İnsanlık tarihi boyunca medeniyetler kurdu, şehirler inşa etti, teknolojide baş döndürücü ilerlemeler kaydetti. Bugün bir düğmeye basarak dünyanın öbür ucuyla konuşabiliyor, saniyeler içinde bilgiye ulaşabiliyoruz. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen insanlığın en büyük meselesi hâlâ çözülebilmiş değildir: İnsanın insanla olan imtihanı.
Çağımızın sorunu bilgi eksikliği değil, hikmet eksikliğidir. İletişim araçlarının çoğalmasına rağmen gönüller arasındaki mesafeler büyümekte, maddi imkânların artmasına rağmen insanlar iç huzuru bulmakta zorlanmaktadır. Çünkü insan ruhunu doyuran şey teknoloji değil; sevgi, merhamet, sadakat ve vicdandır.
Bugün dünyanın en büyük ihtiyacı daha hızlı bilgisayarlar, daha yüksek binalar veya daha güçlü makineler değildir. İnsanlığın asıl ihtiyacı, kaybetmeye başladığı ahlaki değerleri yeniden hatırlamasıdır. Vefanın unutulduğu yerde dostluklar kurur, merhametin eksildiği yerde kalpler katılaşır, vicdanın sustuğu yerde ise adalet yaralanır.
Ne yazık ki haset, birçok gönlü kemiren gizli bir ateş hâline gelmiştir. İnsanlar sahip olduklarına şükretmek yerine başkalarının elindekine göz dikmekte, kanaat yerine kıyasla yaşamaktadır. Oysa huzur, başkasının nimetini kıskanmakta değil; kendi nimetinin kıymetini bilmektedir.
Vefasızlık ise çağımızın sessiz hastalıklarından biridir. İnsanlar çoğu zaman geçmişte gördükleri iyilikleri çabuk unutmakta, menfaat bittiğinde dostlukları da bitirmektedir. Hâlbuki insanı insan yapan şey, zor günlerde gösterdiği sadakattir. Vefa, yalnızca bir erdem değil; aynı zamanda karakterin en güzel aynasıdır.
Zulmün yaygınlaştığı yerde güven kaybolur. Adaletin olmadığı toplumlarda huzurdan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; ailede, iş yerinde, komşulukta ve günlük hayatın her alanında yaşatılması gereken bir değerdir.
İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, tevazudan uzaklaştığında aslında küçülmeye başlar. Azgınlık ve kibir insanı yalnızlaştırırken, tevazu gönülleri birbirine yaklaştırır. Meyve veren ağacın dalı nasıl eğiliyorsa, olgun insan da mütevazı olur.
Bugün insanlığın ihtiyacı daha fazla teknoloji değil; daha fazla vefa, daha fazla merhamet ve daha fazla vicdandır. Hasedin yerine kanaati, vefasızlığın yerine sadakati, zulmün yerine adaleti ve azgınlığın yerine tevazuyu koyabildiğimiz gün, hem birey olarak hem de toplum olarak gerçek huzura bir adım daha yaklaşmış olacağız.