Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Tuğut, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu belirtti. Tuğut, hastalığın uzun ve yavaş ilerleyen bir süreç sonucunda ortaya çıktığını, bu nedenle erken tanının büyük bir fırsat sunduğunu vurguladı. Kanserin en önemli nedeni olarak Human Papilloma Virüsü (HPV) gösterildi. Virüsün oldukça yaygın olduğunu belirten Tuğut, çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaştığını ifade etti.
Risk Faktörleri ve Kontrol Edilebilir Alışkanlıklar
Erken yaşta cinsel yaşam, çoklu partner, sigara kullanımı, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, rahim ağzı kanseri riskini artıran etkenler arasında yer alıyor. Tuğut, bu risklerin önemli bir bölümünün kontrol edilebilir olduğuna dikkat çekti. Sigara kullanımından uzak durmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrollerle hastalık riskinin ciddi oranda azaltılabileceğini belirtti.
Erken Tanı: Tarama Testlerinin Önemi
Rahim ağzı kanseri, erken dönemde belirti vermediği için düzenli taramanın kritik önemde olduğunu vurgulayan Tuğut, Pap smear ve HPV DNA testleri sayesinde kanser öncesi hücresel değişikliklerin tespit edilebildiğini söyledi. Türkiye’de 30–65 yaş arası kadınlar için Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve KETEM’lerde ücretsiz tarama hizmeti sunuluyor. Düzenli kontroller, hastalığın erken yakalanmasını ve tedavi şansının yükselmesini sağlıyor.
HPV Aşısı ile Güçlü Koruma
Tuğut, rahim ağzı kanserinden korunmada HPV aşısının önemine de değindi. Aşının 9–26 yaş aralığında önerildiğini, 9–15 yaşta iki doz, 15–26 yaşta üç doz şeklinde uygulandığını aktardı. Aşı ve düzenli taramanın birlikte güçlü bir koruma sağladığını belirten Tuğut, gençlerin ve ailelerin bu konuda bilinçli olması gerektiğini vurguladı.