Schengen bölgesine seyahat etmek isteyen tatilcilerin ve iş insanlarının karşı karşıya kaldığı randevu krizleri gün geçtikçe derinleşiyor. Konsoloslukların başvuru sistemlerinde yaşanan tıkanıklıklar sebebiyle randevu bulmak neredeyse imkansız hale gelirken, süreci fırsata çevirmek isteyen karaborsacılar fahiş fiyatlarla randevu satmaya devam ediyor. Yaşanan bu olumsuz tablo, sadece bireysel seyahat severleri değil, aynı zamanda yurt dışı turları düzenleyen seyahat acentelerini de doğrudan etkiliyor.
Sektör temsilcileri, başvuru yapabilmek için aylarca bekleyen vatandaşların çoğunlukla ret cevabı aldığını ya da seyahat tarihine kadar vize sonucunu öğrenemediğini belirtiyor. Randevu alma aşamasından pasaport teslimine kadar geçen süreçte yaşanan bu aksamalar, seyahat planlarının tamamen altüst olmasına yol açıyor. Acenteler ise katılım oranlarının düşmesi nedeniyle daha önce planladıkları tur organizasyonlarını iptal etmek zorunda kalıyor.
Karaborsacıların Yasa Dışı Yöntemleri Piyasa Dengelerini Altüst Ediyor
Vize sisteminde yaşanan erişim engellerini fırsat bilen bazı kötü niyetli yapılar, otomatik yazılımlar ve bot sistemleri kullanarak sistemdeki tüm boş randevuları dakikalar içinde kapatıyor. Elde edilen bu randevular, seyahat etmek zorunda kalan vatandaşlara VIP hizmet veya garantili vize vaadiyle 500 ile 1.000 euro arasında değişen fahiş rakamlarla satılmaya çalışılıyor. Son dönemde yapılan adli operasyonlar ve başlatılan incelemeler bu yasa dışı ağın boyutlarını gözler önüne serse de sorun henüz tam olarak çözülebilmiş değil.
Sektör yetkilileri, uzun süredir devam eden bu randevu krizinin münferit bir olay olmadığını, sistemik bir soruna dönüştüğünü vurguluyor. Güvenlik güçlerinin ve ilgili bakanlıkların karaborsaya yönelik gerçekleştirdiği denetimler ve firma incelemeleri piyasayı bir nebze rahatlatmış olsa da acenteler, konsoloslukların başvuru kapasitelerini artırmaması durumunda bu tür yasa dışı faaliyetlerin tam anlamıyla bitirilemeyeceğini düşünüyor.
Turların İptal Edilmesi Acenteleri Büyük Zararla Baş Başa Bırakıyor
Aşırı talebin özellikle İtalya ve İspanya gibi popüler güney Avrupa ülkelerinde yoğunlaşması, konsolosluklardaki yoğunluğu daha da artırıyor. Ancak bu ülkelere yapılan başvurularda dahi ret oranlarının rekor seviyelere ulaşması, turizm firmalarını çaresiz bırakıyor. Öyle ki, 30 kişilik bir tur grubu için başvuru yapıldığında yalnızca 5 veya 10 kişiye onay verilmesi, tur paketinin finansal ve operasyonel olarak sürdürülmesini imkansız kılıyor.
Kalan yolcuları farklı tarihteki turlara kaydırma çabaları da çoğu zaman işe yaramıyor. Vatandaşların yıllık izin günleri ile turların yeni tarihleri uyuşmadığında tek çare olarak turun tamamen iptal edilmesi ve ödenen ücretlerin iade edilmesi kalıyor. Acenteler, vize alamayan müşterilerin operasyonel giderlerini karşılamakla kalmayıp, uçak ve otel rezervasyonlarında yaşanan cezai şartlar nedeniyle de ağır bir mali yük altında eziliyor.
Vize Muafiyeti Olan Destinasyonlara Yönelim Rekor Seviyeye Ulaştı
Yurt içindeki tatil beldelerinde yükselen konaklama ve seyahat maliyetleri, Türk vatandaşlarını alternatif yurt dışı tatil seçeneklerini araştırmaya itiyor. Ancak Avrupa ülkelerinin çıkardığı vize engelleri nedeniyle seyahat severler, vize istemeyen veya kapıda vize kolaylığı sunan ülkelere doğru rota kırmaya başladı. Balkan ülkeleri ve Uzak Doğu gibi alternatif bölgeler, bu dönemde turizm hareketliliğinin yeni merkezleri haline geldi.
İstatistiksel veriler de vatandaşların seyahat etme arzusunun her geçen gün arttığını net bir şekilde gösteriyor. 2012 yılında yurt dışına çıkış yapan vatandaş sayısı 5,8 milyon seviyesindeyken, bu rakam 2025 yılında 11,8 milyona kadar yükseldi. Trendin hız kesmediği 2026 yılının ilk 6 ayında ise yurt dışına çıkan kişi sayısı 6,3 milyona ulaştı. Yalnızca 2026 yılının ilk yarısında elde edilen bu hareketlilik, 2012 yılının tamamındaki toplam seyahat sayısını geride bırakmış durumda.
İstatistikler Rekor Başvuru Sayısına Karşın Ret Oranlarının Katlandığını Gösteriyor
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından açıklanan veriler, Türkiye'nin Avrupa seyahat pazarındaki önemini ortaya koyuyor. Türkiye, 2025 yılında en fazla Schengen vizesi başvurusu gerçekleştiren 2. ülke konumuna yükseldi. Ancak bu yüksek talep, beraberinde daha katı değerlendirme süreçlerini ve artan ret oranlarını getirdi.
Geçmiş yıllarla kıyaslandığında tablonun ne kadar ağırlaştığı açıkça görülüyor. 2016 yılında Türkiye'den Schengen ülkelerine 937 bin 487 başvuru yapılırken, bu başvurulardaki ret oranı sadece yüzde 4,4 seviyesinde seyrediyordu. 2025 yılına gelindiğinde ise başvuru sayısı yüzde 35 oranında bir artış göstererek yaklaşık 1,3 milyona ulaştı. Buna karşın ret oranları tam 3,3 katına çıkarak yüzde 14,6 seviyesine tırmandı. Bu durum, başvuran her 7 kişiden 1'inin ret cevabı alarak seyahat hakkından mahrum kaldığını kanıtlıyor.




