Hürriyet Gazetesi’nin 27 Mart 1973 tarihli nüshasının bir yanında İstanbul Boğaz Köprüsü’nün tamamlandığı haberi, diğer yanında “Âşık Veysel Heykeli İçin Bağışlar Birbirini Kovalıyor” üst başlığı altında Zeki Müren’in İş Bankası Levent Şubesi veznesi önünde elinde bir tomar parayla fotoğrafı yer alıyordu. Fotoğrafın altında şöyle yazıyordu:

“Âşık Veysel’in heykelini yaptırma kampanyasına, 10 bin liralık bağışla katılan Zeki Müren, İş Bankası’nın Levent Şubesi’ne parayı yatırdı ve ‘Bu karanlık dünya ile aydınlık dünyalı insanlara ışık tutan büyük ozana naçiz bir hediye’ dedi.”

Yine küçük üst başlıkta Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 2500 lira ile kampanyaya katıldığı belirtilirken büyük başlıkta ise İş Bankası Kültür Yayınları ile Zeki Müren’in 10’ar bin lira verdiği belirtiliyordu. Böylece daha ilk günde kampanyanın parasal varlığı 47.500 lira olmuştu.

Gazete haberinde kampanyaya katılanların listesinin gazetede yayınlanacağı belirtilirken Almanya’dan katılmak isteyenlerin neler yapması gerektiği anlatılıyordu.

İkinci gün bağış yapanları arasına 5 bin lira ile Kale Kilit, 10 bin lira ile Türk Petrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. katılmıştı. Dr. Binbaşı Necdet Ülker’in 500 liralık, İstanbul’dan Herman Boyacıoğlu ve Hayran Çorap Fabrikası’nın 100’er liralık bağışıyla kampanyanın varlığı 63.200 liraya yükselmişti.

Sivas Milletvekilleri Ahmet Durakoğlu ile Ekrem Kangal, Âşık Veysel’in Heykeli Kampanyası dolayısıyla bir telgraf göndermişlerdi:

“Halk edebiyatına ve Türk diline büyük hizmetleri olan yirminci yüzyılın en büyük halk şairi merhum Âşık Veysel’in Sivas’ta heykelinin yapılması için bir kampanya açmasını teşekkür ve saygıyla karşılıyoruz. Yurt çapında ilgi göreceğine inandığımız bu teşebbüsümüzün başarılı olmasını diler, saygılar sunarız.”

Güney Sanayi kampanyaya 20 bin lira ile katılırken bir kumaşa Âşık Veysel adının verileceğini açıklıyordu.

Velhasıl, benim “GÜLHANE PARKI’NIN UZUN İNCE YOLUNDA AŞIK VEYSEL” adlı kitabımda bu kampanyanın bütün ayrıntıları yer aldı. En yüksek bağışta bulunanlardan, beş lira verebilen Şişli’de bir kapıcıya kadar herkesin adlarını ve bütün ayrıntıları yazdım.

1973 yılının Nisan ayının ilk günü Hürriyet Gazetesi’nde Necmi Onur’un Sivas’tan gönderdiği bir haber vardı ki, çok anlamlıydı. Şimdi bu haberi aynen okuyalım:

“ÂŞIK VEYSEL’İN KARISI 100 LİRA BAĞIŞLADI

Sivas- Âşık Veysel’in Heykeli’ni Yaptırma kampanyasına ‘Gülizar Ana” da katıldı. Gülizar Ana kim? Kocaman ozanın karısı. Yıllar yılı aynı yastığa baş koymuş bir hatun. ‘Sivrialan’ köyünde başında beyaz örtüsü. Üzerinde renk renk elbisesileri. Kıpır kıpır gözleri… Kızarık. Bir girdi eve, bir çıktı dışarıya. Sonra bir daha girdi, bir daha çıktı. El etti bana:

-Hele gel biraz, diyerek. Vardım yayına. Dudakları bıdı bıdı oynamakta.

- Buyur Gülizar Ana.

Elini avcuma doğru uzattı. Bir şeyler veriyordu.

- Bunu Alasın.

Baktım verdiğini bir yüz liralıktı. Aldım.

- Ne bu? dedim. Kıpır kıpır gözlerini yüzüme dikti. Bakışlarında anılar yemyeşildi.

- Bunu âşığ bana ilk çıktığı zaman verdiydi, dedi. Ellerimi tuttu. Ve sonra konuştu. Gülizar, bu yüz liralık yeni çıktı. Bak ne güzel. Al da kendine bir yemeni alırsın, dediydi.

Kıpır kıpır gözlerinde minik damlalar gördüm. Birikti damlalar, sonra Gülizar Ana’nın çizgileri derinleşen yanaklarından aşağı doğru indi. Elini sıktım. Öptüm. Titrek bir sesle konuşmasını sürdürdü:

- Duydum ki, Âşığın galıbını yaptırırmışsınız (Kalıbı dediği heykeli) Bunu alasın. Götüresin gazeteye.. Benim adıma yatırasın.

1973 yılının son baharında heykelin yapımı da, kampanyada sona erdi. Toplanan paralarla heykelin masrafı çıktıktan sonra Sivrialan Köyü’ne elektrik getirilmiş, köyün okulu yapılmış, ihtiyaçları karşılanmıştı.

Ama, heykelin Sivas’a nakledileceği günlerde, Sivas’ı sancı tutmuştu.

Sivaslıların bu heykeli istemediği, Dikilmesi halinde parçalanacağı, havaya uçurulacağı gibi tehdit mektuplarından Vali korkmuştu. Belediye Başkanı da tehdit altındaydı. Bu badireden nasıl sıyrılacağını düşünüyordu: Nihayet Belediye Başkanı çözümü buldu. Uzun tartışmaların sonunda kararını Belediye Meclisinde yaptığı konuşmada açıkladı:

-Arkadaşlar Âşık Veysel, ünü bütün Dünyaya yayılan bir halk şairimiz. O bizim canımız, ciğerimiz! O bizim iki gözümüz! Şimdi Hürriyet gazetesi kalkmış Veysel gibi çok ünlü bir şairimizin heykelini Sivas gibi izbe bir Anadolu şehrine diktirmek istiyor. Buna bizim gönlümüz razı değildir. Sivas'a kim gelecek de burada Veysel'in heykelini görecek? Bana göre Veysel' in heykeli İstanbul' a dikilmeli. Çünkü İstanbul, beynelmilel bir şehirdir. Dünyanın her tarafından İstanbul'a turistler geliyor. Eğer biz, burada Veysel' in heykelinin İstanbul' a dikilmesi için bir karar alırsak, çok hayırlı bir iş yapmış oluruz! Böylece, İstanbul'a gelen bütün turistlere, Veysel'i göstermek, tanıtmak ve sevdirmek imkânını buluruz. Öyle değil mi arkadaşlar?”

Böylece Hürriyet gibi bir gazetenin çoğu gün sürmanşetinde olan diğer günler birinci sayfasında heyecanla duyurulan, yurt içinden veya yurt dışından onlarca vatandaşımızın yüzlerce öğrencinin küçük harçlıkları ile süren kampanya, Sivas için tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştı. Kampanya süresince gazeteye demeçler veren milletvekilleri, cemiyetler, ilgili, ilgisiz kişiler sırra kadem basmıştı. Âşık Veysel’in ülkenin hocalar hocası bir sanatçıya yaptırılan heykeli daha Sivas’a gelmedin sürgüne gönderilmişti. Yeni yeri Gülhane Parkı olacaktı.

Kampanya boyunca gazeteye demeçler veren mülki ve yerel yöneticilerin, milletvekillerinin, sivil toplum örgütlerinin vaatleri bom boş çıkmıştı. Zaten çoğunun kampanyaya maddi katkı da sağlamadığı yayınlanan listelerden anlaşılmaktaydı.

Elbette bu durum aydın kesimlerde, kültür-sanat ortamında sürekli tartışıldı.

Kampanyada 335 bin lira toplanmıştı. Bu paranın 200 bin lirası heykeline, 100 bin Lirası 'köyüne getirilecek elektriğe, geriye kalanı da mezarı ile köyündeki ilkokulun ihtiyaçlarına ayrıldı.