CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları'nda yaşanan mali kriz nedeniyle ortaya çıkan belirsizliği Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Karasu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi.
Karasu, önergelerinde okulun mali yapısının bugüne kadar hangi denetimlerden geçtiğinin, öğretmen ve çalışan maaşlarının ödenmemesi nedeniyle hangi idari işlemlerin yapıldığının ve okulun eğitim faaliyetlerini sürdürememesi halinde öğrenciler ile velilerin mağduriyetinin nasıl önleneceğinin açıklanmasını talep etti.
Milli Eğitim Bakanlığı'na sorular
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yönelttiği önergede Karasu, uzun süredir maaşlarını alamayan öğretmen ve çalışanlarla ilgili herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını sordu. Ayrıca, eğitim ücretlerini peşin ödeyen velilerin ve öğrencilerin yeni eğitim-öğretim döneminde mağdur olmaması için Bakanlığın hazırladığı bir plan bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.
Karasu, okulun faaliyetlerini sürdürememesi ihtimaline karşı öğrencilerin eğitim hakkını korumaya yönelik alınan tedbirler ile özel öğretim kurumlarının mali sorun yaşaması halinde velilerin peşin ödedikleri ücretlerin güvence altına alınmasına yönelik çalışmaların da kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.
Ticaret Bakanlığı'na denetim çağrısı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a sunduğu soru önergesinde ise Karasu, özellikle erken kayıt döneminde velilerden tahsil edilen eğitim ücretlerinin nasıl denetlendiğini gündeme getirdi. Peşin ödenen ücretlerin amacı dışında kullanılıp kullanılmadığının denetlenip denetlenmediğini soran Karasu, bu konuda Bakanlığa ulaşan tüketici şikayetleri ile özel okullarda velilerin ödemelerini güvence altına alacak yeni bir teminat sistemi planlanıp planlanmadığını da sordu.
Konkordato süreci de gündemde
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e verdiği önergede ise konkordato sürecinin eğitim sektörüne etkilerine dikkat çeken Karasu, eğitim kurumlarında konkordato uygulamalarına yönelik özel bir yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağını ve bu süreçte mağdur olan öğrenci, veli ve çalışanların haklarının nasıl korunacağının açıklanmasını istedi.
"Mağdur olan sadece şirket değil"
Yaşanan süreci değerlendiren Karasu, mağduriyetin yalnızca okul yönetimiyle sınırlı olmadığını belirterek, "Burada mağdur olan yalnızca bir şirket değildir. Çocuklarının geleceği için birikimlerini okula yatıran veliler, aylarca maaş alamayan öğretmenler ve eğitim emekçileri ile belirsizlik içinde bırakılan binlerce öğrenci mağdurdur. Hükümetin görevi bu mağduriyet oluştuktan sonra seyretmek değil, oluşmasını önlemektir" dedi.
Özel eğitimin yalnızca ticari bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Karasu, devletin özel eğitim kurumlarını mali sürdürülebilirlik açısından da etkin şekilde denetlemesi gerektiğini ifade etti.
"Fatura ailelere ve eğitim emekçilerine kesilemez"
Karasu, açıklamasında yaşanan mali krizin bedelinin velilere, öğretmenlere ve okul çalışanlarına yüklenemeyeceğini belirterek, "Şirket gibi yönetilen, denetimsiz bırakılan bu eğitim kurumunun içine düştüğü durumun faturası ne çocuk okutmak için büyük fedakârlık yapan ailelere ne de emeğinin karşılığını bekleyen eğitim emekçilerine kesilebilir. Eğitim, kâr-zarar hesabıyla yönetilecek bir ticarethane değildir" ifadelerini kullandı.
Velilerin peşin ödediği eğitim ücretlerinin güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Karasu, Milli Eğitim, Ticaret ve Adalet bakanlıklarının koordinasyon içinde hareket ederek yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan önce sorunun çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Karasu, "Hiçbir çocuk belirsizlik nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz, hiçbir öğretmen emeğinin karşılığını alamadığı için mağdur edilemez, hiçbir veli de yıllarca biriktirdiği tasarrufunu kaderine terk edilmiş şekilde kaybetmemelidir. Bu sürecin takipçisi olacağız" dedi.




