Sivasspor'da kim ne derse desin, yıllardır gerçek anlamda bir başkanlık yarışı yaşanmadı.
Genel kurullar çoğu zaman formaliteden ibaret kaldı.
Sivas Ticaret Odası toplantı salonuna üyeler geldi ve koltuklarına kurulup yerlerini aldılar.
Öyle ki, ellerini kaldırmaları istendiğinde kaldırdılar ve sandığa gidip oy vermeleri istendiğinde sandığa gidip oylarını kullandılar.
Kullanılan oylar, sayıldığında hiç geçersiz yada muhalif oy çıkmadı. Hepsi bu kadar...
Peki, üyelerden “hiç” sorgulayan oldu mu?
Yada söz alıp, kürsüye çıkıp "bu kulüp nereye gidiyor?" diye soran oldu mu?
Yönetimlerden hesap isteyen, yapılan yanlışları eleştiren, alternatif fikirler ortaya koyan üyeler gördük mü?
Bence, ne yazık ki hayır.
Sivasspor’un genel kurullarında yıllardır, hakim olan tablo, hep sessizlik oldu.
Dilek ve temenniler bölümü birkaç dakikada ile geçiştirilirken, üyelerin büyük bölümünün kulübün gerçek sorunlarından habersiz olduğu bir düzen oluşturuldu.
Muhalefetin olmadığı yerde denetim olmaz!
Eleştiri ve denetimin olmadığı yerde ise hatalar büyür, sorunlar derinleşir.
Bugünlerde Sivasspor'un yaşadığı yönetim krizine şaşıranlar, dönüp geçmişe baksınlar.
Yıllarca sorgulamayan, hesap sormayan, kulübün geleceğine dair fikir üretmeyen bir üyelik yapısının sonunda ortaya böyle bir manzara çıktı.
Son kongrede de üyelere “farklı” bir sorumlulukta yüklendi.
Tüzüğe eklenen yeni maddeye göre başkan adayı olmak isteyen bir kişinin toplam üye sayısının yüzde 15'inin yazılı imzasını toplaması gerekiyor.
Başkan adayı olmakta “üyelerin” imzasından geçmeye başladı.
İmza toplamak, sadece destek bulmak anlamına gelmez!
Aynı zamanda mevcut yapı içerisinde ciddi bir örgütlenme ve güç gerektirir.
Bu nedenle söz konusu madde, "her önüne gelen aday olmasın" anlayışından çok, "kimse kolay kolay aday olamasın" sonucunu ortaya çıkartmıştır.
Bu kongrede taraftarlarımız, dışarıdan güçlü bir başkan adayının çıkmasını bekliyor.
Gerçekler ortada!
Soruyorum size; kulübün üyeleri yıllardır yönetim süreçlerine aktif katılım göstermemişken, kongrelerde tek bir eleştirel konuşma dahi yapılmazken, mevcut üyelerin önemli bir bölümü kulübün içinde bulunduğu mali ve idari durumun farkında bile değilken, hangi aday gelip bu engelleri aşacak?
Evet, kimse dışarıdan bir kurtarıcı beklemesin!
Sivasspor'u bu noktaya getiren sadece ekonomik sorunlar değildir.
Asıl problem, yıllardır oluşan ve kimsenin sorgulamadığı “yönetim” kültürüdür.
Bugün yaşananlar, “üyelerin” yıllardır süren sessizliğinin doğal sonucudur.
Sivasspor'un yeniden ayağa kalkabilmesi için önce “üyelerin” bu sessizliğini bozması gerekir.
Yoksa, dışarıdan bir başkan hayal olur.
Yine içeriden yani, geçmiş yönetimlerden birisi bırakın başkan adayı olmayı, başkan olur.
Kalın sağlıcakla…