İş hayatının vazgeçilmezi haline gelen anlık mesajlaşma uygulamaları, çalışma saatlerinin sınırlarını flulaştırdı. Ancak hukuk dünyasında "irtibatı kesme hakkı" olarak adlandırılan yeni bir kavram, çalışanların lehine işlemeye başladı. Dünyada, özellikle de Fransa gibi ülkelerde yasal zemine oturan bu hak, Türkiye’de de yargı kararlarıyla hayat buluyor. Artık mesai saati bittikten sonra işle ilgili gelen her bildirim, aslında bir çalışma saati olarak değerlendirilebiliyor.
WhatsApp Yazışmaları Fazla Mesai Sayılıyor

Türk hukuk sisteminde haftalık 45 saati aşan her türlü çalışma fazla mesai olarak tanımlanmış durumda. Son dönemde bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay tarafından verilen kararlar, bu çalışmanın sadece ofiste yapılmadığını tescilliyor. İş yeri telefonu, kişisel mail ya da WhatsApp üzerinden gelen talimatlara cevap vermek, bunlarla ilgili işlem yapmak "dijital çalışma" kapsamına giriyor. Eğer bu iletişimler toplamda haftalık çalışma süresini aşıyorsa, işçinin her bir mesaj ve arama için ekstra ücret talep etme hakkı doğuyor.
Cevap Vermeme Hakkı ve "İrtibatı Kesme"

Mevzuatımızda henüz "irtibatı kesme hakkı" adıyla net bir madde bulunmasa da, genel hukuk çerçevesi işçinin dinlenme saatlerini koruma altına alıyor. Çalışanlar, mesai saatleri dışında işverenlerinden gelen talimatları almama ya da bu görüşmeleri gerçekleştirmeme hakkına sahip. Yargı, işçinin özel vaktine müdahale eden bu dijital temasları, işçinin emeğinin devamı olarak görüyor. Dolayısıyla, akşam saatlerinde süregelen yazışmalar, birikerek ciddi bir fazla mesai alacağına dönüşebiliyor.
İşçi İçin Haklı Fesih Sebebi
Mesai dışındaki bu dijital baskı, sadece ek ücretle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bir mobbing ve baskı unsuru olarak da değerlendirilebiliyor. Eğer bir işveren, çalışanın akşam saatlerinde maillere dönmesi veya telefonlara bakması konusunda ısrarcı olup baskı kuruyorsa, bu durum işçi için bir fesih sebebi sayılabiliyor. Bu durumda olan çalışanlar, iş sözleşmelerini haklı nedenle feshederek tüm tazminat haklarını alıp işten ayrılabiliyor. Dijital izler, mahkemelerde en güçlü delil olarak kabul ediliyor.





