8 Mart…
Kadın...
Ne fark eder hangi coğrafya da olduğu? Bir yanı arşa kadar merhamet. Allah'ın rahim esması süzülmüş sinesinden içeri.
Kadın...
Ne fark eder doğurmuş ya da doğurmamış olduğu? Doğduğu andan itibaren annelik hissiyatı ile donanmış.
Kadın ...
Ne fark eder, sosyal statüsü? Konumu, yuvayı hep yapan olmuş. Hep fedakar.
Sabır ...
''Eski kadınlar ne kadar sabırlıymış, çileyi onlar çekmiş diye söz açılır.'' Sabrın onlar için işleyişi farklıydı. Bazen düşünmeden edemiyorsun, gerçekten bu kadar sabırlı oldukları için mi sustular, yoksa çaresizlikle mi örülüydü tüm duvarları?
Kadın eşi tarafından darp ediliyor, baba evine gidiyor. Babası nasıl olur da kocan dövdü diye gelirsin der, bir de o darp edip tekrar koca evine gönderilir.
Kadı kocası ile tartşır .Erkek eline geçen ilk şeyi karısının üzerine atar .Ne fark eder bu sıcak demlik olduğu ,''Erkek adam sinirlenmiştir bir kere '' kadın feci şekilde bacakları yanar.Kadının annesi gelip çocuklarına damadına yemek hazırlar. kızına bakar.'' El gün duymaz böylece ''
Kadın evleniyor, yurt dışına gidiyor. Uzun yıllar hasret gelemiyor. Kadın ya ailesini özledim diyemez eşe itaatsizlik olur .
Kadın çok konuşuyor diye kafasına ağır bir darbe , kafası parçalanıyor eşi tarafından .Doktora götüren kadının ailesi aman kocanı ihbar etme diye binbir tenbih de .
Kadının saçları kaynı tarafından örgülerinden koparılıyor. ''Gelinlik'' ettiği için ağlayamıyor bile.
Hiç sorulmadan evlendirilen kadınların hikayesi saymakla bitmez ...
Kadın çok konuşursa darp ediliyor. Diğer kadınlar da'' kadın az konuşacak ''diye kadını susturuyorlar.
Gelinliğin ile girdiğin yuvadan kefeninle çık nasihatleri ile gelin olan hanımefendiler sizce çok sabırlı oldukları için mi sustular? Yoksa toplumsal baskı yüzünden ve çaresizlikten mi?
Çok da kuşak atlamadık en fazla bu kadınların biz torunuyuz. Azı çok eden şükreden, razı gelen bir neslin torunuyuz. Günümüzde bazı hanımefendilere bakınca tahammülsüz diz boyu , pire için yorgan yakan, cafcaflı evlilikler sonu hüsran oluyor çoğu kez huzursuz yuvalar, ortada kalan çocuklar. Tahammülsüzlüğün eşiğinde olan bu nesil cefa yüklenmiş omuzlarına kadınların hikayelerini dinlerken bunca konfora ben ne kadar da şükürsüzüm diye bilmeli, özeleştiri yapabilmeli.
Her kadın özeldi. Nihayetinden kadın da etten kemikten insan değil miydi?
Kimse çileyi isteyerek çekmedi, hiç şüphesiz. İki uç noktada da kadın hikayesi. Tabi ki sadece kadın değil, hiç bir canlı eziyeti hak etmez. Lakin sanki bu nesil de saygıyı, diğerkâmlığı öğrenmeden evlilik için EVET dememeli, hiç bir çocuk ufak mevzular için dağılan bir yuva da büyümeyi hak etmez.
Bir sonraki yazıdan buluşmak duası ile.