ÖNYARGILI DEĞİL ÖNGÖRÜLÜ OLMAK LAZIM
İnsan için öngörü güzel bir erdemdir. Hataya kolay kolay düşmez, tecrübeleri karanlıkta kaldığı yollarda bir fenerdir kendisine. Lakin zannettikleri ile aldığı kararlar yanıltıcıdır. Kuranı kadimde böyle buyruluyor: ?Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır?. Önyargıdan uzak durmak için bu ayeti kerime yetmez mi?
Zan ettiklerimiz avucumuzda bir avuç taş olmuş. Sonra samimiyet ile laubaliliği, kabalık ile dobra lığı birbirine karıştırarak avucumuzdaki taşları atmaya başlıyoruz. O taşlardan biri gönül kırarsa hiçbir samimiyet tedavi etmez o gönlü.
 
?Kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. Eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan, bu senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir?. - Küçük Prens. Tabi biz kedimizle yüzleşmekten köşe bucak kaçarken karşımızdakini yargılamak da ustayız. Telefon rehberimize bir bakalım, bizi istikrarla arayan soran özel durumlarımızı takip eden arkadaşlarımıza ne ölçüde döndük, en azından bir mesaj attık. Nasıl olsa o arar dediğimiz arama zahmetinde bulunmadığımız kaç arkadaşımız var?
Gönül, göz gözdür tıpkı ev gibi. Herkesin bir yeri vardır. Ağırladığın bir yeri kimini salonda ağırlarsın, kimini başka yerde. Ama kapı ardına koyarsan ufacık bir zannın sonunda, açtığında seni beklemekten yorulmuş ve gitmiş dostların olabilir. Dostluk arkadaşlık kolay müesseseler değil, kurulması için emek lazım.
Bakmak ve görmek çok farklıdır. Bakmak dış görünüşü ile yargılamaktır. Görmek ilim ister. ?Leyla´nın mecnunu görmesi gibi? diyor.
Dış görünüşü ile yargıladığımız kim bilir ne cevherler var. İnsanları yargılamadan vicdan terazisinde tartmak lazım, terzi olup ölçmek biçmek lazım. Aynı durumu yaşamayacağımızın garantisi yok. Şu güzel sözle bitirirken yargılamamak duası ile.
 
Başkalarının anlattığı hikayelerle, insanları yargılama. Bakarsın yarın senin için de bir hikâye anlatılır.