Teknik Direktör İsmet Taşdemir göreve döndü, ilk antrenmanını yaptırdı ve ardından kameraların karşısına geçti.

Ancak yaptığı açıklamaları dinleyen Sivasspor taraftarı muhtemelen futbol konuşulacağını beklerken kendini bir mali müşavir toplantısında buldu.

Mikrofonların karşısına geçti ve peş peşe cümleler kurdu. Ama bu cümlelerin çoğu teknik direktör açıklamasından çok, kulübün içinde bulunduğu mali enkazın basın bülteni gibiydi.

Açıklamaların büyük bölümü sahadan çok Sivasspor’un kasasına dairdi.

İsmet hoca, "İlk hedefimiz borçları sıfırlamak."

Bu cümle bir teknik direktörden çok kulüp muhasebecisinin ağzına yakışıyor.

Elbette Sivasspor'un ekonomik sıkıntıları herkesin bildiği bir gerçek.

Ancak taraftarın teknik direktörden duymak istediği ilk şey borç değil, oyun planıdır. Sistemdir. Kadro yapılanmasıdır. Sahada nasıl bir Sivasspor izleyeceğimizdir.

Oyun planı, mücadele sözü, takım kimliği, sahada ne göreceğimiz…

Duyduklarımız daha çok borç, transfer yasağı, yabancı dosyaları, ayrılacak oyuncular ve “zor süreç” oldu.

Elbette, Sivasspor’un “borcu var” denebilir!..

Doğru, bunu kimse inkar etmiyor. Eğer, ilk idmanın ardından verilen mesajın omurgası umut değilse, sahaya çıkmadan önce taraftarın omzuna yeniden kriz yüklenmiş olur.

Soruyorum, İsmet hocanın önceliği takım mı, muhasebe masası mı?

Borç yönetimi, yönetimin işidir.

Teknik direktörün görevi, elindeki kadroyla sahada mücadele ortaya koymak ve taraftara yeniden “inanacağı” bir takım göstermektir.

Daha ilk günden verilen mesaja bakın; Transfer açılırsa şampiyonluğu konuşuruz, açılmazsa sıkıntı yaşarız.

Bence, bu tarz bir söylem, sezon başlamadan mazeret kapısını aralamaktır.

Neymiş efendim, Şampiyonluk transfer olursa, başarısızlık transfer olmazsa...

İsmet hocam, o zaman teknik direktörün farkı nerede?

Sivasspor taraftarı yıllardır imkansızlıklar içinde başarı hikayeleri yazan bir kulübü destekledi.

Bugün taraftarın duymak istediği şey "zor olacak ama başaracağız" cümlesidir.

Öyle, "Transfer olmazsa sıkıntı yaşarız" değil!

Bir başka dikkat çeken ifadesi ise: "Kulüp sahipsiz kalma noktasına geldi."

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Kim getirdi?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılan her açıklama eksik kalmaya mahkumdur.

İsmet Taşdemir'in samimiyetinden şüphe duymak doğru olmaz.

Burak Özçoban'ın çağrısıyla geri dönmesi ve kongrede başkanın “maddiyat konu olmadı” cümlesini yeri gelmişken öylesine söylenmiş bir söz olarak görüyorum.

Para almadan kimse gelmez!

Evet, İsmet Taşdemir'in işi kolay değil.

Ama teknik direktörlük makamı da zorlukları anlatma değil, çözümleri üretme makamıdır.

Sivasspor taraftarı “ekonomik” rapor değil, sahada mücadele eden bir takım görmek istiyor.

Süper Lig'e çıkış yolu muhasebe defterlerinden değil, yeşil sahalardan geçer.

Kalın sağlıcakla…