, savunmasına iyi çalışıyorsa, onun lehinde bir karar çıkıyor gibi. Eğer; takılar, gelin ya da damada takılmamış kutuya atılmışsa da “ortak”dır, denmiş. Neden, bu kararlar verilmiş dersiniz? Çünkü boşanmayla birlikte, ziynet eşyaları olarak kabul edilen bu takılar da isteniyor.
Borçlar Kanunu’na göre, düğünde takılan takılar “Bağıştan Dönme Davası” açılarak geri alınabiliyor. Ayrıca, “Ziynet Eşyaları Alacağı Davası” diye bir dava da varmış. Konuyla ilgili haberlere rastlayanlarınız olmuştur. “İzmir'de filmlere konu olacak olay... Kendisinden önce evlenen arkadaşının düğününe giden genç çeyrek altın taktı. Daha sonra arkadaşının düğününe gelmemesine sinirlenip dava açtı ve taktığı çeyrek altını geri istedi. Mahkeme icra yoluyla çeyrek altının iadesine karar verdi.” Bu sadece bir örnek. Düğünde takılan altunu seneler sonra icra yoluyla geri alan mı dersiniz. Takı taktın-takmadın tartışmalarıyla bir ömür birbirine küsen mi dersiniz. Araya başkalarını koyarak, “düğünde taktığımız gram altunu geri versin” diye haber gönderen mi dersiniz. Eğer, karşı taraf; “Falanca kişiye, düğününde 1 reşat altunu taktım dese, diğer taraf da 7 günlük sürede itiraz etmese” reşat altunu ödemek zorunda bile kalabilirsiniz.
Yargıtay bir öyle bir böyle diyor ama diyanet ne diyor peki? Diyanet'e göre, düğünde takılan altun ve takılar, kime takılmışsa o kişinindir. Örneğin, damadın ya da ailesinin geline “mehir” olarak taktığı takılar, geri istenemez ve geline aittir. Kadının rızasıyla bozdurulup harcanan ziynet eşyaları da sonradan talep edilemez. Davetlilerin getirdiği hediyeler ise onları hangi eşe vermişlerse o eşin malıdır. Ayrıca, her takı “mehir” değildir. Kadına takılan altunların mehir olması için, nikah akdinde mutabakat olmalıdır. İslam Hukuku;’na göre, mehir kadına aittir. Yani, takılar mehir olarak belirlenmişse kadının malıdır. Değilse; kime takılmışsa onundur. Düğün takıları, hediye kâbilindendir. Takılan takılar, karşı tarafa bağışlanmış sayılır. Mademki bunlar bağıştır o halde şu hadisi şerife dikkat kesilmek gerektir. İbni Abbas radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Bağışından dönen kimse, kusmuğunu yalayan köpeğe benzer." (Buhârî, Hibe 30, Zekât 59, Cihâd 137, Hiyel 14; Müslim, Hibât 2, 5, 8. Ayrıca bk. Tirmizî, Büyû' 62; Nesâî, Zekât 100; İbni Mâce, Hibât 5)
D E V A M E D E C E K
Es-selam…
Yorumlar
*
Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *