En büyük camimiz Ulu Cami ve sadeliğine bir bakıverin.
Meydan Camisi ve Kale Camisi´ne de özellikle?
Güzeller güzeli ahşap camilerimizdeki huzuru bir fark edin.
Sonra vazgeçin şu hepsi birbirine benzeyen minareleriyle, kubbeleri ?lego?ya benzeyen camilerden. İçi gece kulübü avizelerine benzeyen aydınlatma müştemilatı bile mabet fikrine tezat teşkil etmiyor mu? Sağa sola yeşil çalmakla, duvarlara hat asmakla iğretilikten çıkılıyor mu zannediyorsunuz?
Şöyle düşünün bir de?
Evinize bir misafir gelmiş ve gezdiriyorsunuz. Vakit namazını ?ismini zikretmeyeceğim- ihtişam özentisi camilerde mi kılarsınız; Ulu Cami yahut Meydan Camisinde mi?
Bana sorarsanız yıkmayın! Bundan sonra Numune Hastanesi de dâhil, hiçbir binayı yıkmayın! Bir şeyi değiştirmek için yüz bin kere düşünün. Bir şey yapacaksanız da daha fazla düşünün.
Biri yahut birileri ama kim ve kimler? Bu konuda Sn. Cumhurbaşkanımızın adının sık sık kullanılıyor olmasındaki gerçeklik payını da bilmek isteriz. Eksik dosya ve yanlış bilgilerle, yönlendirme söz konusu olabilir. Sn. Cumhurbaşkanımız bizzat, kendi adına iş gördüğünü iddia edenlerden kamuoyu önünde şikayetçi olmuştur. Bu yazı, o hususta bir soru işaretini de taşımaktadır.
Nerden çıktığı meçhul bir merkez cami fikri, aydınlık bir oluşa işaret etmiyor. Bizim merkez camimiz Ulu Camidir; şehre hesabı doğrudan onunla gören bir cami yapılacaksa, yanlış da olsa buna şehir halkı karar vermelidir. Çünkü bu tarihî bir kopuş anı olacaktır. Bu zamana kadar sizi tepelere taşıyan, oya boğan Sivas halkına bir dönüp bakmadınız, bari bu noktada azıcık demokrasi aklınıza gelsin!
Şu mağrur ve dönüp bakmayan, soruya cevap vermeye tenezzül etmeyen tavır; serapa çirkinlik abidesidir. Bu merkez cami düşüncesi de böyle bir tavrın dışa vurumudur, ibadet değil; hükmetme arzusunun uzantısıdır. Bu girişim şehirde yaşamayan ve yaşamayacak olanlar tarafından geliştiriliyorsa, orada ?Sivas´a istediğimi yaparım!? zihniyeti vardır. Bu: hem tekebbür, hem de tecebbürdür. Yukarı Tekke tarafına büyük bir cami yapılırken; ikinci bir cami yapmaya soyunmak, dini şov aracına çevirmektir. Cemaatsiz camilerin, birbirinden süratle uzaklaşan insanların yaşadığı bir şehirde: şehir maarifi üzerine daha derin düşünceler üretilebilir. 
Neyinize mağrursunuz bilemem ama bu dünya hükmetme arzusu ile yanıp kavrulanları yeni görmedi!
Bu sözü nereye vardıracağımı, bendenizi tanıyanlar bilir.
Ama söz varmıştır bile menziline?
Ben, öyle bir binada asla namaza durmam!
Koro halinde ?Sen kimsin?? dediğinizi duyar gibiyim. Belki müthiş sinirlenmiş ve kendinizce beni bihuzur edecek adamlarınıza talimat bile vermişsinizdir. Tecrübem bunu böyle gösteriyor, eline azıcık hükümet yahut bürokrasi vasıtasıyla bir iktidar gücü geçiren, ?Dalı kıran, baş kesen?? hüviyetiyle tepemize çörekleniyor.
Sıradan bir kulum?
Şehrimi ilgilendiren bir hususta bir mümin olarak görüşümü belirtiyorum. Yaşadığım müddetçe de bu fikrin arkasında olacağım! Gelecek kuşaklara da aynı bilinçle nakledeceğim.
Sivas Halkı´na sesleniyorum! Ben de çoğunuz gibi Cuma çıkışlarında bazı yerlere cami, Kur´an Kursu gibi şeyler yapılıyor diye, hiç bir yardım isteğini geri çevirmedim. İçimden ve yürekten katılarak verdim. Bundan sonra kesinlikle arkasında kim olduğunu, ne yapıldığını bin kere düşüneceğim. Herkese de aynı şeyi teklif ediyorum, ne yapıldığı belli olmayan taleplere asla yardımcı olmayalım; bu büyük bir sorumluluktur. Halkı adam yerine koymayanların, yaptırdığı cami kendisini bağlar. Yaptırsın ve kendisi kılsın orada namaz kılacaksa ve kendi cemaatiyle kılsın.
Cami yapılmasına ihtiyaç olan bir mahalle varsa onu da mahalle halkına sorun! İslamiyet bunu gerektirir. Zorla yaptırılan bir yapı meşruiyetini yasadan alsa bile, ahlaken ?kaçak? yapı hükmündedir. ?Camikondu?, hür müminlerin yaşadığı bir islam beldesine yakışmaz.
Üzerine cami yapılması düşünülen geniş mıntıkaya gelince, rant düzeyi yüksek bir yer olduğu için, cami sadece paravan bile olabilir. İllâ yapılacaksa ve halka mutlaka sorarak, İzzet Paşa Camii gibi mütevazı ve asil bir ibadethane yapılsın. O binaları yapanların mimarî deha ve inceliğine sahip mimarımız olduğunu da ayrıca düşünmüyorum. Varsa da şuraya yazın: O kumaş ve hassasiyete sahip hiçbir mimar, ?camikondu? işine soyunmaz. Geriye, bir kopyacılık kalır; bir yerden kopyalar, getirir şehrin alnına yapıştırırsınız.