Dünyada ve ülkemizde teknik direktörlerin oynanan maçın ardından yaptıkları açıklamalar, son yıllarda daha fazla dikkatimi çekmeye başladı.
Ne dediklerini anlamak mümkün değil!
Öyle ki, biz farklı bir maç mı izledik diye kendi kendime de sormadan edemiyorum.
Maçta hiç pozisyonu olmayan takımın teknik direktörü bile “baskılı ve iyi” oynadık demekten vazgeçmiyor.
Çoğu teknik direktörün, bulunduk konumlarından ve zorunluluktan dolayı baştan savma konuşmalar yaptıklarını düşünüyorum.
İletişim eksikliği nedeniyle derdini anlatamayanlarda yok değil!
Sivasspor’un Iğdırspor maçından sonra istedikleri gibi oynayamadıklarından şikayet edip rakibini suçlayan Hikmet Karaman, türü konuşmalara da tanık olmaktayız.
Ancak, İsmet Taşdemir gibisine ilk kez rastlamaktayım.
Tecrübeli teknik adam Iğdır maçından sonra ağız ucuyla Iğdırspor’un iyi takım olduğunu söylese de, rakibinin attığı güzel golü rastlantılara ve kendi konsantrasyon hatalarına bağladı.
Hatta, rakipleri Iğdırspor’un topun o bölgeye gelmesinde “kendi defansını” suçlama erdemini de gösterdi.
Bunu duyunca çok sevindim.
Çünkü, Iğdırspor attıkları golde takım oyunu ile hazırlayıp son noktada golcüsü Gianni Bruno’nun tek vuruş becerisinin kusursuz bir şekilde pratiğe yansımasıyla kazanmıştı.
Sivasspor’dan Aaron Apindangoye ile Fevzi Yıldırım ve Iğdırspor’dan Gianni Bruno zihinsel esnekliği ve vuruş becerileri ile futbolun en güzel üç anını yaşattılar izleyenlere.
Yani kısaca takım kavramı ve son noktada gerekli olan bireysellik. Bu arada futbolda bireyselliğin nerede ve nasıl kullanılması gerektiğinin de üç örneğini izledik.
Genelde teknik direktörler bu söylediklerim türünden izleyenlere bilgi verecek konuşmalardan neden kaçınırlar?
Kendi eksikliklerini dile getirmek bir yana rakibin iyi yaptığı birkaç hareketi övmek çok mu zor?
Maçı kazanan teknik direktör, konuşmasının anlamlı bir bölümünü rakibine ve onun ekibine övgü dolu sözler söylemeye ayırsa ne kaybeder.
Birçoğu olmasa da bazılarının “açıklamalarında” rakiplerine iyi takım demeleri ise hiç de inandırıcı gelmiyor.
Rakibe pozisyon vermedik, söylemleri ise kendilerini övmekten başka bir anlam taşımıyor.
Kendi hatalarından gol yediklerini ileri sürmek elbette ki rakibin yaptıklarının üzerini örtmez.
İsmet hoca, takımı aldığı yerden nerelere getirdiğinin üzerini çizse de benim düşüncem “övünülecek” bir şey yapmadı.
O olsa da olmasa da Sivasspor, ilk on içerisinde bitirebilirdi.
Ya bir basamak yukarı, yada bir basamak aşağı!
Zaten, Sivasspor’u play-off’a aday konumda aldı ve öyle de kaldı.
Sivasspor’u play-off’a taşısa bende başarılı oldu derdim.
Kadroyu ben kurmadım, söylemlerini de hiçbir teknik direktöre yakıştıramıyorum.
Göreve gelirken, takımın kadro yapısını ve kalitesini bilerek geliyorsunuz.
Bu söylemi, başarısızlığa bulunan “kılıf” olarak görüyorum.
Başarılı bir teknik direktör, şapkandan “tavşan” çıkartmasını bilecek.
Hazır ve kaliteli takımı herkes, şampiyon yapar.
Bilmem anlatabildim mi?
Kalın sağlıcakla…