Yaz mevsiminin gelmesi ve gurbetçilerin şehre dönmeye başlamasıyla birlikte Sivas'ta hareketlilik arttı. Şehrin en önemli tarihi yapılarından biri olan Şifaiye Medresesi ise bu hareketliliğin en yoğun yaşandığı noktaların başında geliyor. Şehir meydanında, Çifte Minareli Medrese'nin hemen karşısında bulunan tarihi yapı, hem Sivaslıların hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmayı sürdürüyor.

Özellikle sıcak yaz günlerinde tarihi atmosfer eşliğinde vakit geçirmek isteyen vatandaşlar, Şifaiye Medresesi'nin avlusunda bulunan kafeyi tercih ediyor. Gün boyunca ziyaretçilerin eksik olmadığı mekanda yoğunluk akşam saatlerinde daha da artıyor. Aileler, gençler ve gurbetçiler tarihi yapının gölgesinde oturup sohbet ederken, birçok kişi de medreseyi gezerek Selçuklu döneminin izlerini yakından görme fırsatı buluyor.

1217 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından darüşşifa yani şifahane olarak yaptırılan Şifaiye Medresesi, döneminin en önemli sağlık ve eğitim merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Anadolu'nun günümüze ulaşan en büyük Selçuklu şifahanelerinden biri olan yapı, yüzyıllar boyunca hem hastaların tedavi edildiği hem de tıp eğitiminin verildiği bir merkez olarak hizmet verdi. Sultan I. İzzeddin Keykavus'un türbesi de medrese içerisinde bulunuyor.
Aradan geçen yaklaşık 800 yıla rağmen ihtişamını koruyan Şifaiye Medresesi, bugün sadece bir tarihi eser değil, aynı zamanda Sivas'ın sosyal yaşamının da önemli merkezlerinden biri konumunda bulunuyor. Şehir merkezindeki konumu, tarihi dokusu ve avlusundaki sosyal alanlarıyla ziyaretçilerin ilgisini çeken yapı, özellikle yaz aylarında adeta dolup taşıyor.





