Türk edebiyatının en gür seslerinden biri, vatan sevgisini mısralara döken, hislerimize tercüman olan "Bayrak Şairi" Arif Nihat Asya, bundan tam 51 yıl önce aramızdan ayrıldı. Sadece yazdığı şiirlerle değil, Fetih Marşı, Kalk Yiğidim, Dua ve Naat gibi ölümsüz eserleriyle hafızalara kazınan Asya, 5 Ocak 1975 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda geride yeri doldurulamaz bir miras bıraktı.
Peki, henüz kundaktayken babasız kalan ve bir milletin "manevi babası" olan Arif Nihat Asya'nın hayat hikayesi nasıldı?

Çatalca'dan başlayan hüzünlü yolculuk
Asıl ismi Mehmed Arif olan usta şair, 7 Şubat 1904'te Çatalca'nın İnceğiz köyünde dünyaya geldi. Ancak hayat, onun omuzlarına yükünü çok erken bindirdi. Babası Tokatlı Ziver Efendi'yi henüz birkaç günlük bebekken kaybetti. Annesi Tırnovalı Zehra Hanım'ın yeniden evlenmesi üzerine, çocukluğu akrabalarının yanında, hasret ve hüzünle geçti.
Bu zorlu başlangıç, 1912 Balkan Harbi'nin patlak vermesiyle bir göç hikayesine dönüştü. İstanbul'a gelerek eğitim hayatına başlayan Arif Nihat, o yıllarda vatanın içinde bulunduğu yangını çocuk kalbinde hissetti.
Milli mücadele'nin gölgesinde bir gençlik
Lise eğitimini Bolu ve Kastamonu Sultanisinde tamamlayan Asya'nın gençliği, Milli Mücadele yıllarına denk geldi. Anadolu'nun direniş ruhunu yerinde, Kastamonu'da soluyan şair, bu ruhu ileride mısralarına ilmek ilmek işleyecekti. Yükseköğrenimini İstanbul Dârülmuallimîn-i Âliyesinde tamamladıktan sonra; İstanbul Postahanesi ve Anadolu Ajansı gibi kurumlarda çalışarak hayatı tanıdı.
Meclis'ten Kıbrıs'a uzanan hizmet
Sadece bir şair ve öğretmen değil, aynı zamanda bir dava adamıydı. 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak meclise giren Asya, siyaset sahnesinde de ülkesine hizmet etti. Ancak öğretmenlik aşkı ağır bastı ve 1954'te tekrar tebeşir tozuna geri döndü.
Kariyerinin en ilginç duraklarından biri ise Kıbrıs oldu. 1959 ve 1961 yıllarında Kıbrıs'ta görev yaparak oradaki Türk varlığının kültürel savunucularından biri haline geldi.
Sonsuzluğa uğurlanış
1962 yılında emekli olarak köşesine çekilen ancak kalemi elinden hiç bırakmayan büyük usta, 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Bugün, vefatının 51. yıl dönümünde, "Bayrak" şiirini her okuduğumuzda onun aziz hatırasını bir kez daha yâd ediyoruz.