Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerine dair sert bir çıkış yaptı. Türkiye’nin 1949’dan bu yana İsrail’i tanıdığına dikkat çeken Arıkan, “Bölgemize sadece savaş ve gözyaşı getiren İsrail’i tanımayı derhal bırakmalıdır” ifadelerini kullandı.
Arıkan, Türkiye’nin uluslararası alanda daha net ve öncü bir duruş sergilemesi gerektiğini belirterek, diğer ülkelere de benzer bir çağrı yapılması gerektiğini savundu. Konuşmasında Küba’nın 1973’te İsrail’i tanımayı bıraktığını hatırlatan Arıkan, Türkiye’nin de benzer bir adım atmasının “insani ve vicdani bir sorumluluk” olduğunu dile getirdi.

Doğu ziyaretleri sonrası tablo: “Sorun ekonomi değil, yönetim”
Konuşmasının önemli bölümünü ekonomi ve saha gözlemlerine ayıran Arıkan, son haftalarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirdikleri ziyaretlerden çarpıcı notlar paylaştı. Diyarbakır’dan Bitlis’e uzanan temaslarda esnaf, çiftçi ve sanayicinin ciddi sıkıntılar içinde olduğunu söyledi.
Artan maliyetlere dikkat çeken Arıkan, gübre ve mazot fiyatlarının üretimi neredeyse imkânsız hale getirdiğini belirtti. Esnafın kepenk kapattığını, sanayicinin üretim yapamaz duruma geldiğini ifade eden Arıkan, “Türkiye’nin sorunu sadece ekonomi değil, yönetemeyen bir anlayıştır” dedi.

Gençlerin umutsuzluğuna da değinen Arıkan, mevcut politikaların geleceğe dair güven vermediğini söyledi. “Gençlerine umut veremeyen hiçbir iktidarın geleceği yoktur” diyerek, ekonomik sorunların yapısal olduğunu savundu.
Medya ve dizilere sert eleştiri: “Kültürel operasyon yürütülüyor”
Arıkan’ın hedefinde bu kez televizyon programları ve dijital içerikler vardı. Gündüz kuşağı programları ve dizilerin toplum yapısını olumsuz etkilediğini savunan Arıkan, bu içeriklerin “kültürel bir operasyon” haline geldiğini öne sürdü.
Şiddetin normalleştirildiğini, aile yapısının zayıflatıldığını ve ahlaki değerlerin aşındığını ifade eden Arıkan, denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını söyledi. RTÜK’e yönelik eleştirilerde bulunan Arıkan, “Ekranlar kirlenirken bu kurum neden sessiz?” diye sordu.

Bu içeriklerin yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da yayıldığını belirten Arıkan, bunun “kültür ihracatı değil, sorun ihracatı” olduğunu savundu.
Siverek olayı ve Gülistan Doku dosyası: “Adalet karanlıkta kalamaz”
Konuşmada güvenlik ve adalet başlıkları da geniş yer buldu. Siverek’te yaşanan okul saldırısına değinen Arıkan, şiddetin topluma nasıl yayıldığını sorguladı. Eğitim kurumlarında yaşanan bu tür olayların ciddi bir alarm olduğunu ifade etti.
Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili süreci de hatırlatan Arıkan, dosyanın halen aydınlatılamamış olmasını eleştirdi. Aradan geçen yıllara rağmen somut bir sonuca ulaşılamadığını belirterek, “Bu sadece bir kayıp değil, adaletin karanlığıdır” dedi.
Arıkan, olayın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayarak, TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Hiçbir kamu görevlisinin veya nüfuzlu ismin bu süreçte korunmaması gerektiğini söyledi.
Ekonomi ve zamlar: “Müjde ile zam aynı gün geliyor”
Konuşmasının son bölümünde ekonomik gelişmeleri değerlendiren Arıkan, hükümetin politikalarını eleştirdi. Enerji alanındaki gelişmeler üzerinden örnek veren Arıkan, doğalgaz müjdeleri ile zamların aynı dönemde geldiğini söyledi.
Ekonomide alınan önlemlerin yetersiz olduğunu savunan Arıkan, asgari ücret artışı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi ve sosyal desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Esnafın yaşadığı sıkıntılara da değinen Arıkan, kapanan iş yerlerinin sayısındaki artışın ekonomik daralmanın göstergesi olduğunu ifade etti.
Konuşmasını, Saadet Partisi’nin Ankara’da gerçekleştireceği geniş katılımlı toplantıya değinerek tamamlayan Arıkan, partilerinin “kriz yöneten değil, kriz üretmeyen bir sistem” hedeflediğini söyledi.




