Çok farklı konularda geniş ve teferruatlı bilgi sahibi idi. Türkiye’de ve İslam dünyasında olup bitenleri çok iyi takip ederdi. Yahudilerin Filistin’de, Rusların Çeçenistan’da, Çin’in Doğu Türkistan Bölgesindeki Uygur Türklerine yaptıkları zulümden bahseder sebepleri ve çareleri konusunda açıklamalarda bulunurdu. Bazen de Mecliste siyasi grupların yaptıklarından bahsederdi. Fikirleri ve hayatı ile örnek alınacak son derece duyarlı bir Müslümandı. Ankara’da Sırlı Bir Veli Ankara’ya gittiğim zamanlarda Hacı Bayram camiinde namaz kılar ve hemen alt kısımda eski Ankara evlerinin arasında bulunan muayene ve çay ocağı-dergah-sohbet yeri olan dergahını ziyaret ederdim. Bu eski Ankara evi adeta tarihten günümüze intikal etmiş bir Yesevi tekkesi gibiydi. Metruk bir ev görünümündeki evin ahşap kapısından girdiğinizde dar bir koridordan geçilip, geniş bir salona girilir, ortada yanan sobanın etrafındaki eski masa ve sandalyelere oturulur, sobanın üzerinde devamlı kaynayan çaydanlıkta tadına doyum olmayan organik bikri çayları ikram edilirdi. Adeta Ankara’nın içinde farklı bir mekan ve boyuta geçmiş gibi olurdunuz.  Bu sohbet yerinde Cumartesi günleri Kuran ve Hadis Hafızı İsmail Turan Hoca ile hadis sohbetleri yaparlardı. Sohbet esnasında misafirlerine dergahın ulularından Somuncu Baba geleneğine uygun olarak somun ekmeği ve acı biberli baharat karışımı ikram ederdi. Soğuk kış günlerindeki sohbette öğrencilere ve dostlarına somun ekmek-acı biberli baharat karışımını eliyle ikram ederken “Somun ekmek ve acı biber fakirin sobasıdır. Afiyet üzere yiyin” derdi. Bu eski ahşap evdeki zamane tekkesinde, tüm sınıflar vardı ama Ankara’da bürokrasi ve siyasette çok önemli olan hiyerarşi ve protokol yoktu. Zenginle fakir, meczupla müdür, esnafla milletvekili  bir arada oturur sohbet dinlerdi. Misafirlere ikram edilenler de sade ve samimi ikramlardı. Somun ekmek gelişi güzel birkaç parçaya bölünerek bir geniş kaba konur, yanında baharat karışımının olduğu bir karışıma batırılarak yenirdi.  Henüz daha kuşburnunun yaygın olmadığı zamanlarda kuşburnu ve kuru üzümün karıştırılarak hoşaf yapıldığı şerbeti çok hoştu. Karışımın alışılmadık görünüşünden dolayı çekinerek içenler şerbetin enfes tadından dolayı birkaç bardak daha içmekten kendini alamazdı. Eski ahşap ev, herkesin teklifsiz davetsiz girebildiği sohbet ortamı, tekke çorbası ve çayı ikramı, her makamdan insanlar ve meczuplar….Paylaşılan somunlar….Sanki kitap sayfalarında okuduğumuz nostaljik bir tablo gibi asırlar öncesinin alperen tekkelerinde anlatılan mütevazılık ve muhabbet buraya dolmuştu. Bu dergâhta yemek ikramları da çok enteresandı. Dr.Emin beyin nezaretinde hazırlanan tekke çorbasının içerisine o gün gelen misafirlerin ikram olarak getirdiği tatlılar, baklavalar, üzüm, incir, kuruyemiş..vs de katılırdı. Bu dergah çorbasını ilk defa içenler önce hayret ve çekinerek başladıkları çorbayı iştahla bitirir, tekrar bir tas daha içmek isterlerdi. Rahmetli Dr.Emin bey bu orijinal çay ve içecekleri ikram ederken “Rahatlıkla içebilirsiniz. Burada yenilen içilenleri kendi ellerimiz ile hazırlıyoruz. Yazın soğuk, kışın sıcak içecekler. Hepsi de ecdadımızın usulüne uygun Osmanlı içecekleri.” diye eklemeyi de ihmal etmiyordu. Dr Emin Bey misafirlerine İslami ve tasavvufi tavsiyelerde bulunduğu gibi tıbbi tavsiyelerde de bulunurdu. Depresyonda olan bir arkadaşa bazı ilaçlarla beraber sabah aç karnına limon suyu içmesini tavsiye etmişti. Dergahta ikram edilen kuşburnu ve bitkisel karışım çayınında şifalı olduğunu söylerdi. Kuşburnu çayı daha sonra C vitamini kaynağı ve vücud direncini kuvvetlendirdiği için meşhur olmuştu. O zamanlar çok bilinmeyen tam buğday ekmeğini yemeyi tavsiye eder, mısır ekmeği yiyen Karadeniz ve Sicilyalıların daha heyacanlı ve sinirli olduklarını, suç örgütlerince kullanılmaya müsait olduklarını söylerdi. Kuru ve taze üzüm yemeyi çok tavsiye eder, tilkinin üzüm yediği için zeki olduğunu, çocuklarımıza üzüm yedirmemizi tavsiye ederdi. Hatta her müslümanın çok üzüm tüketmesinin gerekli olduğunu, böylece daha zeki olacaklarını hemde şarap üretiminin azalacağını söylerdi. Dr.Emin Acar’ın sohbetlerinde kitaplarda bulamayacağınız hayat dersleri, ilim ve irfan damlaları alırdınız. İsmail Turan Hocayla birlikte yaptıkları Hadis ve Tasavvuf sohbetlerinde geleneğimizde çok önemli bir yeri olan sohbet meclislerinin derinliğini ve güzelliğini yaşatır, iki güzel Müslüman ilim ehlinin saygı ve sevgi ile sohbetlerine de şahit olurdunuz. İsmail Turan hocanın bazen 6-7 saat süren Hadis sohbeti sırasında Emin Bey hafifçe gözünü yumsa İsmail Hoca nazikçe “Doktor bey uyumayalım, konu mühimdir” diye ikaz eder, O’da “Uyumuyorum İsmail Ağabey, gözümü dinlendiriyorum’ diye cevaplardı Sohbetlerin müdavimi bir arkadaş oradan şöyle bir hatıra anlatmıştı: “Birgün dergahta sohbet sırasında kapı zili çok uzun ve sert çaldı. Emin Bey gülümseyerek ‘Açın bakalım, bizimkiler geliyor’ dedi. Meğer Hacı Bayram Camii etrafında ne kadar gariban, meczup, özürlü varsa hepsi oraya geliyor, aç karınlarını doyurup giderken de Emin Abi’ye o gün yaptıklarını anlatıyorlarmış. İçlerinden birisine “Anlat bakalım bu gün neler yaptın?” diye sordu. Karşısındaki meczup; “Abi bugün çok para topladım çook.” Diye cevap verince Emin Abi; “Eee söyle bakalım paralar nerede“ diye sordu: Meczup “Abi gittim çook simit aldım öteki arkadaşlara (meczuplara) dağıttım” dedi.  Bu sözlerin ardından Emin Abi bizlere dönüp “Kendini akıllı sananlar şunlar gibi paylaşmayı bilselerdi dünyada kimse açlıktan ölür müydü?” demişti. Mevla Rahmet Eylesin……. * Uzm. Dr Selahaddin Semiz 1962 yılında Sivas, Gürün’de doğdu. 1985 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Kırşehir, Kaman’da mecburi hizmetini, GATA-Ankara hastanesinde askerlik hizmetini, İstanbul Haseki Hastanesi Radyoloji Kliniğinde ihtisasını tamamladı. Hekimlik hayatı boyunca birçok STK’da aktif görev aldı. Deprem, sel ve tsunami sonrası Endonezya-Ace, Pakistan-Keşmir ve Pakistan-Pencap bölgelerinde, Sudan ve Nijer’de sağlık gönüllüsü olarak çalışmalara katıldı.  Afiyet Hastanesi Başhekimi , Afiyet OSGB, Biomekatronik Şirketinin Ortağı ve Biomedikal Ar-Ge kooperatifi Başkanıdır. Halen Özel Afiyet Hastanesinde radyoloji uzmanı ve başhekim olarak çalışan Dr. Semiz, Kutupyıldızı Sağlık Gönüllüleri Derneği Başkan Yardımcısıdır.