Sultan Şehir Sivas, tarihte Dünyanın en önemli on şehrinden biriydi. Bundan yüzyıllar önce, bu şehirde on dört medrese olduğu bilinir. Yani bugünün hem dinî hem de ilmî sahada hizmet veren, on dört üniversitesi gibi. Biraz da bu yüzden, yani ilim merkezi olduğu için bu şehir geçmişte, dünyanın sayılı şehirlerinden biri oldu. Prof. Osman TURAN, Sivas ve Konya’da toplanan verginin, zamanın İngiltere ve Fransa’sında toplanan vergiden fazla olduğunu yazar. Şimdilerde şehrimizde iki üniversite var. Düz mantık gidersek, kaybımız on iki üniversitedir. Lâkin, öyle bir projemiz var ki eğer planlandığı şekliyle imar edilirse, kayıp hanemize yazılan bu on iki medresenin de üzerinde, ihya ve irşad hizmetini yerine getirecek. Siyer-i Nebî Külliyesi, Müslümanların yüzde doksanını oluşturan Sünni İslam Dünyasını genelde, özelde ise; Selçuklular döneminde "Yücelik Beldesi" ve "Güzellikler Beldesi" anlamında Dar'ül-Âlâ ve "Alimler Beldesi" anlamına gelen Dar'ül-Ulemâ unvanlarıyla anılan Sivasımızı, Selçuklu Devleti günlerinde olduğu gibi yeniden ilmin merkezi durumuna eriştirecektir.
İşte bu müstesna projenin temel atma töreni 30 Temmuz Perşembe günü Sivas Şeyh Şamil Mahallesi, Arifan Külliyesi mücavir alanında yapılacak ve orada bulunan bahtlı topluluk “tarihe şahitlik” edecek. Temeli atılacak olan Siyer-i Nebî Külliyesi ile sadece birkaç meskûn mahalin değil; İslam âleminin toparlanmasının, ulemanın toparlanmasının da temeli yeniden atılmış olacak. Külliyenin tanıtım metinlerinde de yazıldığı gibi; “Alemlere rahmet, üsve-i hasene Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in nurunun hilkatinden refik-i a’laya irtihaline kadar her hâlini ve sahabe-i kiram ile yaşadığı her anı, Siyer-i Nebi ve Siret-i Nebi temel başlıkları altında tüm detayları ile en üst seviye muasır dijital sunumlarla neslimizin idrakine nakşedecek olan 30 ayrı ilmî yapıdan oluşan Siyer-i Nebi Külliyesi’nin temeli, sayın Necmeddin Bilal Erdoğan Bey ile devlet erkanı, İslâm dünyasından, Türkiye’den alimlerin iştiraki ve Sivas halkının katılımı gerçekleştirilecek.
Siyer-i Nebi Külliyesi 30 ayrı ilmî yapıdan oluşacak, dedik. Peki, nedir bu otuz ayrı birim derseniz, işte o birimler;
1. Siyer-i Nebi Külliyesi Dijital Sunum ve Eğitim Merkezi,
2. Siyer-i Nebi Külliyesi Kırklar Mescidi
3. Siyer-i Nebi Külliyesi Uluslararası Yüksek İhtisas Enstitüleri
- İmam-ı Azam İhtisas Enstitüsü / Usul-u Fıkıh ve Fıkıh Alanında
- İmam-ı Maturidi İhtisas Enstitüsü / Kelam ve Tefsir Alanında
- İmam-ı Buhari İhtisas Enstitüsü / Ulum-u Hadis Alanında
- İmam-ı Gazali İhtisas Enstitüsü / Mezhepler ve Mezhepler Tarihi
1. Siyer-i Nebi Külliyesi Tıbb’n-Nebevi Sağlık Bilimleri İhtisas Enstitüsü
2. Siyer-i Nebi Ashab-ı Suffe Tasavvuf Araştırmaları Merkezi ve Enstitüsü
3. Siyer-i Nebi Külliyesi Uluslararası İslam Alimleri İlmi Araştırma ve İlmî Kongre Merkezi
4. Siyer-i Nebi Külliyesi Uluslararası İhtisas Kütüphanesi
5. Siyer-i Nebi Külliyesi İslamofobi ile Mücadele Merkezi
6. Siyer-i Nebi Külliyesi İlmiye Misafirhaneleri
7. Siyer-i Nebi Külliyesi İdari Bina ve Misafirhane
8. Siyer-i Nebi Külliyesi Aşhane
9. Siyer-i Nebi Külleyesi Çayhane
10. Siyer-i Nebi Külleyesi Kreş ve Çocuk Bakım Ünitesi
11. Siyer-i Nebi Gençlik Kamp Merkezleri (19 yapı)
12. Siyer-i Nebi Külliyesi Peygamber Meslekleri Atölyeleri
13. Otopark ve Yeşil Alanlar
Görüldüğü üzere; Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ve Selçuklular dönemde inşa edilen muhteşem medreseleri, şifahaneleri ile ilmin ve de tıbbın merkezi olmuş ve halen ayakta duran sekiz yüz yıllık eserlerimize, binlerce yıl hatta Kıyamete kadar hizmet etmesi murad edilen yeni ilim merkezleri eklenecek. Hayırlı, mübarek olsun. Değil Sivas’ta; Türkiye’de hatta Dünyada, İslâmi sahada ve Siyer alanında hizmet edecek, mânevi alanda yaşanan birçok boşluğu dolduracak bu büyük projeden haberdar olmayan, bu müstesna ve de mümtaz eserin farkında olmayan çokları var. Haberi olan bazılarının da sosyal medyada yazıp çizdiklerinden, projenin büyüklüğünü kavrayamadıklarına ya da çok iyi kavradıklarından, karşı çıktıklarına şahit oluyoruz. “Medrese temeli atacağınıza, fabrika temeli atın” sığlığında, irfâni bir bakıştan uzak lakırtılar yazıldığını da okuyoruz. Bu düşünce; “kendini ve de Rabbini iyi bilmeyen ama adı Müslüman olanların, hayatı dünyadan ibaret sanma” savrulmuşluklarıdır. Sivas’ı Sebastiao ve Anadoluyu da Anatolia olarak bilmek ve de görmek isteyen, “yemi bizden yeyip, yumurtayı başka folluklara yumurtlayanları” da anlıyorum tabi. Yusuf Kaplan Hocanın dediği ve defaten yazdığı gibi; “Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimizin konumunun sarsılmaya çalışıldığı bir süreçte, bu küresel projeyi püskürtecek, Peygamber aşkını kalplere ve zihinlere nakşedecek yüzyılın adımı Sivas’ta atılıyor.” Bilmemiz ve bildirmemiz gereken budur.
Şimdi, hali vakti yerinde olan Müslümanlara düşen, bu temele bir kürek harç atmak, bu betona demir olmak, bu duvara bir tuğla koyarak destek olmaktır. Tıpkı, “Az çok fark etmez — fark eden, o safta, o duvarda bir tuğla olmaktır” denildiği gibi.
Vakıf başkanı ve de bu büyük projenin yürütücüsü, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ve Dîni Mübîni İslâmın hâdimi olmayı şiar edinen Ömer Faruk Müderrisoğlu Hocamın işini kolaylaştırmasını ve muvaffakiyetler nasip etmesini ALLAH’ü Zül-Celal ve-l Kemâl Hazretlerinden niyaz ederim.
Es-selam…