Televizyon izlemiyorum demek insana kendini iyi hissettiren bir cümle gibi oldu artık. Çünkü içerine dönüp baktığımız zaman, ?gündüz kuşağı? diye adlandırılan programların topluma hiçbir farkındalık nitelik kazandırmadığını görüyoruz. Çayınızı alıp şöyle bir televizyon kumandasını elinize aldığınızda, açtığınız kanaldan sesler yükseliyor.
?Yemek yarışması? adı altındaki programlardan o denli sesler yükseliyor ki, ben bir iki dakika izlemeye tahammül edemiyorum. Ulusal bir kanalda´´ bağırışmalar´´ hadsiz hudutsuz izlerken zevk alan bir gurup var demek ki, çünkü arz ve talep meselesi. Bizde nimete kusur bulmamak gibi bir gelenek var. Dini vecibelerimizle de örtüşen. ´´Misafir umduğunu değil bulduğunu yer´´ demişlerdi.
Şimdi bu programlar toplumun sosyal yapısına aile yapısına ne katıyor diye bakmak lazım. Aile efradınızla bir araya gelip aynı sofrayı paylaştığınız zaman, yemek programlarından esinlenerek puanlamaya başlıyorlar. Çorban 8, yemeğin 7, eskiden ?eline sağlık?, ?Allah bereketlendirsin? denirdi sadece. Hadi bu puanlamaları da bir tarafa bırakalım, peki üslup bilmeden ´´ bağrışmalar ´´ neyin nesi? Acı olanı da bu ´´bağrışmalar´´ reyting getiriyor.
Gerçekten faydalı seviyeli, o kadar öğretici programlar mevcut ki izlemesini seçmesini bilirsek. Bir dönem magazin programları hafta sonlarıydı yanılmıyorsam. Şimdi öğleden önce magazin, öğleden sonra kim kime ne kadar ´´bağıracak´´, kim kimi ne kadar eleştirecek.
Şimdi bununla mutlu olan insanlara diyeceğim bir söz yok elbette, lakin akşama kadar bu niteliksiz programları izledin. Nitelikli bir iş yapmaya çalışanı, kendini yetiştirmeye çalışanı da eleştirdin. Bu programlar insana sadece bunu öğretir zaten. Yerli yersiz eleştiriyi.
İlimizde devamlılığı olan çok sayıda kurslar mevcut, kültür merkezlerimizde Kur´an-ı kerim, Tezhip, Arapça, el sanatları vs. En kısa zamanda bir kurs müdürümüzü ziyaret edip, sizler için öneriler alırım bu mecrada paylaşmak üzere. Hanımların, kursa katıldıktan sonra ne gibi şeylerin hayatlarında değiştiğini öğreniriz hep birlikte.
´´Hayatına yeni ve faydalı bir şey eklediğin gün senin´´
´´Hayatına yeni ve faydalı bir şey eklemediğin gün senin değil ´´
Bu kadar kısa bu kadar az olan imtihan sahası olarak geldiğimiz dünya için bu kadar faydasız iş çok değil mi? Misafirlik gibi düşünün gittiğiniz evin konfor alanı nedenli iyi olursa olsun, siz misafirsiniz, rahatça ayaklarınızı koltuğa uzatıp oturamazsınız, hep bir yanınız diken üstünde kalkmaya hazır. Dünya hayatını da böyle kısa bilinmeli.
Aziz SANCAR derki; Bütün enerjinizi işinize verin. Bilim öğrenmeye çalışın. Günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın.
Faydalı ve nitelikli işler hayatımıza katmak duası niyetiyle.