Bir şehrin hafızası sadece tarihi yapılarında değil, meydanlarında, ağaçlarında ve nesillerin anılarında yer eden simgelerinde yaşar. Sivas Kent Meydanı'nın son 60 yılda geçirdiği dönüşüm ise birçok Sivaslı için yalnızca fiziksel bir değişim değil, kentin kimliğinin ve hafızasının da büyük ölçüde kaybolması anlamına geliyor.

Sivas'tan akademisyen Nuh'un gemisini araştırıyor
Sivas'tan akademisyen Nuh'un gemisini araştırıyor
İçeriği Görüntüle

1960'lı yılların başında Vilayet Binası'ndan meydanın güneydoğu istikametine bakıldığında bugün artık görülmeyen birçok yapı dikkat çekiyordu. Dönemin önemli yapılarından Fırka Binası ve Halkevi Binası, meydanın ayrılmaz parçaları arasında yer alıyordu. Günümüzde ise bu tarihi yapıların bulunduğu alanda özel bir işletme faaliyet gösteriyor.

Ancak değişimin en dikkat çekici yönlerinden biri, Sivas'ın simgelerinden biri haline gelen dört yapraklı yonca figürünü taşıyan havuzun ortadan kaldırılması oldu. Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan bu havuz, yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda Sivas'ın sembollerinden biriydi.

Dört yapraklı yonca figürü, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin amblemine de ilham veren anlamlı bir simge olarak biliniyor. Yoncanın birinci yaprağı ümidi, ikinci yaprağı imanı, üçüncü yaprağı aşkı ve dördüncü yaprağı ise şansı temsil ediyor. Yıllarca meydanı süsleyen bu sembolün bugün artık bulunmaması, birçok vatandaş tarafından kentin kültürel mirasının eksilmesi olarak değerlendiriliyor.

Meydandaki değişim bununla da sınırlı kalmadı. Geçmişte geniş ağaçların gölgelediği, insanların dinlenip vakit geçirdiği alanlar zaman içerisinde ortadan kalktı. Bugün meydan, geçmiş yıllara kıyasla çok daha açık ve sert bir görünüme sahip. Bir zamanlar yeşilin hâkim olduğu alanın yerini geniş sert zeminler aldı.

Kent meydanları yalnızca insanların buluştuğu alanlar değil, şehirlerin ortak hafızasını taşıyan yaşam mekânlarıdır. Sivas Kent Meydanı'nın son altmış yılda geçirdiği dönüşüm, bazıları için modernleşmenin bir göstergesi olurken, birçok kişi için ise çocukluk anılarının, sembollerin ve doğal dokunun kayboluşunu simgeliyor.

Geride ise eski fotoğraflarda yaşamaya devam eden ağaçlar, dört yapraklı yonca havuzu ve artık yerinde olmayan tarihi yapılar kalıyor.

Kaynak: Haber Merkezi