Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen sarsıcı saldırılar, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuk suçluluğu ve kriminoloji alanındaki deneyimleriyle bu vakaları analiz ederek dikkat çeken uyarılarda bulundu. Gönültaş, özellikle dijital dünyanın çocuklar için gerçek hayatın yerini alan "paralel bir toplum" haline geldiğini vurguladı.
SANAL ORTAMLARDA PARALEL BİR TOPLUM İNŞA EDİLİYOR
Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocukların kendi sosyal çevrelerinde yeterli etkileşim bulamadıklarında sanal ortamlara yöneldiğini belirtti. Bu yönelimin zamanla çocukların zihninde gerçek dünyadan kopuk bir yapı oluşturduğunu ifade eden Gönültaş, "Sanal ortamlar ve oyunlarla sürekli etkileşim içinde olmak, çocukların olağan sosyal çevrelerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Bu durumu çocuk adına bir paralel toplum gibi değerlendirebiliriz. Çocuk bu yapıda paralel anne babalar, paralel okullar ve arkadaşlıklar ediniyor. Zamanla bu sanal bağlar, gerçek hayattaki aile ve çevre ilişkilerinin önüne geçerek kopuşu hızlandırıyor" dedi.
ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARIN NORMALLEŞTİRİCİ ETKİSİ
Dijital dünya içinde barınan şiddet unsurlarının, çocukların vicdani gelişimini olumsuz etkilediğine değinen Gönültaş, şiddetin bir ifade tarzına dönüştüğünü söyledi. Şiddet içerikli oyunların sürekli oynanmasının, çocukların zihninde bu eylemleri normal bir durummuş gibi algılamasına yol açtığını belirten Gönültaş, "Şiddeti sürekli görmek ve deneyimlemek, öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Vicdani rahatsızlık duyulmaması, şiddetin bir çözüm yöntemi olarak görülmesine neden oluyor. Ayrıca silaha erişimin kolaylığı da bu riskleri ciddi boyutta artırıyor" ifadelerini kullandı.
KİMLİK ARAYIŞI VE YANLIŞ ROL MODELLER
Kahramanmaraş saldırganının sosyal medya profilinde tanınmış bir katilin fotoğrafını kullanmasını da değerlendiren Prof. Dr. Gönültaş, bunun derin bir kimlik problemi olduğuna dikkat çekti. Ergenlik sonrası dönemin birileriyle özdeşleşme ihtiyacının yüksek olduğu bir evre olduğunu hatırlatan Gönültaş, "Çocuğun bir katili rol model alması, kendini onunla özdeşleştirdiğini gösteriyor. Maalesef bu tür vakaların medyada ve toplumda aşırı konuşulması, bir nevi şöhret algısı oluşturuyor. Gençler de tanınmışlık üzerinden bu karanlık figürleri kendilerine yakın hissedebiliyorlar" dedi.
AİLELER VE OKULLAR İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Problemin çözümünde aile içi iletişimin en kritik faktör olduğunu savunan Gönültaş, ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi gerektiğini vurguladı. Ebeveynlerin çatışmak yerine anlamaya odaklanması gerektiğini belirterek, "Çocukların sanal dünyada kimlerle etkileşim kurduğunu takip etmek bir kontrol mekanizması sağlar. Öte yandan okullarda riskli çocukları erkenden fark edecek psikososyal odaklı ekipler kurulmalıdır. Eğitim, ıslah ve gerektiğinde tıbbi tedaviyi kapsayan bu takip süreçleri, muhtemel şiddet olaylarının önüne geçilmesinde kilit rol oynayacaktır" açıklamasında bulundu.






