Her akademisyen, her uzman; dara düştüğünde kendi başının çaresine bakabilecek yetkinlikte olmayabilir. Ama mutlaka, sahip olduğu formasyon ve iş piyasasında revacı nispetince ülke sathında etkili olabilecek bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyel, yeterince üretememe ve layık olduğu standartlara erişememesine rağmen; kendi işine ve içine gömülerek sessiz tüketiciler olarak yaşamaktadırlar.
Orta sınıfların değiştirici ve dönüştürücü gücü, tecrübe ile sabittir. Türkiye koskoca ve dinamik bir ülkedir. Enerjilerini yeterince yansıtamamış kesimlerin ve yetişkin insanların, sosyal hayata daha içten katıldığını ve politika ile ilgilenmeye başladığını düşünürsek önümüzdeki günler siyasi açıdan hareketlenebilir.
Tebdil-i mekân eyleyen hocalarımdan birinin verdiği dersi asla unutmuyorum, ruhu şad olsun. ?Uçuruma doğru yürüdüğünde, sana muhalefet eden kişiye kulak ver, destekleyenden ise uzak dur!? demişti. Talebelerden biri de ?Uçuruma doğru yürüdüğümüzü nereden anlayacağız, hocam?? diye, sormuştu. Uzun zaman duraksamıştı hocam? Nice sonra, ?Kendinizi hep uçuruma giden bir gibi görün, söylenen her sözü de ona göre değerlendirin!? diyerek, başka bir konuya geçmişti. Bilge Hoca devrini çoktan kapattık, aslında tüm dünya böyle bir sürece girdi. Bu durum algı yönetimini kolaylaştırmaktadır ama reel olan, algı ile tepelenemez.
Yetkin (kâmil) insanlara da, yetişmiş insanlara da büyük görevler düşer. Bilenle bilmeyen mevcudiyet açısından eşit değildir ama özellikle de mesuliyet açısından bir değildir.