Psikolojik danışman Ebru Özgün Sağır, insanların giderek daha fazla uçlarda yaşamaya başladığını belirterek, bunun psikolojik denge üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. Sağır, toplumda sıkça duyulan “Ya siyah vardır ya beyaz, benim için gri yoktur” söyleminin aslında kişinin hayatındaki denge sorununa işaret ettiğini ifade etti.

Hayatın yalnızca keskin çizgilerden oluşmadığını vurgulayan Sağır, siyah ve beyaz arasında kalmanın değil, sürekli uçlarda yaşamanın insanı yorduğunu dile getirdi. Modern yaşamın insanı sürekli bir yerlere yetişmeye zorladığını kaydeden Sağır, bu hızın içinde bireyin kendi ritmini kaybettiğini söyledi.

Sürekli erişilebilir olma hali, sınır koyamama, bastırılmış duygular, aşırı performans baskısı ve sosyal medyanın birey üzerinde yoğun bir yük oluşturduğunu belirten Sağır, insanların çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana ittiğine dikkat çekti.

Uçlarda yaşamak kısa süreli kontrol hissi veriyor

Psikolojik dengenin çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade eden Sağır, dengede olmanın duygusuzluk ya da her zaman sakin kalmak anlamına gelmediğini söyledi. Sağır’a göre denge; kişinin kendi merkezini bulabilmesi ve hayatın akışına uyum sağlayabilmesi anlamına geliyor.

Yaşamın her zaman aynı duygularla sürdürülemeyeceğini belirten Sağır, bazen kaygı, bazen yorgunluk, bazen de yönsüzlük hissinin doğal olduğunu dile getirdi. Psikolojik dengenin ise tam bu noktada ortaya çıktığını ifade eden Sağır, kişinin yaşadığı duygular içinde kaybolmadan yeniden kendine dönebilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Uçlarda yaşamayı tercih eden kişilerin çoğu zaman kontrol odaklı bir yaşam biçimi geliştirdiğini belirten Sağır, bu kişilerin bir dönem her şeyi kontrol etmeye çalışırken başka bir dönemde tamamen vazgeçmiş hissedebildiğini anlattı. Bu durumun uzun vadede zihinsel ve duygusal yorgunluğu beraberinde getirdiğini söyledi.

Psikolojik denge bozulduğunda beden de sinyal veriyor

Beden ve ruhun bir bütün olduğunu ifade eden Sağır, psikolojik zorlanmaların çoğu zaman fiziksel belirtilerle kendini gösterdiğini kaydetti. Tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme, uyku sorunları, sürekli yorgunluk hissi, odak kaybı ve “hiçbir şeye yetişemiyorum” düşüncesinin psikolojik denge kaybının önemli işaretleri arasında yer aldığını söyledi.

Dengeyi yeniden kurabilmek için kişinin önce kendi ihtiyaçlarını fark etmesi gerektiğini belirten Sağır, her şeye yetişmeye çalışmak yerine bazen yavaşlamanın önemli olduğunu dile getirdi. Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmanın kişiyi zamanla tükettiğini ifade eden Sağır, sınır koyabilmenin ruhsal denge açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Sivas'ta Baharın En Zarif Müjdecisi Geldi
Sivas'ta Baharın En Zarif Müjdecisi Geldi
İçeriği Görüntüle

Sağır, psikolojik dengenin hiç düşmemek değil, düştükten sonra yeniden kendi merkezine dönebilmek olduğunu belirterek, insanın çoğu zaman dinlenmediği için değil, kendisini uzun süre ihmal ettiği için yorulduğunu sözlerine ekledi.

Muhabir: Gülşah Akkaş Yaman