“Bizim Aynamızdan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya” Kitabı Okuyucuyla Buluştu

Sivas’ın köklü kültür ve edebiyat geleneğini besleyen önemli çalışmalardan biri daha yayımlandı. “Bizim Aynamızdan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya” adlı eser, FİLİMETRE Medya Yapım Yayın ve Organizasyon bünyesinde faaliyet gösteren Kendim Yayınları tarafından okurlara sunuldu.Editörlüğünü Prof. Dr. Âdem Ceyhan, Prof. Dr. Rıfat Kütük ve Doç. Dr. M. Sefa Çakır’ın üstlendiği eser, 504 sayfalık hacmiyle dikkat çekiyor. Kitabın tasarım sürecinde de aynı titizlik göze çarpıyor; kapak ve iç mizanpaj çalışmaları Pikatron Medya tarafından gerçekleştirilmiş olup kâğıt kalitesinden font seçimine kadar her ayrıntının özenle ele alındığı görülüyor. Bu yönüyle kitap, içerik kadar fiziksel nitelikleriyle de “prestij baskı” kategorisinde değerlendiriliyor.

Sivas’ta Anlamlı Bir Buluşma

Kitabın yayımlanması vesilesiyle Sivas’ta düzenlenen “Teşekkür ve Vefa Toplantısı”, eserin taşıdığı vefa duygusunu somutlaştıran önemli bir organizasyon oldu. Programda konuşan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya, bu tür armağan kitapların akademisyenler için taşıdığı değere dikkat çekerek, başta editörler olmak üzere tüm yazarlara ve emeği geçen herkese teşekkür etti.ToplantıdaSivas’ta ikamet eden yazarlar bulundu. Katılımcılar, hem Akkaya’nın ilmî ve edebî yönüne hem de dostluklarına dair hatıralarını paylaşarak, eserin aslında yaşayan bir hafıza olduğunu ortaya koyan konuşmalar yaptılar. Akademisyen, şair ve eğitimci kimliğiyle tanınan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya için hazırlanan kitap, yalnızca bir armağan değil; aynı zamanda bir dönemin, bir çevrenin ve bir şahsiyetin çok katmanlı portresi olma özelliği taşıyor.

Üç Bölümde Hayatın İzleri

Eser, üç ana bölümden oluşarak okuyucuya farklı perspektiflerden zengin bir içerik sunuyor. Kitabın ilk bölümü olan “Aile Yazıları”, Müzeyyen Akkaya başta olmak üzere aile fertlerinin kaleme aldığı metinlerden oluşuyor. Oğlu M. Talha Akkaya, damadı Murat Çeri, torunu ve yakın akrabalarının yazıları; Akkaya’nın sadece akademik yönünü değil, insanî tarafını da görünür kılıyor. Bu bölümde yer alan ifadeler, bir ömrün ortak mücadeleler, sabır ve sadakat üzerinden nasıl inşa edildiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Eşi Müzeyyen Akkaya’nın satırlarında karşılaşılan “birbirini değiştirmeden kabul etme” vurgusu, kitabın duygusal omurgasını oluşturuyor.

İkinci bölüm “Dost Yazıları”, eserin en hacimli ve dikkat çekici kısmını oluşturuyor. Toplam 52 farklı yazarın kaleme aldığı bu metinler; öğrencilerden akademisyenlere, dostlardan edebiyatçılara kadar geniş bir çevrenin tanıklığını içeriyor. 1947 ile 2009 yılları arasında doğmuş 62 yıla yayılan bir zaman dilimdeki yazarların bir araya gelmesi, Akkaya’nın farklı kuşaklar üzerindeki etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Editörlerden Doç. Dr. M. Sefa Çakır, bu çeşitliliğin başlangıçta “tekrar” endişesi doğurduğunu ancak metinler geldikçe her birinin farklı bir pencere açtığını ifade ediyor. Gerçekten de kitap ilerledikçe görülüyor ki, Akkaya her insanın hayatına başka bir yerden temas etmiş; kimi için bir hoca, kimi için bir dost, kimi içinse bir gönül rehberi olmuş. Bu bölümde dikkat çeken değerlendirmelerden biri Beşir Ayvazoğlu’na ait. Ayvazoğlu, Akkaya’yı “derviş-meşrep” bir şahsiyet olarak nitelendirirken, onun ilmî derinliği ile irfanî yönünü birlikte ele alıyor. Prof. Dr. Recep Toparlı; “Hüseyin Hoca’nın hayatında gelecek zamanlarda menkıbe kitaplarına girebilecek hikâyeler vardır. Onun dostları, yakınları, birlikte oldukları kişiler zaman zaman bu hikâyelere şahitlik ederler, bazen de bu hikâyelerin bir parçasına dönüşürler”. Mehmet Şarkışla ise “Hüseyin Hoca, aşk şairidir. Kendi gönlünün, melalinin, hüznünün, melankolisinin, çaresizliğinin, yalnızlığının dört bir koldan işgal ve istila ettiği bir aşk insanıdır” demektedir. Mukadder Başeğmez ise şiirlerini “kelimelerden mücevherler işleyen bir kuyumculuk” olarak tasvir ederek, Akkaya’nın edebî kudretine dikkat çekiyor. Hüseyin Kaya’nın “şehre anlam katan insan” vurgusu ise Akkaya’nın yalnız bireysel değil, toplumsal bir değer olduğunu ortaya koyuyor.

Kitabın üçüncü bölümü olan “Zamanla Ziynetlenen Suretler”, fotoğraflardan oluşan bir albüm niteliğinde. Aile hayatından akademik ortamlara, dost meclislerinden özel anlara kadar uzanan bu görseller, metinlerle anlatılan hayatı somut bir hafızaya dönüştürüyor. Böylece okuyucu yalnızca okumakla kalmıyor, aynı zamanda bir hayatın görsel tanıklığına da şahitlik ediyor.

Sivas’ta eriğin tanesi 10 liraya gelen paketlerle rafa çıktı
Sivas’ta eriğin tanesi 10 liraya gelen paketlerle rafa çıktı
İçeriği Görüntüle

Bir Kitaptan Fazlası: Hatıra, Şiir ve Şahsiyetin Aynası

“Bizim Aynamızdan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya”, yüzeysel bir biyografi ya da sıradan bir armağan kitap değil. Aksine; bir insanın çevresinde nasıl bir etki halkası oluşturduğunu, farklı hayatlara nasıl dokunduğunu ve bir ömrün nasıl anlam kazandığını gösteren güçlü bir metinler toplamı. Bu kitap, yalnızca akademik çevrelere hitap eden bir çalışma olsaydı bu kadar dikkat çekmezdi. Onu değerli kılan şey; tüm yazılardaki samimiyet, çeşitlilik ve sahicilik. Her metin, okura “tanımasan bile tanıyormuş gibi hissettiren” bir anlatı sunuyor.

“Bizim Aynamızdan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya”, klasik bir armağan kitabın ötesine geçerek çok katmanlı bir portre sunuyor. Eserde yalnızca akademik başarılar değil; bir insanın eş, baba, dost ve hoca olarak hayatlara nasıl nüfuz ettiği anlatılıyor. Bu kitap, yalnızca bir akademisyenin hayatını anlatmıyor. Aynı zamanda, bir hocanın öğrencileri üzerindeki etkisini, bir eşin ve aile reisinin hayat mücadelesini, bir şairin iç dünyasını ve nihayetinde bir şehrin kültürel hafızasını aynı çatı altında topluyor. Bu tür armağan kitaplar çoğu zaman sadece akademik çevreye hitap eder ve sınırlı bir ilgi görür. Ancak bu eser, içerdiği samimiyet ve çeşitlilik sayesinde o dar çerçeveyi kırıyor. Eğer edebiyat, hatıra yazıları ve insan hikâyelerinin yer aldığı kitap her yönüyle hazırlanmış, içi dolu ve gerçekten bir iz bırakan kitap arıyorsan, bu eser o nadir örneklerden biri.

Edebiyat, hatıra ve insan hikâyelerine ilgi duyanlar için bu eser; sadece okunacak bir kitap değil, aynı zamanda hissedilecek bir tecrübe niteliğinde.

Akademiden Şiire Uzanan Bir Ömür

1955 yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Bayat köyünde doğan Hüseyin Akkaya, eğitim hayatını tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Öğretmenlikten akademisyenliğe uzanan kariyerinde Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde uzun yıllar görev yaptı; dekanlık ve yöneticilik gibi önemli görevler üstlendi.

Bilimsel çalışmalarının yanı sıra şiirle kurduğu derin bağ, onu yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda güçlü bir şair olarak da öne çıkarıyor. 2019 yılında yayımlanan “Aynadan Geçen Şiirler” adlı eseri, bu yönünün önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Muhabir: Gülşah Akkaş Yaman