Hayat Alkış İçin Değil, Hayatın emanet olduğunu bilerek yaşanır.
Günümüz insanı alkışlanmayı, anlaşılmaktan daha çok ister hâle geldi. Beğenilmek, doğru olmaktan; görünmek ise gerçekten yaşamak ve insan kalabilmekten daha kıymetli sayılıyor. Oysa hayat, başkalarının alkışlarıyla büyüyen bir sahne değil; insanın vicdanıyla baş başa kaldığı uzun bir imtihandır.
“Hayat, tekrarı olmayan bir tiyatro oyunudur. O yüzden her anını alkışlanacak gibi yaşa.” sözü ilk bakışta kulağa hoş geliyor. Fakat bu cümle üzerinde biraz durduğumuzda şu soruyu sormamız gerekir: Biz hayatı gerçekten alkış almak için mi yaşıyoruz?
Eğer hedefimiz alkış olursa, doğruyu değil; alkış getireni yapmaya başlarız. Vicdanın sesini değil, kalabalığın sesini dinleriz. Bugün sosyal medyada bunun sayısız örneğini görüyoruz. İnsanlar iyilik yapmaktan çok iyilik yaparken görünmeye, kitap okumaktan çok kitapla fotoğraf vermeye, ibadet etmekten çok ibadet ettiğini göstermeye yöneliyor. Çünkü alkış, görünürlüğün ödülüdür; fakat samimiyet, çoğu zaman sessizdir.
Hayat gerçekten bir tiyatroysa, bu oyunun seyircileri insanlar değildir. Asıl seyirci, insanın kendi vicdanıdır. Daha da ötesi, her sözü, her niyeti ve her davranışı bilen Allah’tır. İnsanlardan alkış almak kolaydır; fakat gece yastığa başını koyduğunda vicdanının sesini alkışlatmak zordur.
Tarih boyunca insanlığa yön veren büyük şahsiyetler, alkış peşinde koşmadılar. Onlar hakikatin peşinden yürüdüler. Kimi zaman yalnız kaldılar, kimi zaman eleştirildiler, hatta sürgün edildiler. Fakat bugün isimleri saygıyla anılıyor. Çünkü alkış geçicidir; hakikat ise kalıcıdır.
Hayatın değeri, kaç kişinin bizi övdüğüyle değil; kaç gönülde iyilik bıraktığımızla ölçülür. İnsan, arkasında alkışları değil, geride bıraktığı güzel izleri önemsemelidir. Bir yetimin duası, bir annenin tebessümü, bir mazlumun gönlüne dokunan merhamet; binlerce alkıştan daha kıymetlidir.
Belki de sözü şöyle tamamlamak daha doğru olur:
Hayat, tekrarı olmayan bir imtihandır.
Her anını alkış bekleyenler gibi değil; hesap verecekmiş gibi yaşa.
Çünkü alkış insanlarındır, hüküm ise Allah’ındır.