On bir ayın sultanı Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, sağlıklı bireyler için bir arınma süreci olsa da özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar için dikkat gerektiriyor. Sivas Medicana Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, Ramazan ayında yetersiz sıvı tüketiminin özellikle böbrek taşı hastaları üzerinde ciddi yan etkiler oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Uzun süren susuzluk, sadece ağrı ataklarını tetiklemekle kalmıyor, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında kalıcı bozulma riskini de beraberinde getiriyor.

İdrar yoğunluğu ve kristal oluşumu riski artıyor

Vücudun gün boyunca ihtiyaç duyduğu sıvıyı alamaması, böbreklerin süzme mekanizmasını doğrudan etkiliyor. Prof. Dr. Gökhan Gökçe, böbreklerin yetersiz sıvı ile çalışmak zorunda kalmasının idrar yoğunluğunu artırdığını belirtti. Bu durumun, taş oluşumuna zemin hazırlayan kristallerin idrar yollarında çok daha hızlı birikmesine yol açtığını vurgulayan Gökçe, "Bu tablo, mevcut sessiz taşların hareketlenmesine, şiddetli ağrı ataklarına ve hatta bazı hastalarda ciddi kanama ya da enfeksiyonlara neden olabilir" dedi. Özellikle geçmişinde taş düşürme öyküsü olan bireylerin bu dönemde çok daha hassas davranması gerekiyor.

İftar ve sahur arası doğru sıvı tüketimi nasıl olmalı?

Sıvı alımının sadece miktarı değil, tüketim şekli de böbrek sağlığı için belirleyici bir faktör. Böbrek taşı hastaları için suyun tek seferde ve aşırı miktarda tüketilmesinin bir fayda sağlamadığını belirten Gökçe, sıvının iftar ile sahur arasındaki zamana yayılması gerektiğini ifade etti.

Uzman doktorun tavsiyesine göre, bir anda 1-2 litre su içmek yerine, 1-2 saatlik aralıklarla düzenli bardaklarla su içmek çok daha etkili bir koruma sağlıyor. Vücudun yeterli suya doyup doymadığını anlamanın en basit yolunun ise idrar rengini takip etmek olduğunu söyleyen Gökçe, açık renkli idrarın yeterli sıvı alımının en güçlü göstergesi olduğunu hatırlattı.

Beslenme alışkanlıklarında taş oluşumunu tetikleyen hatalar

Ramazan sofralarındaki beslenme düzeni, böbrek sağlığı üzerinde doğrudan söz sahibi. Prof. Dr. Gökçe, ağır karbonhidrat ve hayvansal protein tüketiminin risklerini şu sözlerle özetledi:

"Aşırı karbonhidrat tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumuna davetiye çıkarabilir. Yüksek miktarda hayvansal protein ise kandaki ürik asit düzeyini yükseltir. Bu durum, idrarda taş oluşumuna karşı doğal bir kalkan olan 'sitrat' seviyesini azaltır. Bu nedenle sofralarda bitkisel protein kaynaklarına ve dengeli porsiyonlara mutlaka yer verilmelidir."

Tuz ve kafein tüketimine sınırlama getirilmeli

Böbrekleri yoran en büyük düşmanlardan biri olan tuz, Ramazan’da da başrolde. Aşırı tuz kullanımının kalsiyum atılımını hızlandırdığını belirten uzmanlar, lifli gıdaların ise koruyucu etkisinden faydalanılması gerektiğini savunuyor. Özellikle doğal sitrat kaynağı olan limonata veya taze limon suyunun destekleyici olabileceği belirtilirken, çay ve kahve konusunda uyarılar peş peşe geliyor. Bu içeceklerin idrar söktürücü özelliği nedeniyle vücuttan su atılmasına neden olduğunu ifade eden Gökçe, aşırı tüketimin gün içinde susuzluk hissini ve taş riskini artıracağını vurguladı.

Kimler oruç tutmadan önce doktora danışmalı?

Her hasta için risk durumunun bireysel olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gökhan Gökçe, özellikle şu grupların hekim onayı olmadan oruç tutmaması gerektiğini belirtti:

Daha önce birden fazla kez taş düşürenler,

Kronik böbrek yetmezliği başlangıcı olanlar,

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu yaşayanlar,

Doğuştan veya operasyonla tek böbrekli olan bireyler.

Bayram Sofralarında Tatlı Tuzak Olabilir
Bayram Sofralarında Tatlı Tuzak Olabilir
İçeriği Görüntüle

Eğer oruç tutarken şiddetli yan ağrısı, idrarda kan görülmesi, ateş yükselmesi veya idrar yaparken zorlanma gibi belirtiler yaşanırsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşıyor.

Kaynak: İHA