11 Ocak 2026
weather
2°
43,1388 %0.21
50,2459 %-0.08
6.251,35 % 0,91
Ara

VENEZUELA’DAKİ GERİLİM TÜRKİYE’YE YANSIR MI?

YAYINLAMA:

Son dönemde ABD ile Venezuela arasında artan gerilim, Türkiye kamuoyunda “Bu gelişmeler Türkiye ekonomisini etkiler mi?” sorusunu da beraberinde getirdi. Küresel enerji piyasaları, enflasyon ve dış ticaret dengesi açısından Türkiye’ye olası yansımaları değerlendirmek üzere, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Teorisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlkay Noyan YALMAN ile konuştuk.

ABD–Venezuela geriliminin küresel piyasalara yansıması olur mu?

OPEC üyesi olan Venezuela dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahiptir. Venezuela’nın ihracat gelirlerinin %90’ından fazlası petrolden gelmektedir. Geçtiğimiz günlerde Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından derdest edilmesinin arkasında yine bir “petrol savaşları” senaryosunu düşündürmektedir. Nitekim operasyondan hemen sonra ABD Başkanı Trump Venezuela’nın en büyük petrol alıcılarından biri Çin’e petrol satışının süreceğini açıkladı. Ancak bu açıklamanın kısa dönemde Pekin yönetiminin operasyona tepki göstermemesi konusunda bir taktik olduğu da düşünülebilir.

Buna karşın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği operasyonla ilişkin, "Tek taraflı ve zorbaca eylemler, uluslararası düzenin altını oyuyor" diyerek tepkilerini belirtmiştir.

Öte yandan ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi küresel petrol arzının önemli kaynaklarından biri olan Rusya’yı da etkileyecektir. Yeni durumda ABD’nin dünya toplam rezervlerinin yarısından fazlasında söz sahibi olduğu düşünülürse, küresel petrol fiyatlarının belirlenmesinde ABD’nin etkisi artacaktır. Bu durumda Rusya’nın petrol satışına dayalı ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

Petrol gelirine bağımlı bir ülke için bu tür krizler neden ekonomik çöküşü hızlandırıyor?

Petrol gelirine bağımlı bir ülke için jeopolitik krizler sıradan bir dış şok değil, ekonomik çöküşü hızlandıran yapısal bir tetikleyicidir. Bunun nedeni petrolün sadece bir ihraç ürünü değil, bütçeden dövize, büyümeden sosyal istikrara kadar tüm ekonomiyle iç içe geçmiş olmasıdır.

Gelir şoku + döviz şoku + bütçe şoku + enflasyon şoku = Hızlandırılmış ekonomik çöküş

Buradaki asıl sorun petrol değil; öncelikle yönetim sorunu ve petrole alternatif bir ekonomik yapı kurulamamış olması sorunudur.

Bu gerilimin Türkiye ekonomisine dolaylı etkileri olabilir mi?

ABD ile Venezuela arasında yıllardır süren gerilim, ilk bakışta Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, “bizi ilgilendirmez” denilecek bir mesele gibi görünebilir. Oysa küresel ekonomi çağında jeopolitik krizlerin mesafesi yoktur. Venezuela’daki bir yaptırım kararı, Türkiye’de market raflarındaki fiyatlara, sanayicinin enerji faturasına ve hatta enflasyon tartışmalarına kadar uzanan bir zinciri tetikleyebilir.

Türkiye açısından mesele Venezuela değil; enerji, fiyat istikrarı ve dış denge meselesidir.

Bu tür jeopolitik krizler, Türkiye’nin enerji maliyetleri, enflasyon ve dış ticaret dengesi üzerinde nasıl bir baskı oluşturabilir?

ABD yaptırımlarıyla bu petrolün küresel piyasaya erişimi zorlaştığında, arz tarafında oluşan her daralma petrol fiyatlarını yukarı çeken bir risk unsuru haline gelir. Türkiye ise bu denklemin en kırılgan tarafında yer alır. Çünkü Türkiye net enerji ithalatçısıdır. Petrol ve doğal gazı büyük ölçüde dövizle satın almaktadır. Üstelik enerji, sanayiden ulaşıma kadar her üretim sürecinin temel girdisidir.

Bu durumda petrol fiyatlarındaki her artış, Türkiye için sadece bir dış gelişme değil, doğrudan maliyet şoku anlamına gelmektedir. Enerji pahalıysa, her şey pahalıdır. Elektrik ve doğal gaz maliyetleri arttığında sanayi üretim maliyetleri de yükselmekte, nakliye ve lojistik pahalanmakta, tarımda gübre ve sulama maliyetleri de artmaktadır.

Bu maliyetler bir süre sonra etiketlere yansır. Türkiye’de bu geçişkenlik oldukça hızlıdır. Çünkü kur hassasiyeti yüksek, enflasyon beklentileri kırılgandır. Fiyatlama davranışları ileriye dönük olduğundan enflasyondaki artış kontrolü zorlaştırabilir.

Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri cari açıktır. Bu açığın en büyük bileşeni ise enerji ithalatıdır. Petrol fiyatları yükseldiğinde enerji ithalat faturası arttığından cari açık büyümekte ve döviz ihtiyacı artmaktadır. Bu da zincirleme biçimde döviz kuru üzerinde baskıya, kur artışına ve yeniden enflasyona sebep olmaktadır.

Yani mesele sadece petrol değil; makroekonomik denge meselesidir.

Bu tür krizler Türkiye açısından enflasyonla mücadeleyi, enerji sübvansiyonlarının sürdürülebilirliğini, bütçe disiplinini ve cari açık finansmanını zorlaştırabilir.

Bu sebeplerle Türkiye’nin uluslararası ilişkiler ve ekonomi yönetimi açısından süreci çok yönlü düşünerek yönetmesi önemlidir. Öncelikle yeni bir enerji krizi ihtimaline karşı tedbir alınması amacıyla enerji arz çeşitlendirmesine, yenilenebilir enerji yatırımlarına, enerji verimliliği politikalarına ve uzun vadeli enerji sözleşmelerine daha çok önem vermek gerekebilir.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *