21 Şubat 2026
weather
-3°
43,8377 %0.16
51,7041 %0.16
7.183,04 % 2,07
Ara
Bizim Sivas Haber ÖZEL HABER “Allah Kızar” Demeyin: Ramazan’da Doğru Dil Nasıl Olmalı?

“Allah Kızar” Demeyin: Ramazan’da Doğru Dil Nasıl Olmalı?

Pedagog Rukiye Doğan, Ramazan ayında çocuklara yaklaşım konusunda ailelere önemli uyarılarda bulundu. Ramazan ve çocuk ilişkisi, aidiyet, sabır, paylaşma ve değer eğitimi üzerinden nasıl kurulmalı?

MUHABİR: Gülşah Akkaş Yaman
Okunma Süresi: 2 dk

Pedagog Rukiye Doğan, Ramazan ayının çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Doğan’a göre Ramazan, yalnızca takvimde yer alan dini bir dönem değil; evin atmosferini değiştiren, duygusal iklimi dönüştüren özel bir zaman dilimi. Bu manevi atmosferden en çok etkilenenlerin ise çocuklar olduğuna dikkat çekiyor.

Yetişkinler için Ramazan; oruç, ibadet ve sabır anlamına gelirken, çocuk için daha çok ışıklar, kalabalık sofralar, heyecan ve birlikte geçirilen zaman demek. Bu nedenle ailelerin Ramazan’ı çocuklara korku ya da zorunluluk üzerinden değil, sevilecek bir değer olarak sunması gerektiği vurgulanıyor.

Yasaklar Değil, Aidiyet ve Paylaşma

Çocuk gelişimi açısından Ramazan’ın yasaklar ve mahrumiyet üzerinden anlatılmasının doğru olmadığını belirten Doğan, soyut kavramların küçük yaş grubunda karşılık bulmadığını söylüyor. “Günah”, “sevap” ya da “farz” gibi ifadeler yerine; paylaşmak, beklemek ve teşekkür etmek gibi somut davranışların ön plana çıkarılması gerektiğini ifade ediyor.

Çocuk, söylenenden çok yaşananı hafızasına kaydediyor. Evde hissedilen huzur, birlik ve heyecan duygusu, Ramazan’ın çocuk zihnindeki yerini belirliyor. Bu nedenle aile ortamındaki dil ve tutum büyük önem taşıyor.

Yaşa Göre Ramazan Anlatımı

Okul öncesi dönemdeki (2–6 yaş) çocukların somut düşündüğünü hatırlatan Doğan, oruç kavramının bu yaş grubunda “aç kalmak” olarak algılandığını belirtiyor. Açlık vurgusu yerine “bekleyebilmek” ya da “sabır oyunu oynamak” gibi ifadeler öneriliyor. İftar saatini birlikte beklemek, sofraya hurma koymak ya da küçük görevler vermek çocuğun sürece katılımını artırıyor.

7 yaş ve sonrasında ise empati ve irade kavramları daha anlaşılır hale geliyor. “Aç kalan biri ne hisseder?” gibi sorularla hem merhamet hem de farkındalık duygusu geliştirilebiliyor.

Korku Dili Yerine Model Olmak

Araştırmalar, kültürel ve manevi değerlerle bağ kuran çocukların kimlik gelişimlerinin daha sağlam temellere oturduğunu gösteriyor. Aidiyet duygusu güçlü olan çocukların özgüven ve sosyal uyum açısından daha dengeli bir gelişim sergilediği belirtiliyor.

Doğan, “Yemezsen günah olur” ya da “Allah kızar” gibi korku temelli ifadelerin uzun vadede kaygı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. “Herkes tutuyor sen de tutmalısın” yaklaşımı yerine, çocuğa tercih ve deneyim alanı tanınmasını öneriyor. Ramazan’ın zorunluluk değil, bağ kurularak içselleştirilecek bir değer olduğunun altını çiziyor.

Uzmanlara göre Ramazan, çocuk için bir ders dönemi değil; yaşayarak öğrenilen bir süreç. Evde paylaşma, merhamet ve huzur hâkimse, Ramazan çocuk hafızasında güzel bir hatıraya dönüşüyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *