Hayatın en büyük imtihanlarından biri, insanın karşısına çıkan fırtınalar değildir. Asıl imtihan, o fırtınalar karşısında kökünü muhafaza edebilmektir. Çünkü kökü sağlam olmayan bir ağaç, en hafif rüzgârda bile eğilir; kökü derin olan ise kasırgalara rağmen dimdik ayakta kalır.

Bugün insanlığın en büyük problemi, dallarını büyütmeye çalışırken köklerini ihmal etmesidir. Makamlar yükseldi, binalar çoğaldı, servetler arttı; fakat gönüller küçüldü, vicdanlar zayıfladı, ahlak kökünden uzaklaştı. Kökü olmayan bir büyüme, aslında yıkımın başlangıcıdır.

Bir milleti ayakta tutan ne ordusudur ne de serveti… Onu ayakta tutan; inancı, kültürü, edebi ve irfanıdır. Köklerinden koparılan toplumlar, önce hafızalarını, sonra şahsiyetlerini kaybederler. Artık rüzgârın yönü onların yönü olur.

Ne yazık ki günümüzde birçok insan, hakikatin peşinden gitmek yerine alkışın peşinden koşuyor. Doğruyu savunmak yerine çoğunluğun hoşuna gidecek sözleri tercih ediyor. Oysa hakikat, kalabalığa göre şekil almaz. Eğilenler çoğalabilir; fakat ayakta kalanlar tarihi yazar.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:

“Güzel söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer.” (İbrahim Suresi, 24)

İşte mümin de böyledir. İnancı kök, ahlakı gövde, ameli ise meyvesidir. Kök sağlam olunca meyve de bereketli olur.

Hz. Mevlânâ’nın şu sözü de aynı hakikati dile getirir:

“Ağaç ne kadar yükselirse yükselsin, kökü kadar büyüyebilir.”

Şeyh Edebali’nin nasihati ise bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır:

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Çünkü insanı yaşatan yalnız ekmek değildir; değerleridir, vicdanıdır, merhametidir. Bunlar kaybolduğunda ayakta kalan yalnızca kuru bir beden olur.

Bugün çocuklarımıza güçlü dallar değil, sağlam kökler bırakmak zorundayız. Onlara yalnızca diploma değil, edep; yalnızca meslek değil, ahlak; yalnızca başarı değil, şahsiyet kazandırmalıyız. Zira rüzgârın şiddeti değil, kökün derinliği belirler ömrü.

Unutmayalım ki rüzgâr her zaman eser. Kimi zaman övgüyle, kimi zaman tehditle, kimi zaman makamla, kimi zaman menfaatle insanı savurmak ister. Fakat kökü hakikate uzananlar, rüzgârla pazarlık etmez. Onlar eğilmez; çünkü bilirler ki eğilen gövde değil, çoğu zaman karakterdir.

Kalemi güçlü olanlar değil, kökü sağlam olanlar geleceği inşa eder. Çünkü kökü derin olan ağaç, rüzgârla pazarlık etmez; rüzgâr geçer, o ise yerinde kalır.