Sosyal güvenlik alanında yapılması planlanan köklü reformlar kapsamında gündeme gelen Otomatik Katılım Sistemi'nin işveren katkısıyla ikinci basamak bir emeklilik modeline dönüştürülmesi projesinde belirsizlikler devam ediyor. Ekonomi yönetiminin Orta Vadeli Program ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programları kapsamında duyurduğu bu dönüşüm planı, yasal altyapısının henüz tamamlanamamış olması sebebiyle sürekli olarak ileri tarihlere erteleniyor. Sosyal güvenlik uzmanları, kamuoyuna sunulmuş somut bir kanun teklifi veya yasa tasarısı bulunmadığını vurgulayarak, meclis gündeminin yoğunluğu nedeniyle düzenlemenin yakın zamanda hayata geçmesinin oldukça güç olduğunu belirtiyor. İlk olarak 2024 yılının son ayları için hedeflenen bu tarihi adım, önce 2025 yılına, ardından yayınlanan son resmi belgeler doğrultusunda 2026 yılına ötelenmiş durumdadır. Bu erteleme silsilesi, sistemin uygulanabilirliği ve zamanlaması hususunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Yasalaşma sürecindeki aksaklıkların yanı sıra, sistemin yürürlüğe girmesi durumunda hem işçi hem de işveren tarafında oluşacak mali yükler ekonomi çevrelerinde geniş çapta tartışılıyor. Parlamento takviminde yaklaşan bütçe görüşmeleri ve diğer öncelikli kanun teklifleri göz önüne alındığında, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin kısa sürede meclis genel kuruluna gelmesi beklenmiyor. Kanunlaşma sürecinin gecikmesi bir yandan belirsizliği artırırken, diğer yandan taraflara mali hazırlık yapma hususunda zaman kazandırıyor. Ancak bu durum, sistemin temelini oluşturan zorunlu kesinti modelinin yarattığı endişeleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Yeni Emeklilik Modeli Çalışan Maaşlarında Doğrudan Kesinti Getiriyor

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin hayata geçmesiyle birlikte çalışanların aylık bordrolarında doğrudan bir düşüş yaşanması bekleniyor. Yapılması planlanan düzenleme uyarınca, çalışanların mevcut maaşlarından yüzde 3 oranında ek bir emeklilik kesintisi kesilecek. Güncel ekonomik veriler ışığında net 28.075 TL seviyesinde bulunan asgari ücretin, 36.940 TL olarak hesaplanan açlık sınırının yüzde 31,8 gerisinde kaldığı biliniyor. Mevcut durumdaki yüzde 15 oranındaki prim kesintisine ek olarak uygulanacak yüzde 3'lük yeni kesinti, çalışanların eline geçen net ücreti doğrudan 27.084 TL seviyesine çekecektir.

Bahşişi SGK’ya bildirmeyen yandı!
Bahşişi SGK’ya bildirmeyen yandı!
İçeriği Görüntüle

Çalışan kesimin alım gücünü doğrudan etkileyecek olan bu kesinti, özellikle düşük ve orta gelir grubundaki çalışanlar arasında huzursuzluk yaratmaktadır. Hayat pahalılığı ve temel giderlerin arttığı bir dönemde net maaşlarda yaşanacak bu azalma, hanehalkı bütçelerini daha da zorlu bir sürece sokacaktır. Sistem her ne kadar uzun vadeli bir tasarruf ve emeklilik yatırımı olarak kurgulansa da, kısa vadede çalışanların aylık gelirlerinde hissedilir bir kayba yol açacaktır.

İşveren Cephesinde Toplam Prim Yükü Hızla Yükseliyor

Yeni emeklilik sisteminin sadece çalışanlara değil, üretim ve hizmet sektöründeki işverenlere de önemli bir finansal yük getirmesi öngörülüyor. Sektördeki mevcut hesaplamalara göre, 2026 yılı itibarıyla yüzde 38,75 seviyesinde bulunan sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası prim oranlarına, işveren ve işçi adına yapılacak yüzde 3'erlik ek kesintiler eklenecektir. Bu ilave prim adımları neticesinde, üretim birimlerinin üstleneceği toplam prim yükü yüzde 44,75 seviyesine kadar tırmanacaktır.

İşveren maliyetlerini artıran bir diğer unsur ise imalat sektörü dışındaki alanlarda uygulanan prim teşviklerindeki kısıtlamalardır. Daha önce yüzde 5 olarak uygulanan teşvik indiriminin yüzde 2 seviyesine düşürülmesi, işletmelerin üzerindeki mali baskıyı daha da ağırlaştırmıştır. Artan işçilik maliyetleri ve prim yükleri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin istihdam kapasitelerini ve rekabet güçlerini olumsuz yönde etkileme riski taşımaktadır.

Kıdem Tazminatı Hakkında Yayılan Asılsız İddialara Karşı Uyanık Olunmalı

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi tartışmalarıyla birlikte kamuoyunda sıkça gündeme gelen kıdem tazminatının fona devredileceği yönündeki haberler, uzmanlar tarafından kesin bir dille yalanlanıyor. Tarihsel süreçte 2003 yılından bu yana dönemsel olarak tartışmaya açılan ancak sosyal tarafların güçlü itirazları sebebiyle hiçbir zaman uygulanmayan kıdem tazminatı değişikliği, mevcut reform paketinin bir parçası değildir. Sosyal güvenlik uzmanları, çalışanların sosyal medyada ve doğruluğu teyit edilmemiş mecralarda yer alan kulaktan dolma bilgilere itibar etmemesi gerektiğinin altını çizmektedir.

Mevcut yasal çerçevede çalışanların kıdem tazminatı haklarında herhangi bir esnetme, devir veya iptal durumu söz konusu değildir. Hak kaybı yaşama korkusuyla acele kararlar alarak işinden ayrılan çalışanların telafisi imkansız mağduriyetler yaşayabileceği belirtiliyor. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi tamamen ayrı bir emeklilik birikim kanalı olarak tasarlanmakta olup, iş kanununda yer alan kıdem tazminatı usul ve esasları aynen korunmaya devam etmektedir.

Kaynak: Haber Merkezi