Bayram sabahı kurulan o zengin sofralar, farkında olmadan mideye aşırı yüklenmemize neden olabiliyor. Dyt. Çağla Koç, güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlamanın kritik olduğunu savunuyor. Kızartma, kavurma, sucuk, salam ve sosis gibi ağır şarküteri ürünlerinden uzak durulması gerektiğini belirten Koç, bunların yerine haşlanmış yumurta ve az yağlı peynirlerin tercih edilmesini öneriyor. Domates, salatalık ve taze biber gibi çiğ sebzelerin sofrada bolca yer alması, hem tokluk hissini artırıyor hem de sindirimi rahatlatıyor. Ayrıca gün boyu tatlı ikramları olacağı için kahvaltıda bal ve reçel gibi şekerli gıdalardan kaçınmak, kan şekeri dengesi için büyük önem taşıyor.
Şerbetli Tatlıların Cazibesine "Sütlü" Bir Alternatif
Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi olan şerbetli ve hamurlu tatlılar, ani kan şekeri dalgalanmalarına ve yorgunluk hissine davetiye çıkarıyor. Bu noktada porsiyon kontrolünün altını çizen Çağla Koç, ağır tatlılar yerine küçük porsiyonlarda sütlü tatlıların veya taze/kuru meyvelerin sunulmasının daha sağlıklı olduğunu ifade ediyor. Sadece yiyecekler değil, içecek tercihleri de bu dengenin bir parçası. Şekerli şerbetler ve asitli içecekler yerine; az şekerli ev yapımı limonata, taze sıkılmış meyve suları veya ferahlatıcı bir ayran, bayram ikramlarını çok daha hafif bir hale getiriyor.
Sıvı Kaybını Suyla Telafi Edin ve Hareketlenin

Ramazan boyunca vücudun su ihtiyacının azalmış olması, bayramda bir "sıvı borcu" yaratabiliyor. Dyt. Çağla Koç, bu kaybı yerine koyabilmek için gün içinde en az 2 ila 2,5 litre su tüketilmesini tavsiye ediyor. Su tüketimi sadece susuzluğu gidermekle kalmıyor, aynı zamanda metabolizmayı canlandırarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor. Beslenmenin yanı sıra fiziksel hareketliliğin de unutulmaması gerektiğini hatırlatan Koç, bayram ziyaretlerine imkan dahilinde yürüyerek gitmenin veya asansör yerine merdivenleri tercih etmenin, bayramda alınan kalorilerin yakılmasına ve sindirimin kolaylaşmasına büyük destek sağladığını vurguluyor.





