10 Şubat 2026
weather
2°
43,5983 %0
51,9895 %0
7.097,46 % -0,29
Ara

TÜRK-İSLAM HARİKASI-4

YAYINLAMA:

Türkün hamuruna en uygun maya İslam’dır. Türk kendisinde var olan karakteristik özellikleri, İslam’ın özüyle mayalayarak erdemli insan vasıflarını kendisinde toplamayı başarmıştır. Türkün toplum adına, insanlık adına yararlılıklar sağlayabilmesi ve insani ürünler verebilmesi adına karakterini doğru bir zemine oturtması gerekliydi. Türk’ü besleyecek ve insani değerler ölçütünde geliştirecek olan yegâne cevher, hiç şüphesiz İslam diniydi. Büyük Üstat Nurettin Topçu Hocamız bu durumu ne de güzel ifade eder; “Karakter, ferdin ve ırkın cevheridir. Cevher bir gizli hazinedir. Ondan sonsuz değerler fışkırır, ebedilik çiçekleri açar. Ancak onun çiçeklenmesi için kendine uygun hayat suyunu bulması lazımdır. Onunla birleşince harikalar doğurur. Türklüğe; sonsuzluğa açılan ümit kapıları, ebediliğe susayan iman, kendinden geçici aşk ummanı lazımdı. Türk, bu ummanı İslam’da buldu. İslam dininde Türk asıl kendini buldu; kendi cevherini belirtecek hayat unsurunu buldu. Dünya tarihinde böyle mesut, böyle verimli bir sentez görülmemiştir. Tarihin bütün bu lütuflarıyla İslam dini Türk’e ilim ve hikmet getirmiş, ruh ve ahlak sunmuş, ebedilik sevdası aşılamıştır. Hayatın manasını tanıtmıştır. Bu mana ise kendini ebediliğe adamaktır.”   
     İlahi ruh olan İslam, Türk Milleti ile Dünya’ya nizam sağlayacağı vücudu nihayet bulmuş, bu uğurda O’na kuvvet kaynağı olmuştur. Türkler, bin yıl boyunca İslam sancağını dalgalandırarak, İlayı Kelimetullah davası uğruna Dünya’nın yarısına nam salmıştır. Müslümanlar üzerine akınlar düzenleyen Bizans’a ve Haçlı Seferlerine karşı üstün mücadeleler vermiştir. Türk İslam sentezi her alanda olumlu sonuçlar vermiş, Türk milletlerinin güçlü medeniyetler kurmalarına fırsatlar sunmuştur. Göçebe hayat düzeninde yaşayan Türkler, İslamiyet’i kabulle yerleşik hayat düzenine geçmişler ve bunun akabinde İslam sanat ve mimarisini benimseyerek bu alanda şaheserler vücuda getirmişlerdir. 
Türk-İslam sentezinin bir sonucu olarak “İlim, Sanat ve Din” üçlemesi; Türk-İslam Kültür ve Medeniyeti sayesinde birbirlerine uyum sağlayarak insanlığı hayretlere düşürecek eserler meydana getirmiştir. Bu hususu mükemmel tespitleriyle toplumbilimci, yazar Ahmet Arvasi Hocamız şu şekilde açıklar; “İlim objektif (nesnel) gerçeği, sanat sübjektif (öznel) gerçeği, din mutlak gerçeği ararlar. Yani ilim objektif değerlere, sanat sübjektif değerlere, din ise mutlak değer ve varlık olan Allah’a yönelirler. Ancak güçlü bir medeniyet, bunlar arasında sempati doğuran hassas bir ahenk kurmasını bilir. Tarihi Türk-İslam Medeniyeti, bugün hayranlıkla seyrettiğimiz, okuduğumuz ve dinlediğimiz eserlerinde bu ahengi başarı ile kurabilmiştir. Mesela Sinan’da, Fuzuli’de, Itri’de ilim, sanat ve dinin bir arada ulaştıkları ahenk gerçekten muhteşemdir. Türk-İslam Kültür ve Medeniyetinde ilim, sanat ve din “Tevhid” in şuur, aşk ve heyecanı ile tıpkı bir organizma gibi birleşebilmiştir.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *