Bugün, Türk tarihinin altın sayfalarından biri olan 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik aşamalarından biri olan bu cephede, bir milletin topyekûn ayağa kalkışına tanıklık edildi. Sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda bir halkın "var olma" iradesinin dünyaya ilanı olan bu özel gün, her yıl olduğu gibi bu sene de aynı heyecanla karşılanıyor.
Boğazda Başlayan Büyük Direnişin Hikayesi

Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya ile birlikte müttefik safında girdiği savaşın en çetin sınavı Çanakkale'de verildi. 19 Şubat 1915 tarihinde İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı’na yönelik deniz harekatıyla başlayan süreç, tarihin gördüğü en büyük savunma hatlarından birine dönüştü. Takvimler 18 Mart 1915'i gösterdiğinde ise Türk tabyalarından yapılan hamleler, denizden geçişin mümkün olmadığını tüm dünyaya kanıtladı.
Karada ve Denizde 325 Günlük Mücadele

Deniz zaferiyle perçinlenen bu direniş, sadece sularla sınırlı kalmadı. Çanakkale Savaşları; Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar gibi cephelerle karada da devam etti. Tam 325 gün süren bu amansız mücadele, askerimizin üstün cesaretiyle şekillendi. 9 Ocak 1916’da Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanan bu süreç, işgalci güçlerin bölgeyi tamamen terk etmesiyle son buldu.
"Çanakkale Geçilmez" Sözünün Tarihsel Ağırlığı

18 Mart, sadece bir takvim yaprağı değil; Türkiye’nin geleceği için bir dönüm noktasıdır. Boğazın serin sularında kazanılan bu zafer, Anadolu’nun işgal edilemeyeceğinin ilk ve en güçlü sinyalini verdi. Bugün kutladığımız bu şanlı yıl dönümü, "Çanakkale Geçilmez" sözünün bir slogandan çok daha fazlası, bir vatan savunması gerçeği olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.




