Sivas’ta yaşanmış en büyük deprem ne zaman oldu sorusu, kentin deprem geçmişinin yeniden gündeme gelmesiyle merak ediliyor. Kaynakta yer alan bilgilere göre Sivas sınırları içerisinde doğrudan kaydedilen en büyük yıkıcı depremlerden biri, 18 Mayıs 1929’da Suşehri merkezli meydana geldi. 6,1 büyüklüğündeki deprem Suşehri ve Koyulhisar başta olmak üzere geniş bir çevrede ağır hasara ve can kayıplarına neden oldu. Sivas, daha sonraki yıllarda komşu illerde gerçekleşen çok daha büyük depremlerden de ciddi şekilde etkilendi.
1929 Suşehri Depremi Sivas’ta Büyük Yıkım Yarattı
Sivas’ın deprem tarihindeki en dikkat çekici olaylardan biri 18 Mayıs 1929 tarihinde yaşandı. Merkez üssü Suşehri olarak aktarılan 6,1 büyüklüğündeki deprem, sabah saatlerinde meydana gelerek bölgedeki yerleşimlerde büyük paniğe yol açtı.
Kaynakta depremin saat 08.37’de gerçekleştiği ve yaklaşık 10 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtiliyor. Sarsıntının etkileri yalnızca Suşehri ile sınırlı kalmadı. Koyulhisar ve çevredeki yerleşimlerin yanı sıra Şebinkarahisar tarafında da deprem güçlü şekilde hissedildi.
Depremin meydana geldiği dönemin yapı koşulları düşünüldüğünde sarsıntı özellikle geleneksel ve dayanıksız yapılarda ağır hasar meydana getirdi. 1929 Suşehri depremi, aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen Sivas’ın deprem geçmişi açısından öne çıkan tarihsel afetlerden biri olarak anılıyor.
18 Mayıs 1929 Depreminin Büyüklüğü Kaçtı?
Kaynakta verilen bilgilere göre Suşehri merkezli depremin büyüklüğü 6,1 olarak kayıtlara geçti. Bu büyüklükteki bir deprem, özellikle merkez üssüne yakın yerleşimlerde ciddi yapısal hasar oluşturabilecek düzeyde bir sarsıntı anlamına geliyor.
Depremin yaklaşık 10 kilometrelik sığ sayılabilecek bir derinlikte gerçekleştiği bilgisi de dikkat çekiyor. Depremlerde büyüklüğün yanı sıra derinlik, fay mekanizması, merkez üssüne uzaklık, yerel zemin koşulları ve yapıların niteliği hissedilen sarsıntının ve hasarın boyutunu etkileyebiliyor.
Suşehri ve çevresinin aktif tektonik sistemlere yakınlığı da bölgenin deprem geçmişinin değerlendirilmesinde önemli bir unsur. Sivas’ın özellikle kuzey kesimleri, Kuzey Anadolu Fay Zonu çevresindeki sismik hareketlilik nedeniyle kentin diğer bazı bölgelerinden farklı bir deprem tehlikesine sahip.
Suşehri Depreminde Kaç Kişi Hayatını Kaybetti?
1929 depremi yalnızca büyüklüğüyle değil, ortaya çıkardığı can kaybı ve yıkımla da Sivas tarihine geçti. Kaynakta aktarılan kayıtlara göre felakette 64 kişi yaşamını yitirirken 72’den fazla kişinin yaralandığı belirtiliyor.
Yapılardaki hasarın boyutu da depremin bölgedeki etkisini ortaya koyuyor. Aktarılan rakamlara göre 1.357 hanenin tamamen yıkıldığı, 364 hanenin ise ağır hasar gördüğü ifade ediliyor. Dönemin yerleşim koşulları dikkate alındığında bu tablo, bölgedeki günlük hayatı uzun süre etkileyen büyük bir afet yaşandığını gösteriyor.
Deprem sonrasında barınma, ulaşım ve temel ihtiyaçların karşılanması da bölge halkı açısından önemli sorunlar oluşturdu. Günümüzde yapı teknolojisi ve afet yönetimi olanakları 1929'a kıyasla önemli ölçüde değişmiş olsa da tarihi depremler, bölgenin sismik geçmişini anlamak açısından önemini koruyor.
Suşehri ve Koyulhisar Neden Deprem Açısından Dikkat Çekiyor?
Sivas’ın kuzeyinde bulunan Suşehri ve Koyulhisar, ilin deprem tehlikesi değerlendirmelerinde öne çıkan ilçeleri arasında bulunuyor. Bunun temel nedenlerinden biri, bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu'na yakın bir coğrafyada yer alması.
Kuzey Anadolu Fay Zonu, Türkiye'nin en aktif tektonik sistemlerinden biri olarak biliniyor. Geçmişte meydana gelen büyük depremler, bu fay sisteminin geçtiği ve yakınından uzandığı bölgelerde ciddi etkiler oluşturdu.
1929 Suşehri depremi de Sivas'ın kuzey kesimlerinin deprem geçmişinin yalnızca teorik bir riskten ibaret olmadığını gösteren tarihsel olaylardan biri. Bununla birlikte günümüzde herhangi bir ilçedeki gerçek afet riski değerlendirilirken faylara yakınlığın yanında zemin özellikleri, nüfus, yapı stoku ve binaların deprem performansı birlikte ele alınmalı.
1939 Erzincan Depremi Sivas’ı da Ağır Etkiledi
Sivas sınırları içerisindeki tarihsel depremler konuşulurken 27 Aralık 1939 tarihinde meydana gelen büyük Erzincan depreminin etkilerini de ayrı değerlendirmek gerekiyor. Merkez üssü Sivas dışında olmasına rağmen bu deprem, bölgenin yakın tarihindeki en büyük afetlerden biri oldu.
Kaynakta 7,9 büyüklüğünde olduğu belirtilen 1939 Erzincan depremi, geniş bir coğrafyada yıkıcı sonuçlara neden oldu. Sivas’ın özellikle kuzey ve doğu kesimlerinde bulunan yerleşimler de büyük sarsıntının etkilerini yaşadı.
Koyulhisar ve Suşehri hattı, Erzincan depreminden etkilenen Sivas bölgeleri arasında öne çıktı. Bu nedenle "Sivas’ta yaşanan en büyük deprem" ifadesi kullanılırken merkez üssü Sivas sınırları içerisinde bulunan depremler ile başka bir ilde meydana gelip Sivas’ta ağır hasar oluşturan depremlerin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Sivas’ın Deprem Geçmişi Neden Önem Taşıyor?
Bir bölgenin tarihsel deprem kayıtları, gelecekte tam olarak ne zaman deprem meydana geleceğini göstermez. Buna karşılık aktif fayların geçmişte ürettiği depremlerin incelenmesi, bölgesel deprem tehlikesinin anlaşılması açısından önemli veriler sağlar.
Sivas’ın çok geniş bir coğrafyaya yayılması nedeniyle ilin tamamı için tek tip bir deprem değerlendirmesi yapmak da doğru değil. Özellikle kuzey ilçeleri ile ilin güney ve merkezi kesimleri arasında aktif faylara uzaklık ve jeolojik koşullar açısından farklılıklar bulunabiliyor.
Bu farklılıklar, yapı güvenliğinin önemini ortadan kaldırmıyor. Deprem tehlikesinin görece düşük olduğu bir yerde mühendislik açısından sorunlu bir bina risk oluşturabilirken daha yüksek deprem tehlikesine sahip bir bölgede güncel standartlara uygun tasarlanmış yapı çok farklı bir performans gösterebilir.
Eski Deprem Bölgesi Dereceleri Güncel Risk Anlamına Gelmiyor
Sivas'ın deprem geçmişi araştırılırken internette sıklıkla "birinci derece", "ikinci derece" veya "üçüncü derece deprem bölgesi" şeklindeki eski sınıflandırmalara rastlanabiliyor. Ancak bu ifadeler günümüzde bir adresin deprem tehlikesini tek başına açıklamak için yeterli değil.
Deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde konuma özgü yer hareketi değerleri ile yerel zemin özelliklerinin birlikte ele alınması daha sağlıklı bir yaklaşım sağlıyor. Özellikle yapı ölçeğinde karar verilecekse yalnızca ilçe veya mahalle adına bakılarak güvenli ya da tehlikeli değerlendirmesi yapılmamalı.
1929 Suşehri depreminde yaşanan ağır kayıplar da yapı kalitesinin deprem zararları üzerindeki önemini gösteren tarihsel örneklerden biri. Aradan geçen yaklaşık bir asırlık sürede yapı mevzuatı ve mühendislik uygulamaları büyük ölçüde değişmiş olsa da mevcut yapı stokunun niteliği bugün de deprem güvenliğinin temel başlıkları arasında bulunuyor.
1929 Depremi Sivas’ın Afet Hafızasında Yerini Koruyor
18 Mayıs 1929 tarihinde meydana gelen Suşehri depremi, Sivas'ın yakın tarihindeki önemli doğal afetlerden biri olmayı sürdürüyor. 6,1 büyüklüğündeki sarsıntıda yaşanan can kayıpları ve yüzlerce yapıyı etkileyen ağır hasar, depremin bölgedeki boyutunu ortaya koyuyor.
Yaklaşık on yıl sonra meydana gelen 1939 Erzincan depreminde Sivas'ın bazı ilçelerinin yeniden ağır biçimde etkilenmesi ise bölgenin aktif tektonik yapılarla ilişkisini bir kez daha gösterdi. Özellikle Suşehri ve Koyulhisar çevresi, Sivas'ın tarihsel deprem kayıtlarında dikkat çeken bölgeler arasında kaldı.
Bugün bu tarihsel kayıtların önemi yalnızca geçmişte meydana gelen yıkımı hatırlatmaktan ibaret değil. Depreme dirençli yapılaşma, yerel zemin özelliklerinin dikkate alınması ve mevcut binaların güvenliğinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, geçmiş depremlerin ortaya koyduğu en önemli başlıklar arasında bulunuyor.




